27 Ağustos 2025 Çarşamba

 Oysa

Senin bana

Benim sana

Oyle buyuk zaafimiz var ki

Bu ne ask ne sevgi

Ne tutku ne sehvet

Icten ice seni de

Beni de yiyip bitiren

Olesiye ve olduresiye

Arada birakan

Korkutan

Kactiran

Sevdiren ve hatta

Bezdiren

Filmlerdeki kara sevda

Oysa

Ne senden mecnun

Ne benden leyla

Olmaz

Bizden bir bok olmaz




26 Ağustos 2025 Salı

Kene

 Bunu sonuna kadar okur musun bilemiyorum. 

Insallah okursun.

 Gerci hicbirsey hissetmedigin birinin dusunceleri neden seni alakadar etsin o da ayri bir konu. 

Yine de birlikte gecirdigimiz bu kadar senenin hatirina okursan memnun olurum. 

Belki bakis acini degistirir belki kabul edersin bazi seyleri de hayatta sadece kendinin hakli olmadigini daha net gorursun.


Oncelikle bunlari yazabilmek soyleyebilmek benim icin cok buyuk keyif. 

Neden dersen artik beni ayrilmakla tehdit ederek istediklerini yaptirmaya calisan beni maddi manevi her turlu somuren biri hayatimda yok.

 Beni ararsan ulasamayacaksin. 

Mesaj atarsan iletilmeyecek.


 Kendini ne kadar onemli zannedersen zannet senin kralligin zavalli eşinin sana sagladigi imkan kadar. 

Bunu koyune dondugunde daha net goreceksin. 

Cunku kimse seni pohpohlamayacak kimse senin gotunu kaldirmayacak.

 Kimse sana iltifat etmeyecek. 


Yazik ki seni kimse gercekten sevmemis ve sevmeyecek.

 Cunku en basta sen kendinden baska kimseyi sevebilecek bir potansiyele sahip degilsin. 

Bencilsin. 

Yonlendirmeyle hareket eden basit bir kuklasin. 


Hicbir konuda kendi kararlarini alamamissin ve alamazsin.

 Seni cok iyi taniyorum. 

Ve ahmet mehmet hasan her kimse seni yonlendirmeden sana sunu yap demeden sen hicbirsey yapamazsin. 

Senin kuklaligini kabul edebilecek herhangi bir kadin da zaten hicbir sekilde seni hayatinda istemez. 


Bana bakma.

 Benim seni hayatimda neden istedigim malum. 

Arabali erkek istedigim her yere goturebilir. 

Esyami tasiyabilir. 


Evde bozulan seyleri tamir edebilir. 

Hamdolsun catisi akan evde yasamak zorundayken ben asla bir gun bi usta getirelim de suraya baktiralim dedigini gormedim. 

Bana bir tane hediye aldigini da gormedim mesela. 

Kendi giyim kartlarindan kendine bir sey dahi alamazken oturup bir de benim sana almami istedin. 


Bunu da aynen bu cumleyle soyledin. 

Hic utanmadin. 

Cebimden cikmiyor sonucta benim icin bir onemi yok.

 Fakat bir gun tesekkur edip karsiliginda iki gram sevgi verebildin mi? 


Vermedin.

 Hep aldin hep aldin hic doymadin. 

Gozun hep baska kadinlardayken gidip sarmas dolas onlarla dans edebilir plajlarda icki alemi yapabilir hatta beraber sabahlayabilirdin. 

Ve bunlarin benim tarafimdan dile getirilmesi sana hep batti. 


Bu kadar namertligi serefsizligi yaparken sen, benim memnun olmama hakkim bile yoktu.

 Sen benden gavat olmami istedin. 

Cunku kendin en buyuk gavattin.

 Hicbir zaman beni kiskanmadin benim orami burami kestigini soyledigim insanlarla bile dost oldun. 


Hayatimda senden daha buyuk bir domuz gormedim. 

Sana ne verdiysem yaz bir kagida. 

Sevgi saygi deger ne gelirse aklina. 

Iste o toplamin binde birini bile veremedin bana.

 

Duzelirsin adam olursun diye cabaladim ugrastim nafile. 

Millet sevgilisine nasil davraniyordu sen bana nasil davraniyordun.

 Yordun beni. 

Nefret ettirdin.


 Ne yapsam bir kabahat buldun.

 En ufak seyde bile ben senden daha ustunum imasi yaptin. Varsin ustun ol ne farkederdi? 

Sen yanindakine sahip cikamadiktan adam olamadiktan sonra?


Hastaneye goturmek arabayla tasimak iki uc is yapmak sen bunlari gorev mi saniyorsun? Adam sezere kufretti diye saldirmaya kalktin. Uc gun sonra bana kufreden adami gorunce korkudan iceri kactin. Neredeydi erkekligin o zaman? Zavallisin. Senin gorevin bana vaadettigin gibi beni sevmek beni el ustunde tutmak bana deger vermekti. Yanlis soylemissin sen sadece kendine kurban olacak biri istiyordun. Okandan ayril diye aglamalarin gozumun onunde. Onun verdigi neyi verebildin de boyle yiyemeyecegin kadar buyuk yaragin altina yattin?

Huzur istedin huzur mu verdin? Arkami her dondugumde baska is cevirdin. Namussuzlugun kitabini yazdin. Adim boynuzluya cikti. Hic bosuna yemin etme beni kimlerle aldattigina kadar biliyorum. Malimi biliyorum cunku. Ancak anlamadigin sey ben seni sevmistim. O kadinlar bir anlik abazaliklarina yenik dustuler. Ama sen buna hep goz yummami bekledin. Tekrar ediyorum ne zaman sana guvensem hep kazik attin bana. O dans videon hala gozumun onunde. Sana ne hakkim varsa binlerce kez haram zikkim olsun. Colugundan cocugundan degil senden ciksin. Fitil fitil burnundan gelsin. 

Bak soylemek ne kadar kolaymis. Cahilsin. Gorgusuzsun. Kirosun. Nerde nasil davranacagini asla bilmiyorsun. Seninleyken utaniyordum anliyor musun? Yasindan degil davranislarinin koylulugunden. Gozun gec acilmis kadinlari uyuturum sanmissin ondan bundan da akil almissin. Nafile. Senin gibilere koylu kurnazi derler. Ha bir de sonradan gorme. 

Iki tel sac ektirince kendini kevin costner zanneden, zannettigi artistin adini dogru yazmaktan bile aciz, kulaktan dolma cahilce fikirlerle dunyaya yon verdigini dusunup ustune bir de bana akil vermeye kalkan hadsiz. Senin tanimin aynen boyle.

Aglamis olabilirim. Uzulmus olabilirim. Belki bu mektubu sana hic vermeyecek de olabilirim. Ancak uzun vadede kendimi tebrik edecegimi biliyorum. Cunku sen hayatima girmis en kan emici varliksin. Ruhumu emerek beslendigini zannettin. Senin kendini bulunmaz biri gibi hissetmene neden oldugum icin esas en buyuk geri zekali da benim bunu da biliyorum. Ve bir bok olmadigini yuzune soylemekten de kivanc duyuyorum. Kendi hayatinin iplerini bile ele alamamis salagin karaktersizin tekisin. Hicbir bok degilsin. Esasinda bir boksun tabi. Sifona bastigim an gidersin. Soyledigin tum yalanlar gibi kendin de hicbir ise yaramazsin.

Bir yerlere goturdugun icin tesekkurler. Genelde hesabi ben odemis olsam da ev ekonomine katkida bulundugumu dusunmek guzel. En azindan ailenin rizkini yemedim. Hatta sana yaptigim harcamayla ailen bile benden riziklanmis olabilir. Onlara helal sana haram olsun. 

Simdiye kadar ayrildigim hicbir iliskimde boyle seyler soylemedim. Cunku hicbiri bu kadarini da haketmemisti. Ama sen daha da fazlasini hakettin. Hep kendimi tuttum. Neler yapabilecegimi sen iyi bilirsin. Ama hicbirinden muzdarip olmadan yaptiklarin yanina kar kalarak cikip gidebilmek de bir marifet. Tebrikler. Yalniz bunun bir de Allah kati var unutma. Ve benim hakli bedduamin gozyasimin insanlari nasil carptigi konusunda da cok saglam orneklerim var. Rabbim her seyi gordu izledi. Bu saatten sonra sana beddua etmek bile bos. Hatta bunlari yazmam bile zaman israfi. Ancak gene de soyleyecegim Allah beni affetsin. Seni de islah etsin. Olmayan kisiliginle kuklaliginla sevgisizliginle sinasin seni. Ve emin ol sen bunun altindan asla kalkamazsin. 

Ben seni Allaha havale ediyorum. O ne yapacagini iyi bilir. Olur ya geberir gidersin, o gun de hakkim haram olsun. Bana yasattiklarinin laneti gozumden akittigin her damla yasin laneti senden kat kat daha fazla ciksin. Surun cetin. 

Sana butun benligimle asik oldum. Sana butun hayatimi vermeye hazirdim hep. Benim de kotu yonlerim olabilirdi. Yine de bana yasattigin hicbir seyi haketmedim. Unutmus gorunsem de bana kumsalda attigin dayagi o kadinla karsilikli cilvelesmenizi, dansindaki sehveti hicbirseyi unutmadim. Hep Allahtan diledim. Acisiz olumu olmasin. Yasattigini yasamadan olmesin.

Benim iyi kotu bir hayatim vardi. Kendi basima yasamaya calisiyordum. Ne istedin ulan benden? Bu karsiliksiz mi kalacak saniyorsun? Vebali senin boynunadir. Umarim bana yaptiklarin urgan gibi boynuna dolanir.


24 Ağustos 2025 Pazar

Kotu

Cok boktan ruyalar gordum. Barda egleniyorduk bir suru tanidik vardi. Ben disari ciktim. Cetin o kadar cok icmisti ki saga sola salca oluyordu. Kizin biri bunu bicakladi. Iceri kostum kiz daha ileri gitmek uzere elinde buyuk sivri bir bicak var. Insanlar kacisiyor bazilari da durmus mal gibi bakiyor. Cetin yerde her yeri kan. Kizin onunde durdum dur yapma etme. Kiz bicagi bana salliyor kolum kesiliyor. Yok diyor yarim birakmam isimi. Nolur yapma o benim sevdigim sevgilim onsuz yasayamam ne olursun yapma diyorum. Kiz bir anda yumusuyor bicagi birakiyor. Ben bicagi aliyorum. Cetinin yaninda yerde bir suru insan kemigi. Cetinin kemikleriymis onlar da bicakla ayrilmis. Onlari da aliyorum zarf gibi poset gibi bir seyin icine koyuyorum. Ortaligi polis basiyor beni birileri disari cikariyor cetini fethiye devlet hastanesine kaldiriyorlar. Ama biz fethiyede degiliz datcadayiz. Ben eve geliyorum yine bir suru tanidiklar  kimi diyor haketti kimi diyor yazik oldu. Kalkip elimde o kemiklerin oldugu dosyayla fethiyeye yola cikiyorum. Beni once iceri almiyorlar bir yerlerden girip cetine ulasmaya calisiyorum. Kogus gibi bir yerde yatiyor yatan belki 20 kisi var ayni odada. Hastane ana baba gunu cetinin akrabalari bicaklayan kizin akrabalari cetinin karisi hepsi orda  bir de nasilsa kizla bu uzaktan akrabaymis. Bazi akrabalar diyor ki ikimizin de akrabasi ne yapacagimizi sasirdik. Ben odadan cikmiyorum ki tekrar jceri girmek zor olmasin. Ama cetinin yanina da gitmiyorum nedense. Uzaktan bakiyorum. Sonra toplanti salonu gibi bir yere aliyorlar hepimizi yaralilar taniklar akrabalar hepsi dahil. Ben iceri girdigimde cetin otururken ayaga firlayip bana dogru kosuyor. Ama benim yanimda ufak bir kiz cocugu var ona kosuyor onu kucakliyor. Beni gormuyor ya da gormek istemiyor. Her zamanki gibi benim sucum olmayan seyler de benim sucum ona gore diye dusunuyorum. Bu toplantida ogreniyorum ki kiz cetin benim yuzume tukurdu ben de bicakladim diye ifade vwrmis. Polis de nedense onu hakli bulmus. Kiz da orda nezarette falan degil. Ben tuvalete gidiyorum. Karsima cikiyor elinde baska bir bicakla. Ben seni dinledim oldurmedim. Simdi sen beni dinleyeceksin o dosyayi bana vereceksin diyor. Ilk basta acaba versem mi nasil olsa cetini oldurmedi diyorum. Ama kiz oyle bir konusuyor ki o benim yuzume tukurdu oh olsun falan. Ben olayi en basta guvenlik kamerasindan izliyorum yuze tukurme falan yok. Yalan soyluyor diyorum. Vermem diyorum. Bicagi bana sallamaya basliyor kol bacak vs kesiliyor benim. Ben yine de vermiyorum kosarak toplantinin yapildigi yere gidip konusan polise dogru dosyayi firlatiyorum. Polis kaniti aliyor bu pesimden bicakla kostugu icin direkt yakaliyorlar ama gene serbest birakiliyor. Kiz dedigim en fazla 20 yasinda. Sonra sanirim ben de hastaneye yatiriliyorum o arasi bende yok. Gece vakti cetinin yaninda yatiyorum. Elinde kizakli eski tip bi telefon var bir seylere bakiyor. Bana cok soguk. Telefonu kapatip kenara koyuyor. Ben de ona sariliyorum. Kokusu bile burnumda su an. Sonrasinda garip bir tanik koruma programi tarzi bir  bizi. Cetini korumak icin sacini cok tuhaf kesip yesile boyuyorlar. Burda cetin iyice ayaklanmis ama bu sefer ben yatiyorum hastanede. Benim sacimi mora boyuyoruz. sacma sapan bir nazi kiyafeti giydirmek istiyorlar tarzini degistireceklermis. O iste ortak akraba dedigim kadinlardan biri odanin kapisini calip surdaki poseti ver de terziye gotureyim diyor bana. Ben de veriyorum. 5 dk sonra geri geliyor ben yanlis posedi almisim kizim diye. Posedi bana geri veriyor ama icinde o nazi kiyafeti yok. Kizla bir olup calmislar. Polis baska cozum buluyor derken ruyanin geri kalaninda bir kac kizla birlikte o polisin durusmaya kadar sakla dedigi kemiklerle bicagi suclu kizdan kacirmaya calisiyoruz. Surekli baska herlere sakliyoruz ve o surekli karsimiza ckkip bizi tehdit ediyor. Baska bir karede cetinin kucaginda 2 cocuk var biri cok kucuk. Surekli agliyorlar ve cetin sinirleniyor. Fatmaya ver sunlari bunu mu dinlicez diyor. Kapiyi acip fatma yenge diye bagiriyorum nedense. Fatma geliyor tuhaf tuhaf bakiyor ama birsey soylemiyor. Al sunlari yenge bi susturuver hele diyorum iki cocugu da kucagina veriyorum. Uyanmadan hemen once de cetin i hasta yataginda baska bir kizla sarilmis yatarken goruyorum. Ama icimde bir gram kiskanclik yok. Ikinizden de asla ayrilmam ikiniz de benim kaderimsiniz nasil olacak bilmiyorum ama ben ikinizi de birakamam diyor. Ben buyuk bir gavatlikla sen iyiles hele bir yolunu buluruz diyorum. Ona sariliyorum fakat diger kizi aramizda cok bariz bir sekilde hissederek. Sicrayarak uyandim yaz olmasa gotum acik kaldi dicem ama ruyanin bir de en basi var aile meseleleri olmus kisiler. Sabah 7 de uyudum 9 da boyle uyandim bu kadar seyi 2 saatte gordum. Simdi tekrar uyucam umarim devami daha iyi olur

16 Ağustos 2025 Cumartesi

Yine 2022

Sen dunyanin en guzel adamisin. Azicik gotun kalkik ama o da benim sayemde. Sana deli bir tutkuyla bagli oldugumu biliyorsun. Miknatis gibi beni kendine cektigini biliyorsun. Senin kollarin disinda hicbir yerde huzur bulamadigimi biliyorsun. Seni koklamadan yasayamadigimi da biliyorsun. Bugun bana bakip ne guzel guldun. Gozlerimin icine baktin.  Ozledim diyemedin. Sen beni ozlemissin dedin. Sen ozlemedin sanki. Beni kucaklayip uyutmayi ozlemedin sanki. Esek kadar kadini kucuk kizim diye sevmeyi ozlemedin sanki. Ve kucaginda hayran hayran sana bakan minik kizinin sana neden bu kadar asik oldugunu dusunmeyi ozlemedin sanki. 

Ben seni ozledim. Kavgalarimizi bile. Az aglatmadin benim gibi hic aglamayan bir okuzu. Az guldurmedin benim gibi hic gulmeyen bir mutsuzu. Sanki oyuncak bebegimmis gibi sana sarilip uyuyakalmayi ozledim. Yanagimi sana dayayip kabus gorunce daha da siki sarilmayi. Ben bulasik yikarken arkadan bana sarilmani. Bebegimmm dedikten hemen sonra beni kirletmeni. Saclarimi cekmeni kiyafetlerime karismani beni barbie gibi giydirmeni. Sarhos olunca dusa sokmani beni yikamani ozledim. Aylarca gorusmedikten sonra beni zorla dusa sokup kendin de arkamdan gelmeni. Ben seni sicarken de seviyorum askim diye bagirip kapiyi geri kapatmani. Senden utanmamayi senden gocunmamayi yaninda obez vucuduma ragmen cirilciplak gezmeyi. Beraber pizza yemeyi. Bana surekli cok para harciyorsun diye kizmani. Yaptigin yemekleri. Zorla yedirmeni. Hicbir yemegimi begenmemeni. Kucuk seylerden bana kizmani. Ama yine sevmeni. Cok sevmeni. Beni kiskanmani ozledim. 

Cok asigim sana cetinim. Kelken de asiktim. Sen benim ilk askimsin. Sana o kadar buyuk bir dunya ve o kadar buyuk bir ask verdim ki. Anladin anlamadin bilemem. Ama bir gun anlamani bekliyorum iste. Yillar sonra bir gun aklina gelirsem ulan o kiz beni ne cok sevmisti demeni istiyorum. 

Bil ki cetinim, senden baska hic kimse bu kalbe anahtar degil. Sen benim ilk ve son askimsin. Ilk ve son sevgilim. Ilk ve son yanginim.

Hayatima baskalari girer tabi girmez degil. Ama hicbiri senin yerini alamaz. Siradan olurlar. O kadar basit.

Gittigin gun bunu sana verecegim. O gun en sevdigim ilk fotografimizi evin en guzel yerine asacagim. Sen yanimda olmasan da hep kalbimde olacaksin.

Benim icimde yasattigim bir cetin var. Sen nerede olursan ol o cetin hep benimle. Ben artik onun kucuk kiziyim. Gozlerimi kapattigimda onun kucagindayim. Ruyalarimda onunla ayni yataktayim. Askcetinim o artik benim. Ama kokunu unutuyorum yavas yavas. Ne olur son kez saril bana. Kokun ustume sinsin. 

Yoksa yasamak oyle guc ki sensiz. 


11 Nisan 2024 Perşembe

11 haziran 2021

 Korkuyorum

Hic hissetmedigim endiselerden birini yasiyorum. Geberip gitmek mesele degil. Cocuklari arkamda birakmak. Onlarin kimsesiz ac susuz sokaklarda kalma ihtimali. Birbirlerinden insanlarin ayirmasi. Zehirlenmeleri araba carpmasi olmeleri... kendim icin zerre endiseleniyorsam namerdim. Olmek gitmek zaten hep istedigim sey degil miydi? O yuzden o sorun degil. Ama konu cocuklar olunca elim kolum bagli.

Hastaligimin ne oldugunu bilmiyorum. Olup olmeyecegimi kimsesiz ameliyatlara girip girmeyecegimi. Hicbirsey bilmiyorum. Torasik cikis diye suphelenip gittigim beyin cerrahi.kalp damar cerrahina git dedi. Mugla yucelenden gelen bir kadin varmis o da bugun burda diye yucelene geldim. Uzun zamandir buraya gelmiyordum. Ama bir dusunsenize bu koridorlarda hep yalnizdim. Bir kac kez haricinde holteri tahlili fizik tedavisi bilmem.nesi hep yalnizdim.ben. kimse yoktu gene yok. Simdi ameliyata karar verilirse gene kimse yok. Napicami bilmiyorum. Cocuklari kime emanet edecegimi bilmiyorum. Inanilmaz midem bulaniyor. Sistem gitmis sira vermiyorlar. Bugun baktiramazsam sali gelmem gerek. Dairede isler cok yogun. Hicbirsey yapamam.ki. yoruldum. 

Bakar dediklerim yarrami bakarmis gorduk. Askim kusarken veterinerlere davutla sezer tasidi bizi. Basim donuyor. Kimse yok. Datcada kimsem.yok. marmariste kimsem yok. Hicbir yerde kimsem yok. 17 sene once de oyleydi. Sozde arkadaslarim var saniyordum. Sozde arkadaslar iste. Simdi kimse yok. 

Arada bunlari yazarken gozlerim doluyor. Sonra toparlaniyorum. Ne olacagini bilmiyorum. Yorgunum. Bikkinim. Sikildim. Dusunmekten olecegim bu gidisle.

Ben yokum ve hatta oluyorum diye cetin herkese dondurma dagitmis. Eskiden de arkamdan konusuyordu simdi de kendini aklama calismalarina devam ediyordur eminim. Bir insan kendini aklamak icin nasil ilk askim dedigi birinden nefret edebilir? Anlamak icin basitlesmeyi goze alamiyorum. Davul bile dengi dengine...

Cildiriyorum. Psikiyatri tam karsimda. Ama ona da sira alamiyorum. Yeniden ilac kullanmak istemiyorum. Kalp ilacindan kurtulamiyorum. Artik kendimi oldurmek icin hamle bile yapamiyorum. Cunku cocuklar. Cunku boktan bir hikaye. 

Calismak istemiyorum. Yasamak istemiyorum. Tek korkum cocuklarim. Baska zerre kadar korkum yok. Askim.zaten hasta. Onun ilacini henuz alamadim. Bugun hastane cikisi almam gerek. Ne yapacagimi bilmiyorum. Napicami bilmiyorum.

Allah beni hicbir zaman umutsuz sikintili birakmaz biliyorum. Bu da gececek. Hepsi gececek. Hepsi gececek. Hepsi gececek. Hepsi gececek. Hepsi gececek.

Bir doktordan daha hicbir bokun yok cumlesini duyup anlamsiz bakislarla gratis'e gittim sonra. Yolda sandaletlerim koptu. Gidip ucuz bi plaj terligi alip ayagimdakileri ilk gordugum cope firlattim her zaman yaptigim gibi. Bir iki saygideger insana ugradim. Biraz dolastim. Hatta starbucks'a gittim. Marmaris benim anilarimdaki marmaris degildi artik. Unutmayi basarmis, basarmistim!
Sanki kadikoy'e gelmisim gibi yillar sonra, tadini cikarmaya calistim her animin. Ve tabi bundan da mutlu olamadim.

O gunu degil hayatimin son 7 senesini dusundum durdum dun. Kafamda evirdim cevirdim baktim bakmadim dondurdum duzelttim... ne acidan bakarsam bakayim bombok bir hayatin icine gene kendi kararlarimla sicabildigimi gorup kendimi tebrik ettim.
Yemin ediyorum bu bloga 2009 mu 2010 mu artik her ne zamandan beri yaziyorsam hic ama hic ilerleyememisim. Hala ayni aptalliklar hala ayni guvensizlik gorunumlu asiri guvenler hala ayni dus kirikliklari hala ayni zumrut.
Olunca duzelirim dedigim her sey oldu ve ben ayni kaldim.
Ne olacak boyle?

10 Ocak 2024 Çarşamba

25 ocak 2021

 Sarki bittigindeki sessizlik...

Cit yok.

Belki cagla konusuyor uzulme anne diyor.

Askim yine konusmadan yuzume bakiyor. 

Iyi ki almisim bu elektik sobasini

Yoksa ne yapardik bu sogukta

Klima kendini bile isitmiyor. Oyle bir soguk.

Sanki camelide kalorifersiz kalmisiz. Oyle bir soguk.

Ama usumezdik kontes hatirlar misin

Keske simdi burda olsan

Askim in varligina isyan etmistim neden getirdim ki demistim

Ama senden kalani o topladi. Senden ogrendiklerini o caglaya ogretti.

Belki de sana annem... belki de cagla sensin.

Bilmiyorum.

Bildigim sey usudugum.

Yoruldugum ve biktigim

Oyle bir uyumsuzluk ve uyum ki

Bayezid music parcalari gibi

Muslum gurses ve metallica...

Ne alaka

Ama oyle...

Azer bulbul ve george michael beraber olabilir mi

Sevgi mi nefret mi adini sen koy...


TIpki sarkidaki gibi

Colde bir hafta

Bir damla su yok

Yiyecek girla

Ama su yok

Olecegim

O benim suyum


NEfes alamiyorsun

Kaburgalarini sikiyorlar

Hastanede verilen oksijenim


KOrkunc agrilarim dinmiyor

Bir advil ignesi

Bitti

O benim ignem


SOz konusu o olunca kimse yok

O olunca herkes pul kadar degersiz


ILk ve son askim

Olmayan gencligimin sarkisi

Sila mi gurbet mi bilmiyorum

Donuyorum


GItsin artik

Acayim o sarkiyi

Adini sen koy dedikce muslum baba

Daha da usuyorum


Tough love icin bu henuz bir baslangic. Sonunu getirip getiremeyecegimi henuz bilmiyorum. Uzun zamandir yapmak istedigim birsey bu aslinda. Beceremeyecegimi bile bile varolan herseyi gelmeyen ilhamla yogurup yazabilmek anlatabilmek. Belki en basindan su oldu bu oldu diye baslasaydim daha kolay olurdu. Belki olanlari hatirladikca icine dustugum durumlardaki psikolojimi daha iyi anlayabilirdim


28 Kasım 2022 Pazartesi

11 eylul 2022

 Sen yoksan her sey eksik

Sen varsan her sey tamam

Soz konusu o olunca hic kimse yok

Soz konusu o olunca hicbirseyin pul kadar degeri yok

Insan 2 saatlik uykuyla twilight serisinin tamamini oturup izleyip bir de hungur sakirt aglar mi? Ben bugun bunu yaptim.

ILk defa 2009 da ebru ile beraber izledigimde bu filmi tipki rahmetli nur yerlitas yuz ifadesi ile bu ne bicim film amk falan demistim. Bugun 13 yil sonra o gun o evde kim varsa mutlulugu yakalamisken ben tek basima bu depresif kafayla daha bir guzel daha bir manali izledim.

DEdim ki o bana gelip " sonsuza kadar benimle olman icin seni vampir yapacagim" deseydi ve ben celladima simdiki kadar asik olsaydim seve seve kabul ederdim. Baska sansim olamazdi ki. Farzedin ki vampir de yapmayacak ikimiz beraber geberip gidecegiz. Onu da kabul ederdim saniyorum. Ya da su anki duygusalligimdan boyle dusunuyorum. Bilmiyorum.

Bugun yine bir onursuzluk yapip her seyi benim uzerime atip defolup gitmis sevdigimi aradim. Aylardir sesini ilk defa duyuyordum. Onun egosu onu aramamdaki niyet okuyuslari cektigim acidan aldigi zevk... bunlari yazmam aciklayabilmem imkansiz. Ama hep boyle degil miydi zaten. O beni hic sevmedi ki. O benim onu deli gibi sevisimi sevdi. Yasamak icin ona bir ego tatmini gerekiyordu. Gereken kaynagi bana aci cektirerek gozyasimdan sagladi. Giderek icime kapanmamdan kiskancligimdan hasedimden delirmisligimden beslendi. Baska turlu o nasil simdiki halini alabilirdi?

Maymun maymundur da hakikaten bazen dogru soyluyor. Bir gun bana kalkip dedi ki "elin kirosunu yobazini sen alip basinin ustune koyarak adam etmissin resmen. Erkege bu kadar yuz verilmez!"

Ama isin kotusu her zamanki gibi hem gerceklerin kabak gibi farkinda olusum hem de psikopatca kendime zarar verircesine kafama takmam.

SImdi neyi taktigimi da bilmiyorum. Cok sevdim anlamadilar aldattilar yalan soylediler kiyasladilar ok tamam cok guzeeel. Iyi de bunlari daha once de yapmamislar miydi? Onlara da boyle mi tepki vermistin?

YOk. Esasinda bu benim icin bir ilkti. Cunku 24 saat beraber oldugum ayni evde ayni yatakta ayni dairede ayni arabada birlikte oldugum ilk ve tek insandi kendisi. Hayatimda olmasina o kadar alistim ve haketmese de ona o kadar cok asik oldum ki zor geliyor. Adam buradan gideli 2 ay olacak. 2 aydir yuzunu gormedim dogru duzgun sesini bile duymamistim bu sabaha dek. Insanin icinden bir gram mi eksilmez? Eksilmiyor.

Cunku mecburen is yerinde birisi konusunu aciyor evde bir seye bakip bunu o yapmisti bak hala bozulmadi diyorum en sevdigim mekanlara hep onunla gitmisim en yakin arkadasim samet bile onun en yakin arkadasi... cocuk gecmisten bir bahis aciyor illa ki o olay oldugunda orada o da varmis. Ne yapacak sansur mu koyacak? Belki kadin olsaydi koyabilirdi lakin erkekler o kadar duygusuz ki kadin ruhunun kirilganligindan asla anlamiyorlar. Amaaaaan gene mi o deyip duruyorlar daha da uzuyorlar.

YAsadiklarimi daha duzgun cumlelerle anlatmak isterdim. Ona olan tutkumu saplantimi hayranligimi agzindan yerde surun lafi ciksa itiraz etmeden surunebilecegimi daha vurucu yazmak isterdim. Ama yapamiyorum. Cok uzuluyorum. Icimde cok birikmis sey var. Kimseye anlatamiyorum. Kimse de anlamiyor zaten. Erkekler zaten okuz. Cevremdeki kadinlarin cogu dinlemez bir kismi dinlese de anlamaz bos bakar. Kimisi aman salak bu da der iyi gun dostudur. Kimisi evli diye yargilar benim kafa yapimi bilmesine ragmen. Kimisi dusmandir dost gorunur yarrami yesinler. Vallahi biktim.

BI ara psikiyatriste anlatayim dedim. Kadin diplomasini yirtiyordu. Hayat cok guzel hobiler edin falan dedi. Ben de he ok dedim. Tam benlik tavsiyeler degil mi...

Camelinin bana kazandirdigi yegane seylerden biri olan evde oturmaktan sikilmamak kavraminin ekmegini yiyorum yillardir. Is ve ev disinda gordugum tek yer ev yolu ustundeki a101. Arada da bakkala sigara almaya. O da yolumun ustu.

YOlumun ustune Allah mutlu olmam icin ufak dokunuslar serpti. Bir suru kopegim bir suru kedim var sokaklarda. Param yettigince beslemeye sevmeye ilgilenmeye calisiyorum. Bazen hep beraber oyun bile oynuyoruz. Yine de sirin in yerini kimse tutamaz.

SIrin deyince... omrumun en guzel dogum gunu hediyesi neydi biliyor musunuz? Gecen yil tam da bu gunlerde onun beni cameliye goturmesi. Camalinin yaz aksami sogugu da civi gibidir. Kalinkozda savcinin evinde 2 kat yorgan altinda simsiki sarilmistik birbirimize. O uyuyayim diye saclarimi oksayip alnimdan operken ben milyonlarca kez tesekkur ediyordum ona gozyaslari icinde.

BAzen iste boyle sevdi beni. Masal bile anlatti korkmayayim diye. Usudum giydirdi. ayagimin altinda cikan yaralara tiksinmeden pansuman yapti. Surekli nasihat etti abiligini kullanip. Kizdiginda gozumun icine bakti sovmesine gerek kalmadan. Oyle cok korktugum zamanlar oldu ki ondan. Sonra onun benden daha cok korktugunu gorunce herhalde buyu bozuldu.

Cok agladim bir gun. Once kizdi. Sonra gel buraya dedi. Kucagina aldi sanki bebekmisim gibi. "Sen benim kucuk kizimsin" dedi sonra. Onun kucaginda kac kez huzurla uyudum saymadim. "Kalk kiz 80 kilo bacagimi uyusturdun" der elimden tutar yataga 0gotururdu. Gelmezsem kizardi. Beraber uzandigimizda ustumu ortup defalarca kontrol eder iyi geceler demeden once belki yarim saat yari uyur yari uyanik operdi beni. Kemigimi kirar gibi sarardi. Keske hep oyle kalsaydi.

Onu son kez icime cekmek ve oyle gondermek isterdim. Cunku en basindan ikimiz de bir gun bitecegini biliyorduk. Bunu kabullenmistim. Ama veda bile edememek ne kadar dogru onu bilemedim. Daha mi iyi olacakti daha mi kotu? Ne farketti ki? Iki durumda da bicak icimde donup duruyor. Onu hep yanimda hissediyorum. Sanki bir yerden cikip "ben seni sicarken de seviyorum askimmm" diye bagiracakmis gibi geliyor.

Belki yediremedigim atlatamadigim budur iste.

O benim hatiralarimin en guzel yerinde. Hep de oyle kalacak.

Ama onun aklina geliyor muyum? Iste onu bilmiyorum.


7 Temmuz 2022 Perşembe

Lenta

 Eskiden olsaydi buraya affettiklerimle ilgili ovgu dolu sozler yazardim. Yazmayacagim. 

Bildiginiz uzere benim hikayemin basi gayrimesru sonu karanlik. Son gunlerde populer olan "yeterince oksijen var. Sen nasil astim olabiliyorsun" dan farksiz sekilde takma kafana hayat guzellerle devam etmemi beklediginiz sacmaliklar silsilesinden olusuyor.

Bu nedenle kirk senelik hayatimda her zaman sonuclarini bile bile o an istedigim seyi yaptim. Cunku hayata 5 yil vadeden baktim. Bu olay beni 5 sene sonra sinirlendirmeyecek uzmeyecek dedim hep. Ha bir de "en fazla yine yanilirim" selim'in kulaklari cinlasin. Bana cok kizgin. Neyse.

Kendime yazdigim bir not

Ani yasarken uzun vadeyi de dusun. Yasadiklarini unutma. Zorluklari unutma. Bu sana ders olsun. Sag koluna her baktiginda bedduasini aldigin masumlari dusun. Bir degil iki degil. 

Lenta benim kaderim. Lenta benim kaderimi degistirenim. Lenta her hayatimda rastladigim ve iyi ya da kotu bir hikaye ile noktaladigimiz hep yarim kalan bir sey. Onun ve benim ne oldugumuz kim oldugumuz hic onemli degil.

Belki lenta lentaliktan cikmistir bir hayatta. Facilis olmsutur. Belki tough love tough degildir. Belki de ben deliriyorumdur.

Saka bir yana lenta her ne olursa olsun ugruna savasmaya degecek bir sey olmali.

Ve savasmaya degecek bir sey olmadigini anladigimda devam etmemem gerektigini hatirlamak icin guzel bir iz.

Cunku dovmeyi oyle guzel yapiyorlar ki acisini hissetmiyorsun bile. Harikalar.

Ama lenta... onun acisi....

Tarif bile edilemez.

Selametle

5 Aralık 2021 Pazar

Am bitine kelebek kondu, sonunda uctu

  Sonra ne mi oldu? Tasinmazi hacizlerin oldugunu bilmeden satin aldim. Tum hacizler bana kaldi. Odeyemedim. Cok sikinti cektim. Bu hacizler kalkmayan cinstendi. Hem ode ode bitmiyordu hem de tasinmazin dogal eklentisiydiler. Sistikce sistim. Daha da kilo aldim. Uzuldukce kendimi yemege agladikca aklimi alkole verdim. Digerlerine bu yuzden benzemiyordu iste. En fazla yine yanilirim diye baliklama atladigim hicbir iliskide bu kadar uzulmedim ben. Yoruldum sikildim biktim coktum yikildim. Ama ayaga kalkip savasmaya devam ettim.

Bir kadinin yasamamasi gereken herseyi yasadim. Evet bir yatakta baska biriyle basmadim oyle bir ihtimalin olabildigini su an dahi dusunmuyorum. Ama dusuncelerini baskalariyla bastim, fikirlerini baskalariyla yakaladim, planlarini baskalariyla izledim. 

Yildim, gittim, geldim. Dayanamadim. Onun gulen gozlerine gozlerinin etrafindaki kirisikliklara asla ektiremedigi saclarina bakarken, bakmayi unuttum aynadaki mutsuz kadina. Cok mutsuz oldum. Cok mutlu oldum. Cok sevdim. Cok sevildim. Ama huzuru yine bulamadim.

Aldigim tum net kararlar her gun dairede karsimda gormekle tedavulden kalkti. Dairede herkes bildi ki zumrutun tovbesi cetini gorene kadardir. Ya da tam tersi. Gemiyi halat cetini zumrut baglar. 

Nefes alamadim gunlerce. Sagligim giderek bozuldu. Yorgunluktan ayaga kalkamaz oldum. Bu sefer toplumsal sacmalik kadinlik gorevleri bekleyen biri yoktu. Her ne yaparsa yapsin hatalarina goz yumacak biri lazimdi ona. ve bunu saygi olarak adlandiracak kadar sacmaliyordu. Burada oturup basimdan gecenleri anlatacak degilim artik. Ilk askim da olsa iliklerime kadar sevdalandigim tek insan da olsa su kadar yillik yasamimda beni yanlistan vazgecirmis, dogrulari gormemi saglamis, beni ozgurlugume kavusturmus birinden baska birsey degildi.

Evet tam olarak oyle.

Hayatimin aski dedigim adama artik oyle demiyorum. O benim hayatimin aynasi, gercekleri gordurenim, beni yillar sonra yine ben yapanim, hayatimin en buyuk hatasini yuzume vurup kafesten cikmami saglayanim.

Onunla beraber kapadim gecmisimi. Oyle bir kapadim ki acmaya kalkanlara gotumle guldum. Aradiklarinda sasirdim, biraz guldum eglendim. Sonra ondan da vazgectim. Insanlar simdi zavalli olmamislardi. Insanlar hep zavalliydilar. Gectigimiz yillarda da oyleydiler. Sadece ben gormuyordum o zavalliliklari. Cpk matah birsey zannediyordum. Ne diyelim. Cetin sagolsun.

Gecmisi kapattigimda o gecmistekilerden biri geldi aklima. Ismine iyelik eki koyup bileklik yaptirmisti ya hani. Ben de kiro diye gulmustum. Kirolugun Allahini gordum, gorduk. Ben zumrutum oldum o cetinim. Ona cetinim dedigim her an gozlerindeki mutluluk cogu zaman gozlerimi doldurdu. Beni ilk defa biri kucagina aldi. Sarildi uyuttu sarkilar soyledi. Ilk defa biri kelimeleriyle icime isledi. Ilk defa biri cocugum degil adamim oldu. Ve ben ilk defa saldirganligin dibine iste bu yuzden vurdum.

Ozledim kokladim neden diye sordum kendime. Nefes alamadikca daha boktan oldu hersey. Cocuklarimla onun arasinda secime zorlandim. Caglayi kisirlastirmaya goturen gene oydu. 

Ona verdigim degerin buyuklugunu kavrayamadigi da dogruydu. O beni kucuk kizim diye severken benim onun sevgisine ilgisine ne kadar muhtac oldugumu ve beni bundan mahrum biraktiginda neler olabilecegini hicbir zaman anlamadi.

Uzun ayriliklarimiz oldu. Kisa ayriliklarimiz oldu. Surekli ayriliklarimiz oldu. Cok agir fiziksel siddet dolu kavgalarimiz oldu. O da ben de kaldiramadik cogu seyi. Ve esasinda o benim olesiye ve olduresiye sevgimi kaldiramadi.

Ve gordugumde icime aksa da benligi, yanyana geldigimizde ikimiz de hissetsek de aramizdaki garip elektrigi vazgecmemin de bir esigi vardi.

Ben ki zumrut, vazgectigim hicbir insana bir gulumseme bile vermemisimdir. Verdiysem vazgecmemisimdir. O kadar agir olaylar o kadar hayal kirikligi mutsuzluk aci cekmis bunlari sirtlanip yoluna devam etmis ve asla sevmekten vazgecmemis zumrut bir paket cikolata ile vazgecti.

Canini disine takan ve iki kisiyi yuzerek karaya cikarmaya calisan zumrut aptalca bahaneler sunan ve ihtiyac oldugunda ortada olmayana son tavizi vermedi. Vazgecti.

Cikolata da ihtiyac da bahaneydi. Bunu iyi biliyordum. Insanlarin her istedigine kosarak giden adam benim isteklerime duyarsizken agzim acik bakmiyordum cunku artik.

Yorgunum. Ve benim cetini sevmeye yetecek kontorum kalmadi. 

35 yilin 30 yilini yalniz gecirdim. Bu saatten sonra koyar mi saniyorsunuz?

Oturup dusunmedim mi saniyorsunuz?

Gecelerce dusundum. Sabahlara kadar. Ne olacaksa olsun en fazla gene yanilirim dedigim geceyi unutmadim. Iki yildir hayatimin en kotu gunlerinin dogum gunlerim olmasini da unutmadim. Pes ettim. Yeter dedim. Daha fazlasina dur dedim. 

Bitti. Bitirdim. Vazgectim. Aglaya aglaya kazidim ustunu. Bu gece gene kendimi ickiye verecegim. Kusana kadar geberene kadar icecegim. Yeter ki icimden ciksin. Yeter ki paramparca kalbimi yapistirdigini sandigim tum guzel anilar yerine bosluk dolsun. Kalbim varsin yine paramparca kalsin. Ona alisigim. Onunla yasamayi ogrendim. Ama telafi niyetine adi bir yapistiriciyla yapistirmayi marifet zanneden insanlar bir daha hayatima hic girmezse...


11 sene oldu buraya yazmaya baslayali. Cok daha kotu gunler gecirdim biliyorum hatirliyorum ve en guzeli hepsi kayitli burada. Arada acip okumak iyi gelmese de kendimi buna zorluyorum. Diyorum ki bak, bunlari da yine bu evde bu karamsarlikla bu aciyla yazmistin. Bak o fare deliginde soba borusuna bakip hayaller kurmustun. Bak camelideki yalnizligin ve huzurun esasinda kotu degildi. Bak yavrularini kendi ellerinle gommustun... bu ne ki diyorum su an. Daha kotulerini yasadik gorduk hissettik ve gecti. Cunku daha kotulerinin gelmesi icin bugunlerin gecmesi gerek.

Allah kuluna kaldiramayacagi yuku vermezmis. Hani ne oldu benim gamsizligim umursamazligim amaaan bosverciligim? Napak olek mi diye kahkaha atan kiza ne oldu?


O Kiz yoruldu. Kiz diye birsey yok zaten. 35 yasinda esek kadar bir kadin var. Bazen buyudugumu de kabullenemiyorum ya iste. Bazen annem ve babamin yaslanmalarini da kabullenemiyorum. Oysa bir zamanlar olmelerini ne kadar cok istemistim. Dusundukce uzuluyorum.


Anne ve babasini dahi en ufak hatalarinda aforoz eden zumrut elin adami icin kendini ne durumlara dusurdu ona da gulmeden edemiyorum. Ve eminim baris bunlari izliyorsa en cok o guluyordur. Belki de cok uzulmedim desem de onun olumunu hala asamamisimdir. Kimbilir...


Ama en cok korktuklarim basima geldigi icin guluyorum. Burasi datca idi beni burda herkes taniyor idi. Boynuzlanmak bir yana dursun oyle sacma sapan hareketlerle cikti ki insanlarin karsisina. Ondan da degil kendimden utandim. Her haber geldikce her duyumu aldikca daha da yerin dibine gectim.

Servis edilen her videoda, videoyu izleyenlerin ince bakislarinda, imalarinda daha da daha da yerin dibine gectim.

Sonra sordum, ben bunlari yapsaydim o ne hissederdi diye.

Cevabi da gene kendim verdim. Hicbir sey.

SImdilerde hicbir sey dusunmuyorum o yuzden. Adam beni baska kadinlar icin hatta para icin sattiginda bile vazgecmeyip hicbir zaman yiyemeyecegim bir cikolatayi alip geldi diye vazgectim ya, bunun duygusu inanilmaz.

Karsi masamdaki sezer cetinin elindeki albeni ye bakip "o karamelli yemez, cokonat yer" dedi!

2 yillik arkadasim sezer beni taniyordu. Cunku daha once o alip gelmisti sagolsun.

Burada ise herkese dondurma alirken ben bana almamasini soylemistim. "O zaman cikolata alirim" dedi. Ben de cokonat al tamam yeter dedim. Samet de albeni al tarzinda birsey soyledi.

Ve her zaman oldugu gibi benim istedigimi degil oradan birinin soyledigini alip geldi.

Inanamayacak birsey yoktu artik. Onu tanimis ezberlemistim. O oyleydi. Kuklaydi. Ben onu yemem dedim ters ters. Anlamadi bile. Ustune sezer aciklayinca oyle kaldi mal gibi. 

Ne kadar bos degil mi

Degil iste

Ben bittim. Gercekten. Sessizligim en buyuk bitisimdir. 

Keske anlasaydi


14 Haziran 2021 Pazartesi

Çünkü çetin- biz olmadan once

 Yine bir 5 eyluldu. Bu sefer 2019. Icimdeki sikintiyi bastiramadan vardigim datcada kafami koyup uyuyuvermistim.

Sabah okan gelip beni ise goturdu.

Yeni isyerim. Datca tm.

Yolun karsisinda oylece bakiyorum binaya.

Gecici geldik. Kalabilir miyiz?

Barindirirlar mi? Bize datcada ekmek var mi?

Acaba insanlar hakkimda neler soyluyor. Burdakiler inanmis midir?

Bugun 6 eylul. Ama sen kutla 5 eylulu icinden. Tam 7 sene olmus tapu mudurluklerinin kapisindan iceri baktigin. Burada oyle olmayacak.

Az sus. Az uyumlu ol. Bu aralar sosyal medyada cok konusma. Buradakilerle ozellikle de mudurle anlasirsan belki kurtarirlar seni marmaristen.

Gorucez...


ILk gordugum isim uzun zamandir tanidigim cagdas. Dostca davranislariyla kimsesizligimi unutturuyor. Marmariste oyle bir hal almisti ki artik kimse benimle konusmak bile istemiyordu. Burada insanlarin iyi olup olmadigina takilmamayi dusunuyordum esasinda. Isimi yapip eve gitmek. Kimseyle arkadas ozellikle de yakin arkadas olmamak.

Sonra mudur geldi. Onunla tanistim. Bana islem yapmayi bilip bilmedigimi sordu. Saka gibiydi. Ona verdigim cevabi dun gibi animsiyorum

"Rustumu ispat etmem icin calismama izin verin"

Oysa o coktan resmi senet taramam icin getirildigim kanisina varmisti.

Sonra digerleriyle tanistim. Zararsiz gorunen kibar insanlardi hepsi. Mudur yardimcimi cok sevdim. Gecmisimde beni yasamaya tovbe ettiren amirlerimi dusundum. Insallah burada da oyle olmaz dedim.

Mudur beni masa masa dolastirdi. En son bir masada durdu.

"Resmi senet tarayacaksin arsiv memurumuz sana gosterir" dedi sevecenlikle ve gitti. 


"Merhaba. Ben zumrut." Diyerek elimi uzattim karsimdaki sarisin adama. O zaman korona yoktu.

O da elini uzatti "hosgeldiniz. Ben cetin" dedi.

Nasil olur?! Benim oglanin adi cetin. Ve cetin diye biriyle tanisacagimi hic dusunmemistim. 

Camelideki sirin adli bayani tanimadan kopegime sirin diye isim takmam ve sokaklarda sirin diye anira anira gezmemi hatirladim bi an... sirin in beni yemek yemeyerek cildirtmasi kafasina gore saga sola saldirmasi ve benim delirmem.... aman allahim.


"Benim kedimin adi cetin" dedim gulerek.

O da guldu. Yargilamadi ya da alinmadi. Benden buyuktu ama cok yasli durmuyordu. Sadece sarisin olmasina anlam verememistim. 

Bir de... cok guzel guluyordu...


Zamanla alistim calismaya. Hatta amele oldugumu ogrenince beni resmi senetten aldilar isleme verdiler. Ilk gunumde "cetin abi" bana resmi senet taramayi ogretmeye kalktiginda epey dalga gecmistim kendisiyle. E tabi yaklasik bir yildir islem yapmayip arsiv katinda calistigimi proje resmi senet taradigimi bilemezdi. Zaten zamanla benim kadar kotu sohretli birinin bu kadar caliskan ve bilgili olabilecegine inanmamayi biraktilar.

Komik neseli kufurbaz biriydim yine. Birbirimize alismistik. En kidemli ablamiz bile iyi ki geldin diyordu. Gozlerim doluyordu. Binlerce kez tesekkur ediyordum onlara beni dislamadiklari icin.

Bazen aksamlari bos kaliyorduk. Ben kufrettikce sacmaladikca onlar da cocuklasmaya baslamislardi. Dairede uygunsuz penguen danslari halaylar birbirini kovalayan guresen kocaman adamlar... sonunda onlari da kendime benzetmistim. Datcada en cok eglendigim zamanlar onlardi. Ve en cok mutlu oldugum zamanlar da...

"Cetin abi" ile de cok siki arkadas olmustuk. Ilk basta beni cok kufur ediyorum diye trans kadin zannetmis. Komediydi. En nihayetinde erkek hallerimi kabullenmisti o da. Surekli tuhaf sorular sorup beni tanimaya calisiyordu. Kalan zamanlarda da muhakkak ben yanindan gecerken onun kafasina birsey atiyor ya da elindeki isleri bozuyordum. Tekme tokat birbirimize girmisligimiz karsilikli ciddi ciddi kufurlestigimiz vatandaslarin yaninda "yaprrrak doner var cetin abi yer misin" seklinde birbirimize sevgilerimizi ilettigimiz cok oluyordu. Ve dairede herkes bu duruma alistigindan zerre kadar garipsemiyorlardi. 

Cetin abi esinden ayri oldugunu bir de oglu oldugunu soylemisti. Bir de kazakistanda yasayan kiz arkadasi vardi. Arada dairede goruntulu arar rusca konusurdu. Benim de sirf serefsizlik olsun diye turkce bilmeyen kadina su meshur skiyo japon sarkisini sikiyooo sikiyooo diye soylemisligim de olmasindi tabi. Anna'nin dogum gununde suki yo seni seviyorum anlamina geliyormus bu sarki cetin abiden sana gelsin diye sikiyoo diye anirmistim kamerada. Kadin hic tepki vermemisti. Ne soguk kadin demistim. Cetin abi cok gulmustu oysa ki sarkima...


Yilbasi gelip catti birden. "Cetin abi" komsusunda bi horoz oldugunu ve bedavaya verecegini soyledi. Benim herif de malum tavuk horoz deyince deliriyor (okudugunuzu varsayiyorum) onu arayip dedim beles horoz var kos. Tabi ki kosarak geldi. "Cetin abi" onden kendi arabasiyla gitti biz de onu takip ettik. Komsudan horozu aldik. Zavalli hayvani ayaklarindan baglamislar ustelik yaraliydi. Komsunun esi ordan dolmasi guzel olur diye bagiriyor... okanla birbirimize baktik.

"Bu yilbasi bu cocugun miladi. Biz onu iyilestirecegiz hayata devam edecek" dedim garip bakislara aldirmadan.

Horozu alip oradan ayrildik. Yilbasini tek basina gecirecek olan dostum "cetin abi"nin yapayalniz arkamizdan el sallamasi cok zoruma gitti...

Biz yilbasini kuzenimle gecirdik. Bi ara dusundum cagirmayi sirf yalniz kalmasin diye. Sonra nedense vazgectim. 


YIlbasindan sonra nedense daireye gelen bayanlarin cetin abiye olan ilgisi beni rahatsiz etmeye basladi. Cok garipti. Ilgisini onlara verince icten ice sinirleniyordum. Gidip gicikligina ugrasip kadinlari kaciriyordum. Artik kizmaya baslamisti. "Amk karisi ekmegimle ne oynuyorsun" dedikce "senin zaten sevgilin var amin evladi" diyordum gene bogusmaya basliyorduk herkesin ortasinda.

Hatta bir gun bi avukata kur yaparken elimde burusturdugum kagit havluyu saaak diye sacinin kel yerine firlatmistim. Kalkip dalamamisti da bana. Sinirden kipkirmizi olmustu.

Tam o gunlerde nufus kaydina baktim. Daha once de bakmistim ama unutmusum. Ana dili gibi Rusca konustugu icin annesini falan rus sandigim adam gayet de turktu. Calismaya kazakistana gittiginde ogrenmis sordum sonra. Fakat adamin dedikleri biraz gerceklerden farkliydi. 

Bir kere esiyle ayri falan degildi. Bir oglu yoktu iki de benden 3 yas kucuk kizi vardi. Ustelik 4 tane de torunu vardi! Bu en fazla 45 gosteren adam bildiginiz dedeydi. Yasadigim en buyuk soklardan biridir bunun torununun olmasi. Hani bebek olsa gene neyse derim torunlar 11 12 yaslarinda. Kizlar zaten benden sadece 3 yas kucuk...

Vay amk herif bi de rus karisini goturuyor dedim icimden. O rus kadin hayalimizdeki rus kadin degildi elbette. Ancak laf arasinda bana gosterdigi bir rus vardi ki aman allahim! Tas gibi hatun sen kalk rusyadan sirf bu okuz icin turkiyeye gel bi de asik ol. Hani boyle soyleyince inandirici gelmiyor..nasil sevgi dolu fotograflar. Cahil olsam shop derim o kadar...

Okuz mokuz diyorum ama seviyordum da adami. Seker gibiydi. Baska kimin yuzune oc dersiniz de size gulup gecer? 

Baska bir gun evlenen bir arkadasimizin esi datcaya geldiginde cetin abi kosarak gidip kadinin tum esyalarini yuklenmis ve tasimalarina yardimci olmustu. Hem de otobus soforu ile kavga etmek pahasina...

Ulan dedim buranin enayisi de bu. Herkesin her derdine kosuyor. Benim gibi o da.

E tabi saflar daha da siklasti.

Ege gorunumlu ic anadolulu yobaz cetin abimizin daha sonralari ogrenecegim kaliplasmis bir sozu vardi oysa ki

" erkekle el sakasi dovuse, kadinla el sakasi sikise gider"

Tabi ben olaylara bu kadar sig bakip bu kadar sacma cumleler kuramadigim icin ve Allah yukarda bana karsi en ufak dahi yanlis bakisi olmadigi icin onunla ugrasip eglenmeye devam ediyordum.

Masasinda ozenle ayikladigi evraklari alip saga sola kaldiriyor elime ne gecerse kafasina firlatiyor cekmecesini kalemligini bosaltip bulamayacagi yerlere sakliyordum. En son marifetim tespihini kadinlar tuvaletine saklamam olmustu. Zavalli saatlerce aramisti. Sonra koluma bileklik yapip gezmistim de oyle farketmisti. 

Derken mudurun olmadigi ve basvuruda bilgisayarin calismadigi bir kaos ortaminda mudur yardimcisi basvuru almaya calisirken bir bayan iceri girdi. 50 60 yaslarinda siradan bir kadindi. Bizimki kankasiyla kadina bakarak fisildasirken birden "ben bakicam valla yaa" diyerek ayaga kalkti. Ne yapiyor diye caktirmadan inceliyordum. Gitti kutugun arasindan kadinin kimligini cikardi bakti...

O an cok garip bir sekilde midemden yukari dogru cikan alev topunu hissettim. 

Onlarca yabanci insanin arasinda bagirdim

"Cetin beeeyy. Yavasss! Yerler yassss! Kayar dusersin mazallah!"

Gulerek bana bakiyordu. Neden boyle dedigimi anlamamisti. Acikcasi ben de anlamamistim.

O an beni gorseniz sanki anama sovulmus de kavga etmeye gidiyorum. O kadar sinirliyim. Insanlar sessizlesip donup bana baktilar. Kimse anlamadi. O da anlamadi.

Ben hic anlamadim.


AKsam onume geldi kalemlikteki kalemleri cikarip cikarip kafama atmaya basladi. En sonunda delirip arsive kadar kovaladim. Herkes kahkahadan kiriliyordu. Arsive girdigimizde ani bi hamleyle bana donup ellerimi tersten yakaladi. Ben tekme atmaya calisirken beni ordaki koltuga yatirdi. Kalkmama izin vermedi. Tekme atmama kizmisti muthis sinirliydi. Ben guluyordum.

Iste o an...

Birsey oldu!


BIrbirimize baktik. Bogusmamiz durdu.

Gozlerimiz kenetlendi.

Ellerimi ayaklarimi hala tutuyordu. Ama bogusmuyorduk.

Iste o an bir sey oldu...

"Iste burada beni opmen lazim" dedim icimden...

Sanki beni duydu. Ayaklarimi birakti. Ustume dogru egilip geri cekildi. Bu ustune oturdugu ayagimi serbest birakmak icindi.

Hala goz gozeydik...


O Anin buyusunu tam olarak anlatabilmem mumkun degil. Ama su an biliyorum ki benim ilk defa kendimle yuzlesip itiraf edebildigim sihirli bir andi o. Cetin ve zumrut un dogdugu yerdi. Cetin in artik abilikten kurtuldugu yerdi.


ANiden ikimiz de toparlanip ayrildik arsivden. Zaten mesainin bitmesine az kalmisti. Hic konusmadan ayrildik. Durumun abuklugunun o da farkina varmisti.

Dusunsene. Adam evli ve bir sevgilisi var. Ben oyle ya da boyle evliyim. Boyle birsey olabilir mi? 

Olamaz!


EVe geldim. Sarhos gibiydim. Herif yukarda ders calisirken ve gene benimle ilgilenmezken tuvalete girip ona bir mesaj attim.

"biz seninle birbirimize cok gec kalmisiz..."


O da daireden bi arkadasla yemek yiyormus. Mesaji okuyunca yemek bogazinda kalmis. Cocuga da birsey soyleyememis haliyle. 

Tam olarak neler yazistik hatirlamiyorum. Benimki okumasin diye hepsini silmistim. Sadece son yazdigini hatirliyorum cok net.

"Seni seviyorum zumrut. Al..."

"Yanlis ama ben de seni seviyorum"


ERtesi sabah dairede goz goze geldik. Gunaydin diyemedim. O da diyemedi.

"Bi gelir misin zabit kaydinda birsey bulamadim" dedi. Arsive gittik birlikte.o an ilk kez biriyle opustum ben hayatimda...

Ikimiz de titriyorduk.

Hem yakalanma korkusundan hem de boyle bir durumla nasil basedecegimizi bilmedigimizden...

Belki on dakika opustuk orda. Allahtan kimse gelmedi. Konusamadik. Bakistik. Sarildik. Baska hicbirsey yapamadik.

Masum bir oyun gibi gelmisti bana. Biraz birbirimizi mutlu edip ozel hayatimizdaki yalnizligi giderip sonra hayatimiza devam ederiz demistim. Oyle ya onunki 5000 km uzakta benimki yakinimda oldugu halde ruhu benden 10000 km uzaktaydi.

Yaramizi sarariz egleniriz mutlu oluruz. Ufak bir ask yasariz biter gider dost kaliriz diye dusunmustum.


cok yanilmistim.

Ben o ela gozlerin icinde eriyecek ben o sari saclarin gercek hikayesini dinleyecek ben bir dugun gecesi iliklerime kadar asik olacak ve ben kalan omrumun her gecesini hem onun varligina lanet edip hem onu ozlemekle gecirecektim

Ben o kocaman dudaklardan cikan her sozde kaybolacak gozlerinde gordugum kendime bir daha asla rastlamayacak yuzyillardir ayakta tuttugum kadinlik gururumu ilk defa bile isteye kurban edecek ve tum dunyaya karsi onun elini tutup NE OLACAKSA OLSUN diyecektim

Cok sey olacakti. 

Iyi ki olacakti...


BIr sonraki bolum: illa birine soylemeli miyiz? Taze bok nasil kokar? Vicdan azaplari. Evdekiler beklerken. Mutfak dolabinin konuyla alakasi ne? 15 yil sonra ayni yerde baskin basanindir. Gel lan gel. 


8 Haziran 2021 Salı

"çünkü çetin" ön izleme

 panorama tepesindeki kaçak öğle yemeklerimizin birinden dönüyorduk. dairenin kapısında birden birbirimize baktık

"bir gün bu kapıdan el ele gireceğiz. sana olan zaafım üstüne yemin ediyorum" dedim.

öyle baktı bana. güldü, kafasını salladı.

"pek inanasım gelmiyor ama... hadi bakalım" dedi gülümseyerek.


aylar sonra birbirimize müthiş öfkeli şekilde sabah mesaiye giderken durdum. 

"bir gün bu kapıdan el ele gireceğiz diye sana söz vermiştim." dedim. elimi uzattım. 

öyle baktı bana. yüzündeki öfke eridi. hep kendimi gördüğüm, bakarken eridiğim ela gözlerini gözlerime dikti.

"biz o kadar biziz ki..." dedi gülümseyerek. elimi tuttu. birlikte içeri girdik. bırakmadı. arşivde uzun uzun sarıldı bana. 

arabadan inerken birbirimize küfürler ediyorduk oysa ki. 


bazen varlığına şükrettiğim varlık. bazen varlığına küfrettiğim kocaman bir boşluk. şimdilerde varlığından ders aldığım kolumdaki morluk.

2010'dan bu yana bu blogda böyle bir aşk okumadınız.

deli zümrüt bu bölümde öncekilerin esamesinin bile okunmayacağını ispatlıyor. deli zümrüt 33 yaşında gerçek olan ilk aşkını buluyor.

hazır mısınız?

bence artık hazırsınız...

30 Kasım 2020 Pazartesi

Cakma evlilik- bosandim cok mutluyum

 Akil sagligimi korumaya calisiyorum. Ama sadece calisiyorum. Bu konuda kesinlikle basarili degilim. Kendimi birdenbire cok kotu hissettigim zamanlar var mesela. Aklima gecmiste yapilmis anlamsiz sacma sapan davranislar geliyor birden kafayi yiyorum.

Misal bugun erken uyandim nedense. Biraz banyoyu temizledim sonra sikildim alip da bir kere oturmadigim koltuga hem de ayaklarimi uzatip artik bu cakma evlilik hikayesini bitirmem gerektigini farkettim.

Esasinda diger adam ona gore bes para etmez bir serefsiz dahi olsa bu anlamda tesekkuru hakediyor. Eger o hayatima girmemis olsaydi ben asla bu gereksizlige bir son veremezdim. 

Iste burada oturup bunlari yazarken diger bolumlerin aksine gozyaslarimin akmasina hakim olamiyorum. Ictigim sigara nefes aldirmiyor daha da beter uzuluyorum. Bugun askimi kokladim mesela. Izmarit kokuyordu... kedi izmarit kokar mi?

Evet zumrut hayatinda gercekten birseyler degistirmelisin. Ve bu degisim verdigin degeri asla haketmeyen insanlari birakmaktan ziyade kendi hayatina ve cocuklarinin hayatina deger katmaktan ibaret.

Pazarlari sevmem. Pazartesi ve salilari sevmedigim gibi. Aslini isterseniz cumartesi de dahil hicbirini sevmiyorum artik.

Sadece tek bir insanin hayatimdaki insanin beni dusunmesini istedim hep. Beni sevmesini beni oncelik yapmasini. Hic yapmadilar. Kaynanalar sadece kaynana degildi. Kaynanalar sekil degistiriyordu. En yakin arkadas oluyordu nikahli kari oluyordu nikahli koca oluyordu elalem ne der oluyordu her zaman namuslu gorunenler kazaniyordu.

Bakin namuslu olanlar degil. Namuslu gorunenler. Ve bu ayrimi sizler hicbir zaman yapamayacaksiniz.

Benim gibilerle uc bes gun takilip onceliginize gideceksiniz. Tipki okanin yaptigi gibi. Ve buna bahaneler kiliflar uyduracak korkakliginizi sergileyeceksiniz.

Evet okan tipki senin yaptigin gibi...

Burayi okudugunu biliyorum. Hatta sirf okuyama diye url degistirdim bir ara. Sonra vazgectim. Cunku sen ne okursan oku ben sana ne soylersem soyleyeyim sen hicbir zaman adam olmayacaksin...

Sahi adamlik nedir adam nedir? Ben unuttum da biraz sayende...

Ve cetinin sayesinde de...

Ikiniz de ayniydiniz. Bencil yalanci ozele saygi duymayan oncelik vermeyen.


Beni bu yola sen ittin. Beni yuvamdan koparip bu Allahin bile unuttugu izbe ilceye sen getirdin. Her gun agladigim her gun yasadigima lanet ettigim isimde senin yuzunden calisiyorum. Allah bana yasattiginin bin katini sana cektirsin. Can cekismeden gebermezsin umarim.



SIktir git ninenle ol dedikten sonra oturdugumuz yerden kalkip arkamda devrik bir sandalye ve piskin bir serefsiz birakarak yurumeye basladim. Kulagimda hayko cepkin yalniz kalsin. Artik kararimi vermistim. Yalniz kalacaktim. O bana zerre kadar dahi deger vermiyordu. Ulan yan komsu orospu evladi burda oturmadigi halde iki gunde usta bulup evi komple yaptirdi bizimki bir siva yaptiracak adam bulamadi. Sonra kendim yaptim dedi. Simdi eve gelirken bakiyorum. Kim nereyi yapmis aq hayali galiba. Ben niye goremiyorum

Yalniz kalacaktim. Bana baska cozum yoktu. Artik tahammul edemiyordum. Onun da bana tahammulu yoktu. Hicbir zaman da olmamisti. Polis zoruyla evden attirmak da neydi. Yildonumumuzdeki tavuk olayi da neydi. Ustelik.hala tavuk pesinde kosuyordu. Benimle ilgilenmemek icin her turlu firsati degerlendiriyordu. Bu akillari da anasinin verdigini biliyordum. Eger o gun yalniz kalmaya karar vermeseydim hakikaten gidip o kaynanayi kirk yerinden dograyip oldurebilirdim. Kan tutan ben bunu o ofke ile yapardim.

Burnumdan soluyordum. Onume biri gecse de kavga etsem diye saga sola bakiniyordum. Limana kadar gelmisim. Nasil olmus anlamadim. Limana geldigimi de sezerle karsilasinca farkettim. 

Megerse obur malum sahis da ordaymis. Sasirdim. 

Diger oglanlardan biri araba anahtari uzatiyor gidin kargida oturun diye oburu hadi siz gidin bizim isimiz var diyor. Anlamadigim bir telas icindeler. Ev almak icin biriyle pazarliga gidiyorlarmis. Malum sahsin onlar gidince mal mal kalmasindan anlamistim.

Sasirmadigim gibi yine birilerinin onceligi degildim. 

Halinden o kadar cok gitmek istedigi anlasiliyordu ki onu birakip ben gittim...

Sahile indim. Ayakkabimin alti inanilmaz kayiyordu. Yokustan asagi iki uc kez milletin ortasinda yuvarlanayazdim. Insanlara bakmiyordum kimbilir ne cok dalga geciyorlardi. 

Iste yuzyilin dususu boyle birseydi.

Oysa camelide dusmeye kalksan tutmazlar miydi seni? 


Sahilde oturmanin hicbir faydasi yoktu bana. Bos bos bakiniyordum. Aglayamiyordum bile artik. Geldigim yoldan geri dondum. Oturduklari yere baktim girsem mi dedim halimi dusunup girmedim. Zaten bakinsam da onlari goremedim. Taksiye bindim evime dondum.

Kalan dort gun boyunca malum sahisla hic muhatap olmadan hem calistim hem dusundum. Tek basimaydim artik. Hicbirseye vaktim.yoktu. ne ev yaptirmaya.ne bahceyi temizlemeye ne kedilerimle ilgilenmeye ne de kendime. 

Ve sonra diger insanlar. Hepsinin esasinda menfaatci oldugu gercegi. Tapuda calismasam kim beni arardi ki. Herkesin mali mulku basina dertti. Herkes esasinda cok zengindi. Herkes esasinda cok mutluydu. Parayla insan satin alip hayati datcadan ibaret zannederek gunlerini geciriyorlardi. O dort gun icinde tapuda isi olup da arayan kac kisiyi komple engelledim bilmiyorum. Bu insanlar benim hayatimdan da sonsuza dek ciktilar. Yolda gorsem selam vermem olseler bir gram toprak atmam ustlerine. Ne olursa olsun insanin 30 yillik arkadaslari bu hale gelebiliyorsa ben hicbirsey soylemiyorum artik.

Kapana kisilmis gibi hissediyordum. Tek istedigim sey kendimi oldurmekti. Minik kedilerime kiyamiyordum dusunuyordum ben olsem annemle babam asla bakmaz ikisini de sokaga atarlar. Askim da cagla da ne yol bilirler ne araba. Olumum sadece o ikisini etkiler ve onlar asla bana kotuluk etmediler.

Dusunsene ben olsem ne olur ki? Hic kimsenin umurunda olmaz. Dairedekiler yine yalniz kaldik islemleri kim yapacak derler o kadar. Ailem rahatlar digerleri rahatlar. Mukemmel olur hersey onlar icin.

Lakin isler planladigim gibi gitmedi yine. Mehmet piskin in kulaklari cinlasin. Hani diyordu ya bir aksaklik cikmazsa diye... aksaklik cikti. Bunu yazmak anlatmak istemiyorum.

Aksakligin ardindan telefon yagmuru basladi. Vedalasma olayim gene basima dert olmustu. Goren aradi goren yazdi. Telefonu kapadim kapima geldiler. Yeter. Kapiyi suratlarina kapadim. Insanlar ne kadar hadsiz olabiliyor. Gelen mesajlardan birinde bi sorunu olan sen degilsin diyordu biri. 

Iste bakin. Anlamiyorsunuz. 

Kapana kisildim. Adim atamiyorum. Onumu goremiyorum. Marmaristeki gibiyim. Tek fark artik elalemin evinde degilim kendi evimdeyim. Dogmadigim pisligine yeterince doydugum bu igrenc yerde igrenc hatiralarla dolu bu evde yasiyorum. Asla sokaga cikmiyorum. Is ve ev tek gordugum sey. Ha bir de market. O kadar. 

Borcu sifirlayalim derken evin tamiri yuzunden yine borca girdim. Annemler utanmadan aidati niye odemedin diye soruyor. Evdeki eski esyalar beni bunaltiyor. Biri alsa ne guzel olur hepsini. Cok sismanim. Artik cok cirkinim. Cok da hastayim. Yorgunum. Isimden nefret ediyorum. Baska is ariyorum yok! Is bulmanin en temiz yolu istanbula gitmek. Ama kiraya cikacak param yok. Eve donsem kedilerimi istemiyorlar. Neymis kendi kedilerinin psikolojisi bozuluyormus. Sizinki evlat da benimkiler saksi zaten. Insanin tek bir isi yolunda gitmez mi. Canli siva diye anirdin ne oldu? Hem beceremedin hem de kediler pic etti. Her gun yerler kirlensin diye bilerek yaptigina eminim. Duvar catlamis su aliyor. Mutfak dolabi taktik o da rutubet aldi. Kimsenin umurunda degil ki evin durumu. Parke yaptik su tesisati patladi evi su basti parkeler sisti. Sonra tuvalet tikandi isciler uc gun kazdilar imanim sikildi bok kokusundan. Camasir makinesinin kazani kirildi gittik yenisini aldik o da bir ara sacmaladi neyse ki duzeldi. Bulasik makinesi kafasina gore takiliyor. Evdeki hersey curuk kirik pislik icinde. Her gun temizlik de yapsam yine ortaligi bok goturuyor. allahin mali tupu disari koymus. Bozuldu mu ocak yoksa tup mu bitti anlayamiyorum. Balkon bocek yuvasi cikmaya korkuyorum. ben cikamiyorum siz bana temizle diyorsunuz. Ben ne yapayim yaa

Evin durumu isin durumu ozel hayat aile saglik hersey boka saplanmis bir daha cikmamak uzere. Caglayi getirip basima atan baba musveddesi bir gun bile cocuklarini arayip sormadi. Ustune kontes in fotograflarini prim malzemesi olarak kullandi. 

Ben sanki bilmiyordum bana facebook kapali deyip aylardir hala prim kastigini. Benim fotograflarimi silip baska maceralar pesinde kostugunu. Kimsenin kendisine bakmayacagini bildigim icin telefonunu saklayip bana numaralar yapmaya kalktigini. 

Hic kusura bakma okan. Beni bu yollara sen ittin...


INtihar edememeler ise gitmeler ustune gereksiz insanlardan hesap sorma telefonlari. Ben bikmisim artik. Siz neyin pesindesiniz. Cenazeme bile gelmeyeceginizi biliyorum. Bir yok olun ya. 

Yasayamiyorum. Bunaliyorum. Olmek istiyorum ama olemiyorum.

Ne askimi ne caglayi ortada birakacak kadar karaktersiz olamiyorum. Onlardan bir saniye bile ayrilmak istemiyorum...


21 eylul 2020

Hic uyumadim. Hic. Direkt daireye geldim. Dusunmekten uzulmekten uyuyamiyorum. 

Bugun benim dogdugum gun. 34 yil once sevgi cikarivermis hic istemeden. Lakin ben bile bugunu tarihten silmek istiyorsam kimsenin de animsamayacagini iyi biliyorum demektir. Ne arkadas ne dost ne sevgili ne aile. Hic kimse. Babam dogum gunum diye alakasiz bir tarihte mesaj atip utanmadan aidati ode diyor mesela. Tuhaflar. Sonra bir iki arkadas hatirliyor. Cevap dahi vermiyorum. Ben olmusum cunku. Dogmak ne aq. 34 yil boyunca ayni rezillik kutlanir mi? Ben kutlamiyorum artik. Sizinki de size kalsin.

Betulun de evlilik yildonumuymus bugun. Dairede konusuyoruz bugunu tarihten sildirelim diyoruz. 

Cetinle hala konusmuyoruz. Kusuz. Bir ara uzaktan goruyorum disari cikiyor. O da ne. Mudur gene mi izinli. Vay amk. Cagdasa yetki birakmis gitmis. E samet de izinli. Kufur gibi. Zumrutle sezer calissin isleri ne...

Cetin geliyor. Bi dolasiyor kadastroya cikiyor. Gene kimbilir kimin isini kovaliyor diyorum kendi kendime. Bana ne aq. Dunya kadar is var. 

Birden betul cikip geliyor. Elinde pasta ustunde mumlar yaniyor. Yaninda kadastrodan hasan sevki lale sezer. Cagdas basvuruda vatandasla cebellesiyor gene ondan yok. En arkada biraz utangac bi tavirla cetinim.

Yine basparmaklari cebinde kafasini one egmis   yuzume bakiyor. 

Korkuyor.

Ya begenmezsem...


Sasirmamak elde mi. Ama sevinmek. O yok iste. Duygular olmus artik.

Hep beraber mumlari sondurup fotograf cektiriyoruz. Tesekkur ediyorum hepsine ayri ayri.

En son "zumrut hanim dogum gununuz kutlu olsun" diyor yanima gelip. 

Sen ne guzel adamsin cetin. Ne olurdu baska kosullarda karsilassak sanki...

Guluyorum ona. Eskiden oldugu gibi. Sariliyorum hepsine sarildigim gibi. 

Ama eskisi gibi bakmiyoruz artik birbirimize. 

Varligi biliyoruz olmuyor. 

Ayriligi biliyoruz olmuyor.

Oyle bir bakisma ki bu oturup aglamaya baslasak kimse yadirgamaz.

Zaten herkes anliyor aramizdakinin hicbir zaman bitmeyecegini o an. Aralarinda guluyorlar. 

Biz de guluyoruz ama oyle degil.

Ozlemle.


AKsam cikmadan yine oyle guzel bakarak "bugun dogum gununu disarda kutlayalim" diyor. Kabul ediyorum. Ne de olsa tum gun kocamdan gelecek bir dal cicek beklemisim. Gelmemis. Yorulmusum beklemekten. Bir mesaj bile atmamis. 

Eve geliyorum. Bombos. Hersey. Bombos. Askim ve cagla disinda hersey bombos.

Cikmak istemedigimi yaziyorum ona. Peki diyor. Israr etmiyor cunku israr ederse neler olacagini iyi biliyor. 

Saat 22.00 ye kadar kocami bekliyorum. 

Asla aramiyor.

Siz olsaniz ne yapardiniz? 

Ne yaptigim cetinin bolumunde...


23 eylul 2020

Okan elinde sacma sapan bir hediye ile kapida beliriyor. Once acmiyorum kapiyi. Yere oturup bekliyor. Hediyesi elinde hala. Tozlu falan birsey. Kesin birinin evinden aldi ya da biri buna atsin diye verdi. Sozde yapma cicek icinde kalp falan var. Osuruktan birsey yani. Esasinda bunu gununde getirmis olsaydi yine de sesimi cikarmazdim hep yaptigim gibi. Fakat hem dogum gunumu unutmus olmasi hem de bu kadar rezillige doymus olmam acik acik soylememi gerektiriyor. Git bunu onceliklerine ver onlara layik dedigimde ise benim yapmadigim seyi yapip hediyeyi yere firlatip bir guzel kiriyor. Ben de gayet sakin sekilde kapimi kapatip eve giriyorum. 

O kiriklar hala bahcede.

Ben onun dogum gununde cetinle birlikteymisim. Ondan bana ders vermek istemis. 

Tipki yoklugu ile terbiye etmeye calistigi gibi... hic sasirmadim.

Lakin ben onun dogum gununde kimseyle birlikte degildim. Evdeydim hatta hediyesini kargodan aldiktan sonra eve gelmisti. Aptal oldugu icin bunu asla hatirlamiyor. 

Ama kin gutmeyi hirs yapmayi ve hala tum sucu bana atmayi iyi biliyor.

Yoklugun ile nasil terbiye olacagimi bilemedim okan. Zira buna tek cevabim sen kimsin olur. Bana oyle igrenc seyler yasattin ki yoklugun bana oduldur. Sukurler olsun ki yoksun!



28 eylul

Dairede korkunc bir kavga cikti. Cetinle yine birbirimize girdik. Allahtan mudur yoktu. Bir anda kalkti ve gitti. O sinirle koyu bulmus. Bir guzel bacagini kirmis. Evde mal gibi yatiyor. Isin kotusu bundan mudurun en son haberi oluyor. 

Neyse en azindan bakani var. Benim gibi yalniz degil. Barismasak da yazisiyoruz.

Nedense okan birden ortaya cikiveriyor. Ne dusundugunu anlamiyorum once. Sabah beni almaya calisiyor oysa ben coktan daireye varmistim. Aksam rojinle eve yuruyecegiz bir de bakiyorum kapida bekliyor. Saka galiba diyorum. 

Mal mal suratima bakiyor. Sonra donup kufreder gibi sameti suzuyor. Bi an bocaliyorum. Cocuklar gidince ben de bunun arkasina biniyorum yapacak birsey yok. Hem belki cocuklarini ozlemistir.

Once beni eve getirip her zamanki gibi biberlerinden dokuyor avcuma. Tavuktan sikildi sanirim organik tarima merak saldi. Biber miber yetistiriyor ben de cok seviyordum tatlarini. Bir iki tane yiyorum. Gerisi dolapta bozuldu gitti.

Sonra bira alalim vs diye konusuyor nedense. Gidip marketten bira aliyoruz. Sonra yine karar degistiriyor kalkip golun oraya gidiyoruz. 

Acaba burada ne isimiz var diye dusunurken anliyorum ki cetinle beraber olup olmadigimizi ogrenmeye calisiyor.

Yazik bana. Ben de saniyorum ki bizi ozledi de geldi. Adamin hayati yalan. 

Birsey saklamiyorum yine ondan. Bacagini kirdigini da soyluyorum cok sukur vari hareketler yapacagini bile bile, konustugumuzu gorustugumuzu de soyluyorum. Cunku goruyorum ki karsimdaki herifin tek amaci ego kasmak. Bizim nasil oldugumuz benim nasil oldugum umurunda bile degil.

Sonra eve geliyoruz. Yukarda uyuyakalmisim uyandiriyor. Gidip yatiyoruz beraber. 

Bazen kendime hayret ediyorum. 

Hicbirsey olmasa dahi yanyana temas etmeden bile bu adamla yatmak ne sacma bir sey.

Oyle uyumusuz kafa kafaya. Gecenin bir koru uyanip yataktan cikiyor ben de uyaniyorum. Ne oldu diyorum. Yukarda yatacagini soyluyor.

Cikip ust katta koltukta uyuyor.

Cunku alacagini aldi. Ogrenecegini ogrendi. Cetinle birlikte olmadigimizi da ogrendi ici rahatladi. Kesinlikle benimle muhatap olmak istemiyor. Ama bu saatte eve gitse anasi soracak nerdeydin diye ona da gotu yemiyor. Onun umurunda degilsem ben ne yapayim. Uyumaya devam ediyorum.

Sabah gene kahvaltisini hazirliyorum! Ona cok bile. Az biraz hirlasarak dun gecenin intikamini aliyorum. Beni ise birakirken kendini yorma falan diyor. Ama sahteligi yuzunden okunuyor her zamanki gibi.

Beynim donmus. Beynim yanmis. Icim aciyor. Cocuklar onu hatirlamadilar bile. Kisa zaman oldu ama unutmuslar. Askim yanina bile yanasmadi. Cagla orospu oldugu icin surtundu durdu o ayri.

Tum gun konusmadik. Ancak aksam beni yine almaya geldi. Cok saskindim ve hala ofkeliydim. Evin kapisina geldigimizde dayanamadim artik. Ogrenecegini ogrendin vicdanin rahat icin rahat daha ne istiyorsun? 

Cevap veremedi.

Dun gece niye kalkip gittin?

Affedersiniz bunun cevabini buraya yazamayacagim ama bildiginiz bana orospu dedi.

Bunun uzerine butun gucumle motorunu ittim. 

Kolum ve boynumun durumu malum. Benim gucum ne kadar ki artik. Hicbirsey olmadi devrilmedi de. Calistirdi motoru az ilerledi arkasini donup igrenc bir surat ifadesi ile bana bakti. Avaz avaz bagirdim "orospu cocugu tez vakitte geber"

Bu onu son gorusumdu.


O Gunden sonra telefonda bile gorusmedik. Bir kac kez mesaj attim cevap vermedi. Bazi onemli konularda yazdiklarima bile cevap vermedi. Ancak okudugunu biliyordum. Cunku sosyal medya hesaplarinda kontes ve askimin fotograflari vardi ve askimin fotolarinin altinda "ibne cetin" tarzinda seyler yazmisti bunlari kaldirmasini istedim. Aninda kaldirdi.

O cocuklarinin sagligini bir gun dahi umursamadi biz ayrilsak bile onlari arayip sormasi gerekirdi yapmadi, elbette ki fotograflariyla ona buna prim yapsin istemedim. 

Fotograflar aninda kalkinca icim ciz etti...

Belki dedim, belki o fotograflar okanin tek mutlulugu idi...

Sonra kendime geldim.

Cunku bir zamanlar benim tek mutlulugum da okandi.

Ve o bunu hicbir zaman anlamadi...


Iste 4 yil suren cakma evliligimin uzuuun hikayesinin uzuun ozeti bu kadar.


Bunu yazmaya 6 kasimda basladim. Yine bir yarin sabah is gunu durumuna denk geldi bitirmek. Saat 3.

Dun gece ruyama girdi. Her sey gecti dedi. Anne kuzusu olmayacagim sana oncelik verecegim birlikte her sorunu asacagiz bu lanet yerden de gidecegiz dedi.

Hayatin boyunca bulamadigin sevgiyi de ilgiyi de sana ben verecegim dedi.

Inanmadim. O da bana inanmadi. 

Ama muthis bir rahatlama hissettim. Guven yeniden insa edilir bunu basarabiliriz dedim.

Sonra ayni rahatlikla uyandim. Muthis bir huzurdu. Uyanmak istememistim. Uyandigimda da anlayamamistim zaten nerde oldugumu.

Baktim yuregim yine agir yine kursun gibi yine tum hayatim bir hicten ibaret. Beni hic sevmeyen birini sevmisim yillarimi heba etmisim.

Sadece elde kalan tek bir soru: 

Neden beni kandirdin?


23 Ekim 2020 Cuma

çakma evlilik- biz kişisel kahramanlıklarla uğraşmıyoruz

 hakikaten öyle. yalnız size içinde bulunduğum saçmalıktan söz etmeden geçemeyeceğim...

ahh selim. kulakların çınlasın. biz ne zaman kişisel kahramanlıklar peşinde koşanların peşinde koşmaya başladık?

önceki parta baktım da, çok sert. gerçekten çok sert. esasında içinde bulunduğum psikolojiyi hiç yansıtmıyor. orda öfkeli bir kadın var. beni üzdüler ama ben onları siktim diyen biri var. esasında kimseyi sikmedim. sadece kendimi kandırdım. herkesin beni kandırdığını kabul edip köşeme çekilmek yerine biraz da kendi kendimi kandırmayı seçtim. belki de o beğenmediğim psikolog haklıydı. belki de her zaman bir çıkış yolu vardı. vardı da nasıldı? belki de ben kapana sıkıştığımı düşünerek çok abartıyordum. ya da gerçekten artık kapana sıkışmamıştım, kapan beni yutmuştu. 

mesela insanlara bakıyorum. hayatlarında herşey bombok olduğu halde harikaymış gibi davranan tuhaf insanlara. "ay zümrüt bunlar da dert mi" falan diyorlar. artık kızmıyorum. hatırlar mısın 10 yıl evvel ne çok kızardım özellikle hayatımın baharında olduğumu söyleyenlere. şimdi gülüyorum. anlat diyorlar gülünce. biraz spoiler veriyorum ki bakıyorum beni teselli edebilecek sözleri olmadığından konuyu değiştiriyorlar. bu bile yetti size diyorum içimden. anlamayacağınızı bildiğimden anlatmıyorum. bir siz akıllısınız ben aptalın tekiyim ok he.

demiştim ya herkes beni kandırdı. diğer adam da kandırdı. o bizim salaktan daha kötü bir yalancı. bir iki yalanını yemeyince arkadaşını araya sokup "hadi sevgili olak" moduna girdi. ben de ufak bir şartla tamam dedim.

herkesin ortasında efsane bir yüzükle teklif edildi. ben de kabul ettim. hala hatırladıkça gülerim. çok saçma da olsa çok güzeldi. 

tabi videosu çekildi. sosyal medyada boy boy yayınlandı. 

birileri bunu izledi. malum kişiye de izletti...

ama o hiçbir zaman düşünmedi ki, benim yapamadığımı beğenmediğim o adam yaptı. benim yapamadığımı bir başkası yaptı. 

zümrüt'le tek işi yatak, gözünü boyuyor, zümrüt'ü kim ne yapsın.

çok iddialıyım eğer o ara bir takım olaylar çözülüverseydi (bunları daha sonra anlatacağım) ve biz kalkıp evlenseydik öbür adamla, o yine kahrından falan ölmez intihar mintihar etmez "o herif alacağını aldıktan sonra zümrütü boşar" diye düşünür keyiflenirdi. 

asla beni kaybetmekten korkmadı, asla benim için kılını dahi kıpırdatmadı. esasında beni hiç sevmedi.ben sadece onun tarafından kandırıldım. çetin beni hiçbir zaman boş vaadlerle oyalamadı. verebileceğini yapabileceğini peşinen söyledi konuşuldu anlaşıldı. "bırak ben teklif edeyim" deyip gittiğimiz düğünde "bizi hayal ettim" deyip annesinin gazına gelip aylar sonra "hani sen moderndin" şeklinde annesinin cümlelerini sarfetmedi. onunla zaten evlenemezdik evlenmek gibi bir olayımız hiç olmadı, birlikte gülmek istedik sadece. "bu açıdan" değerlendirdiğimizde kendisinden kat kat üstündü beğenemediği o adam. 

sonrasında elbette "merhabaa ben zümrüt. hayattaki sınavınız"  geçerli oldu. sorumluluk, saygı, ciddiyet konularında sınavı olduğum çetin bey her dersten 0 aldı.

ve sevdiğim adamla yeniden birlikte olma sırası bana geldi.

8 temmuz 2020

paşamın doğum günü. hediyesine kadar aldım. eve geldi. konuştuk. gerçekleşen herşeyi onun anlayacağı dilde açıklamaya çalıştım. yine anlamadı ama olsundu. çünkü daha kötü olan birşey vardı. hiçbirşey değişmemişti. o eksilerde gezen algı kapasitesi hala aynı yerdeydi. bu yüzden de ilk işi rakibi olarak gördüğü kişinin bana aldığı efsane yüzüğü çöpe atmak oldu. 

bazen ne kadar soğukkanlı olabiliyorum. kendime şaşıyorum.

önce beni insanlara rezil ettin ile başladı, seninle dışarı çıkmaya beraber görünmeye utanıyorum ile devam etti. kimseyi umursamayan sözde delikanlı datçanın adamı olmuştu bile tekrar. ne bekliyordum ki? fakat onun zannettiğinin aksine ilk başta onun akrabaları onun samimi olduğu kişiler aramıştı tebrik etmeye. "okan iyi çocuk evet ama o biraz şey.. neyse işte sizden olmazdı zaten. çok sevindik çetinle tanışmak istiyoruz"

yine de asla onu ezdirmedim. kolumdaki dövmeye de aşkım'a çağla'ya ve kontes'in hatırasına asla ihanet etmedim. 

ha çağla kim... mayıs ayında işyerinin bahçesine dört yavru kedi atıyor biri. yavruların biri bunun arkasından caddeye çıkıyor. daha minicik o zaman. bi bakıyor ki kedi kontes'in aynısı...

önce veterinere götürüyor. veteriner bu çok küçük birşey yapamam deyince eve getiriyor. ben de çetin ile kafiyeli olsun diye adını çağla koydum. 


2018'in ilk ayları

hani"bana bırak ben teklif edeyim" dedi ya. etmiyor. zaten geldik marmarise yerleştik artık. bu saatten sonra etmesi çok anlamsız. yine de o bahsettiği karılar yemeğe davet etmesin diye diyorum ki yüzük takalım. internetten yüzük bakıyorum. öyle altına maltına gerek yok. 1 milyoncudan da olur. önemli olan sembolik olması birbirimizin anısı olması. 

(ne kadar salakmışım. şimdiki aklım olsa 10000$'lık yüzük isterdim!!!)

umuru değil. umursamıyor. bileklikler varmış. heeee okanım aq. metale alerjisi varmış takamıyormuş. kendimi keseceğim. adamın tetanoz aşısı var ömürlük, bana metal alerjisinden söz ediyor. ve bu adam arkeolog... ha çok pardon restoratör arkeolog... 

ay kendimi kesicem! hem de metalle!

neyse herhalde üzüldüğümü anlamış ki gitmiş bana yüzük almış. al-mış mı acaba? alm... yok almamış. evde bi yüzük bulmuş annesinin evinde. onu getirmiş. annesinin kullanıp attığı artık kullanılacak hali kalmamış küflenmiş bir garip yüzük. oturup ağlayabilirim şu an ama ciddi durmaya sevinmiş gibi davranmaya çalışıyorum. 

esasında beni bu anlamda mutlu etmek kolaydı. ama o her zamanki gibi kullanılıp atılmış bir şeyi bana vererek öncelik sıralamasında kaçıncı olduğumu bir kez daha gösterdi. buraya çok ağır küfürler yazabilirim şu an. ama yazmayacağım.

diğer adam mevzusunda evden siktir olup giderken bana layık bulduğu küflü yüzüğü de kendisine vermiştim. ne yaptı bilmiyorum. inşallah layığı olan esas sahibine iade etmiştir.

aylar sonra barıştığımızda bir gün eve geç geldi. alt katta üstünü değiştiriyor diye beklerken bir anda gel diye bağırmaya başladı. 

pasta almış üstünde bir sürü mum. neredeyse 4. yıla gireceğiz ama pastanın üstünde 3. yılımız falan yazıyor. bu kadarı da büyük başarı diyorum susuyorum. elinde de 3 tane yüzük. birini kendine almış. büyük geliyor parmağına. düşüyor. takmamak için bahane olsun diye büyük almadıysa ne olayım. ya biz bunu görmeden sipariş vermedik ki. gidip kendin aldın. nasıl kendine büyük olanı alabilirsin çüşşş. neymiş başka yokmuş. heee.

bana da iki tane yüzük almış. biri gerçekten çok çirkin ayrıca yamuk (acaba o da mı başkasınındı) ama diyorum ya buna da şükür. (sonra kaybettim zaten) ama diğeri...

şimdi gülmüyoruz. sakin kalıyoruz.

öbür herifin aldığı yüzüğün aynısı!

.... neyse

bu bayağı küçük. serçe parmağıma zor oluyor. yine de takıyorum. ama sadece o getirdi diye. sonra anlayıp çıkarttırıyor. daireye giderken takma diyor. tabi ki takmadım hala takmıyorum aşağıda duruyor. ancak esas olan o kendine aldığı yüzüğü sürekli sudan sebeplerle "düşmesin diye" çıkardı. takmamak için en güzel bahanesini kendi bulmuştu işte. çok büyük. ulan büyükse niye aldın? başka yoktu. koca dükkanda başka erkek yüzüğü mü yoktu? yoktu işte. 

he ben de yedim. takma amk. sen takma. kırk yılda bir güzel birşey yapacaktın onu da yapma. mazallah annen alınır.


6 ağustos 2020

tayinim çıktı. datça tapu. bu kadar zaman geçici görevliydim evet. ve bu kadar zaman sırf çakmadan nikah kıymıyor diye eş durumundan dahi gelemedim. ne kadar zor durumda olduğumu bile bile bunu bile yapmamıştı.

bizimki hala çok sevdiğini iddia ediyor, diğer adama öfkesinden evdeki kedinin adını bile değiştirmeye kalkıyordu. kırk yıllık çetin'e çetin diye hitap edemez oldum. saçma sapan isimler bulmaya kalktı. en sonunda da oğluma gerçekten aşık olduğum için adını aşkım olarak değiştirmek zorunda kaldım. kimliğinde hala çetin. ama ağzım da alıştı valla aşkım aşağı aşkım yukarı.

ara ara kafası gidip geliyor. o da çok yıprandı farkındayım. konuyu kapatıyorum geçiştiriyorum. anlatsam da anlamıyor çünkü. "sen beni aldattın" ile başlıyor, adama hakaretler küfürler yağdırıyor aklı sıra alay ediyor yaşıyla tipiyle vs, her gün aynı terane. istiklal marşı kapanış. sürekli benim doğum günümde başka kızla birlikte olacağını söyleyip görüştüğü biri olduğunu ima edip duruyor. gülüp geçiyorum kızıyor. niye inanmıyorum ki. 

sen bana inanmış mıydın?

telefonunu bucak bucak kaçırıyor. akşamları eve sokmuyor telefonu şaka gibi. biliyorum ki telefonda sadece annesiyle benim hakkımda yaptığı gıybetler var. ancak gerçek şu ki ben başkasıyla görüşürken bile asla telefonumu saklamadım ondan. o yüzden beni kandıramazdı asla.

ama ben söylemiştim ki paşam, ben yaparsam ima yapmam. tam yaparım. ciddiye almamıştın. ne oldu şimdi?

içim acıyor onun bu haline. fakat hala anlayamamış kaldıramamış olması da bir yandan sinirlerimi bozuyor. aldatma illa ki bir başka karşı cinsle münasebete girmek demek değil ki.

sen beni 3 sene boyunca aldattın be yavrum? şive grubunla, başka gruplarınla, okulla, ailenle, iş bulduklarınla,  uğruna adam dövdüklerinle, hatta tavuklarla!

sen beni hiçbir zaman öncelik yapmadın.

biri beni aldattı diye ağlarken insan biraz da başkasının nasıl olur da kendisinden önce tutulduğunu anlayamayıp kaldıramadığı için ağlar.

ben 3 sene ağladım paşam. biraz da sen ağla. ben seni herşeyin üstünde tutup hayatımı değiştirirken asla beni öncelik yapmadın. biraz da sen ağla! 

gerçi sen kiiim ağlamak kim...

ne kadar seversem seveyim acımıyorum artık ona. başına gelen herşeyin mislisini haketti. ve ona rağmen sivrisinek saz meselesi...

buradan gitmek istiyorum artık. datça bize iyi gelmeyecek demiştim zamanında, dinlememişti. artık dinlemesi gerek. aa o da ne. yine dinlemiyor. yok anlattıklarımı zaten hiçbir zaman dinlemedi de, şu an yine benimle datça kavgası yapıyor. sanki çok menem bir iş yapıyormuş gibi iş durumunu konuşuyor. "sen beni zorla marmaris'e götürürken iş durumumu düşünmüş müydün?" diye soruyorum. cevap yok. 

--

eylül 2017

ebru: zümrüt ne işin var datçada marmariste? sen hayatta oralara dönmem demiştin.

salak ben: ailesi orada. çok yaşlılar. korkuyor. ondan yanlarında olmak istiyor. bir şey olursa burdan gitmek daha kolay. çameli çok uzak. ondan geldik.

ebru: wtf?! kızım sen ne diyorsun? sen kimse için böyle bir sebeple bir yere gitmezsin bana ne der geçersin ne oldu sana?????????

--

16 eylül 2020

"ben senin hiçbirşeyini eksik etmedim. ben sana çok emek verdim(bu benim lafım. bana emek verdi demiştim bir kere. keşke demeseymişim adam papağan gibi aynı şeyi yıllarca tekrarladı) ama sen beni sırf ilgi görmek için aldattın"

"yıldönümümüzde gece 12'de eve gelip tavukların öldüğünü söylemiştin hatırlıyor musun?"

"en azından senin gibi başkalarıyla birlikte değildim"

"nasıl yani? datça'daydın ve başkalarıyla birlikteydin. gece 12'de gelmen gelmiş olduğunu mu gösteriyor?"

"o benim ninem. tabi ki yanında olacağım"

...

"SİKTİR GİT NİNENLE OL O ZAMAN"


keeping up with zümrüt'ün bir sonraki bölümü: intihar bir çözüm olabilir mi? doğum günü rezaleti. hurdacıdan hediye alınır mı? kontrol için görmeye gelinir mi? çakma evlilik çakma babalar doğurur mu? hepsi ve daha fazlası...

22 Ekim 2020 Perşembe

çakma evlilik, gerçek öncelik

 meşgule vermeyi düşündüm. sonra anlamsız geldi. aç bakalım. biz saçma sapan saatlerde arayan evli sevgililerimizin telefonunu belki karısıdır da action yaşarız diye açmış insanız. 

"okan bey'in telefonu buyrun?"

"siz kimsiniz?"

hayatımda bu kadar hadsiz bir soruya maruz kaldığımı zannetmiyorum. duxet'in vermiş olduğu sabır sükunet ve terbiye ile bir zamanlar ex kardeşimin anlattığı şekilde midemden yukarı doğru çıkan öfkem arasında kalmış ööyle duruvermiştim.

"ben karısıyım. sen kimsin?"

heh işte yıllarca insanların telefonlarını belki karısıdır da ekşın olur diye açarsan gün gelir eline verirler böyle. bu da sana kapak olsun zümrüt. 

gerçi sen huyundan vazgeçmezsin!!!!!!!!

"hee.. ben mine. zümrüt yenge değil mi?" 

gülecektim de zor tuttum kendimi. bir ne idüğü belirsiz karının yengesi olmadığım kalmıştı. zamanında vildana abla şeymaya kanka demenin acı sonuçları idi sanırım. yuva yıkanın yuvası olmaz. gerçi ben kimsenin yuvasını yıkmadım orası ayrı bir konu.

-merhabaaaa ben zümrüt a. hayattaki sınavınız-

"heee hee.. eee neydi  konun. bana anlat."

" abi bana iş bulacaktı da. onunla ilgili. şimdi ben muğlaya geldim....." 

cümlesini bitiremeden o bir hışım kapıdan içeri girdi. telefonunu bende unuttuğunu anlamış ve tutuşa tutuşa daireye koşmuştu. şerefsiz.

"al abine vereyim" dedim alaylı alaylı. lakin konuşmanın başından sonuna kadar falso idi ve benim zihnimde öyle güzel şeyler canlandırmıştı ki o kıza şu an bile teşekkür ediyorum. ister onunla ilişkisi olsun ister gerçekten sadece abisi olsun. bu gözler ne abiler gördü o da ayrı!

ona telefonu "al minen arıyor" diye uzattım.  o an konuştu mu kapattı mı gerçekten anımsamıyorum. ama ona yakışan şekilde o an konuşmayıp sonra arayıp özür dilemiştir kesin. sonrasında çantamın içinde şarj aleti ve cüzdanı da kalmış onları da sert bir şekilde önüne koyup defolup gitmesini söyledim. o mırın kırın etmeye çalışırken siktir git diye de bir güzel bağırdım. meral hanım ve betül karşıdan bize hayretle bakıp benim baktığımı görünce önlerine döndüler. daha ilk günden güzel rezillik olmuştu...

esasında rezillik benim kocam diye tanıttığım şerefsize herkesin ortasında bağırmam değildi. esas rezillik bu konuşmanın perde arkası idi.

 iş yerindeki komşusu kız iş arıyor. o da büyük bir yalakalık ve yavşaklık ile kızı, zamanında gastroskopimi bedava yaptırmamı sağlamış, marmaristeki müdür yardımcımın vasıtası ile tanıştığım ve ona da o şekilde tanıştırdığım saygıdeğer bir abimize yönlendiriyor. şimdi böyle anlatınca elbette bir sorun yok. iyilik yapmaya çalışmış. lakin, sen o adamla benim sayemde tanıştın. bizi tanıştıran adam BENİM müdür yardımcım. adamı bir kez gördün iki kez telde konuştun. bu nasıl bir yüzsüzlük bu bir...

benim tanıştırdığım adamdan iyilik bekledin ok de bu olaydan benim niye haberim yok iki...

bu kız muğlaya gittiğini söyledi o abi marmariste. sen kimi salak sanıyorsun üç!

hepsini geçtim ulan... hepsini geçtim. ben bir aya yakın iş aradım da daireye döndüm. bana iş mi buldun da başkaları kaldı orospu çocuğu!


akşama kadar ne aramasına ne mesajına cevap verdim. beni almaya geldi iş çıkışı. beraber eve gittik bir güzel kavga ettik bir özür bile dilemedi. üstüne kavgayı başlatan benmişim gibi o esnada evde olma lütfunda bulunan babamdan da papara yedim. benim duxet terbiyem buraya kadardı. ikisinin de ağzına sıçtım, rahatladım. 

 savunmasına gelirsek, 

1-zamanında bu abimize badem göndereceğini söyleyip 2 senede bir türlü gönderememiş olmaktan duyduğu vicdan azabı ile kıza verip göndermesini sağlamak. ulan mal madem güzellik düşündün adama kargo mu çalışmıyor marmarise? kız verecek bir de iş isteyecek vay şerefsiz menfaat için yollamış demezler mi adama göt.

2-ben çok tepki verirmişim yanlış anlarmışım o yüzden söylememiş. bak hele bak orospu evladına. şimdi böyle öğrenince daha mı güzel oldu? üstüne ben de diyordum bu niye marmarise hiç gelmiyor da datçada kalıyor. demek ki kırığın buymuş. öğrendik sağol.

3-muğla diye yanlış söylemiştir o marmarise götürecekti bademi. ulan herkes senin gibi mal mı gittiği yeri yanlış söyleyecek kadar. hasssiktir ordan.

4-iş bulmuş ya bana. noter bulmuş. ben istememişim!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! buna ne diyebilirim bilemiyorum. küfretsem boooş bağırsam sesime yazık.

peki, bu nasıl bir hadsizlik evli birini arayıp açan kişiye sen kimsin diye sormak?

telefon çalındı zannetmiştir.

ulan çalındıysa çalındı sana ne orospu? nasıl bir içselleştirme nasıl bir sahiplenme de bu sen kalkıp bana sen kimsin diye soruyorsun kaltak?

ulan bunlar nasıl yalanlar? ben neyin içine düştüm. 

ya hepsini geçtim. gerçekten. aralarında birşey olduğunu düşünmüyorum. benim sorunum öncelikler. 

öncelikler canım. hani bana vermediklerinizden. hiçbirinizin. 

ben iş arayınca yok. ama başkasına var. o abiyi aramak benim aklıma gelmedi mi? geldi. ama utandım. ben kimseden biirşey isteyemem. sen benim için aradın mı? neee aklına mı gelmedi? hahaha


kusura bakma. işte senin önceliğin. işte senin yalanın. işte senin yavşaklığın.


gerçekten nasıl affettim bilmiyorum. o ara buna üzülmeye bile zaman bulamadım sanırım ondan. gündüz işe akşam evin temizliği ve tadilatına hafta sonları da marmarise eşya getirmeye. 

bizimki bu olaydan sonra iyice koptu ve kıskanıldığından bir kez daha emin olmanın etkisiyle müthiş bir göt kalkışı yaşamaya başladı. zaten facebookta saçma sapan sayfalar açıp organizasyonlar yapmaya çalışıyor gecenin körlerine kadar prim kasmaya çalıştığı insanlarla vakit geçiriyor ailesinden bulamadığı sevgiyi ve takdiri başkalarının gözlerinde arıyordu. iğrenç sesiyle sosyal medya konserleri verip kitap okuyordu. ne yapmaya çalıştığına kimsenin anlam verememesini de geçtim kalıcı birşeyler yapamadığından ve buna potansiyeli olmadığından insanların hakkında aptal dediği birine dönüşmüştü. kafasına göre usta getirip okul duvarından tarihi yazıt söktürmesi de cabası. neredeyse başı belaya giriyordu. müzeciler bile bunun salaklıklarından sıkılmıştı artık. ve en sonunda gözüne girmeye çalıştığı insanlar da sıkıldı. başta da babası. ve babasından kendine göre ve annesine göre tuhaf davranışlar görmesi onu üzmeye başladı. özgüvenini sorguladı. 

babasıyla hiçbir zaman sorunum olmadığından burda hakkında birşey konuşmayacağım. ve haklı olduğunu beş bininci kez bir de burdan söyleyeceğim. benim de böyle oğlum olsa ben de görmezden gelirdim. 

şimdi kıskanıldığından bir kez daha emin olması kısmında biraz duralım. çünkü farkettim ki başka kadınlar muhabbetinden hiç bahsetmemişim. konduramayacak kadar salak olduğumdan olabilir tabi. burada tüm olayları yazmaya kalksam aman allahım. aklıma ilk gelen bir iki taneden bahsedeceğim sadece.

burda eski bir hükümet konağı var. hatıralarımda farklı elbette. üzücü ama gerçek olan çocukluğumun geçtiği otelin bir manyak tarafından yakılmasıydı. neyse bu başka bir hikaye. işte o hükümet konağı sarhoşun ayyaşın mekanı olmasın müze olsun birşey olsun topluma kazandırılsın diye eylem falan yapıldı. tabi bizimki de orda. nerde biri sikim hıyar diye bağırsın bizimki tuzla koşar o hesap. foto moto da çekilmişler. bizimki en önde çünkü prim kasacak. ulan fotoya bi baktım bizimkini elliyorlar. şaka değil vallaha böyle bir kavrama yok. kadının biri avuclamış bizimkini. bizimki diyor farketmedim. nedense fotoğraflarda beni kimse ellemiyor. kimse de bana sarılmıyor. yani hisseder uzaklaşırım öyle saçma şey mi olur. ha canciğer arkadaşındır o ayrı. ama kendisini kavrayan hanımefendiyi de tanımadığını iddia ediyor. ne biçim iş? sonra kim olduğunu zararsız olduğunu vs öğrendim ancak bizimkinin verdiği cevaplar özellikle yanlış anlaşılmaya açık kapı bırakacak nitelikteydi. sonra kavga çıkınca zümrüt kavgacı. he canım.

bir gün geliyor "rus kadın iş yerime geldi benimle yemek yemek istedi. ben de çok şanssızsın deyip bilekliği gösterdim."

evet küflü yüzük diyeceğim ama ben ondan da bahsetmemişim. ben bu elemandan yüzük teklif falan beklerken bu bana plastik bileklik getirmişti. birinde zümrütüm diğerinde okanım yazıyor. okanım'ı ben takacakmışım. bahsettiği bileklik bu. zümrütümlü olan kolundaydı onu kadına göstermiş. of... bir de bunu bana anlatıyor. her gün bunun gibi beni çağırdılar ama ben gitmedimli konuşmalar. ben ona bir kez bile böyle birşey söylemedim. 

okanım... aman allahım. nasıl bir kıroluktur. ya hepsini geçtim 17 yaşında mıyız isimli bileklik nedir?

o zamanlar kontes yoktu. ve ben yaprak'ın düğününden dönerken tavas'ta dinlenme tesisinde kendime ceviz yazan bir bileklik yapmıştım. yıllarca da taktım. onunla tanıştığımızda da kontes varken de kolumdaydı. adam ölmüş çocuğumu kıskandı... nasıl bir manyaksın.

işte böyle böyle en birinci önceliğim olmayı istedi ve başardı. ancak kendisi hiçbir zaman beni öncelik yapmadı.

ondan tamamen umudu kestiğim olay ise alakasız bir kadının facebook kapak fotoğrafında kendisini bir kadınla melul melul bakışırken görmemdi.

şimdi abesliğe bakın. alakasız bir kadın kendinin olmadığı bir fotoğrafı kapak fotosu yapıyor. (ok bana ne bundan doğru.) fotoğrafta en solda belediye başkanı var. (ok bana ne bundan doğru.) ortada bizim salak var. kucağında işyerindeki kedi. (nasıl yani) en sağda da sarışın taş bir bayan. bizimkini gene omzundan "kavramış" (hey maşallah). ona melul melul bakıyor. bizimki de ağzını açmış mal gibi sırıtıyor. pek mutlu. bakışlarda kaybolmuşlar maşallah. elin kadını da bu fotoğrafı alıp kapağa koyuyor...

e çüş artık. şimdi ben hangisinin kavgasını çıkarayım kimi döveyim?

elin karısıyla kavramalı bakışmalı ayaküstü aşk yaşayan kocamı mı? evli mi bekar mı diye bakmadan önüne gelen adamı "kavrayıp" gözlerinin içine bakan kadını mı? yoksa bu rezilliği alıp kapak fotoğrafı yapan kadını mı? ay valla foto elimde olsa da buraya koysam ne güleriz.

sözün özü fotoğraf kaldırıldı.  o kadınla böyle bir ilişkisi olmadığını iddia etti. fotoyu koyan kadın belediye başkanına oy toplamak için hayvansever olduğunu göstermek isteyip de fotoğrafı koyduğunu iddia edip bizimkine benim lafımı dinlediği için kılıbık dedi. diğer kadın ise hani bana hani bana dedi.

ben aynısını yapsam acaba neler olurdu?!

sonrasında eski sevgililerin anlamsız mesajları arama girişimleri. bir kısmını yakalayıp ağızlarına sıçmıştım ancak mine olayında da gördüğümüz gibi adam benim yanıma gelmediği zamanlarda ne işler çeviriyordu. ne bilecektim ben yokken görüşüp birbirlerini "kavramadıklarını"

yani kıskanıldığını paylaşılamadığını biliyordu aslında. fakat benim bu derece şizofrenleşmem esasında deli olduğumdan değil onun sürekli olarak başka şeyleri bana tercih etmesindendi. o bunu hiçbir zaman anlamadı. 

işte bu anlamsız toplantılar eylemler imza toplamalar uzadıkça uzadı. evin tadilatı konusunda benim fikrim hiç alınmadı. bu esnada ben borcun kalan yarısını üstüne koyarak yapılandırmış elimde kalan parayla onun bulacağı ustalara güvenerek birşeyler yaptırmaya çalışıyordum. daha doğrusu ustalara değil ona güvenerek...

çünkü takdir edersiniz ki kadın başıma bu adamlarla ilgilenmek gerekli kişileri bulmak başlarında durmak çok zor. bir yandan da çalışıyorum ve tapuda çalışmak ölüm ölüm ölüm. bu adamları karşılamak için erken çıkmak falan hikaye. nereye çıkıyorsun aq? bunlar erkek işi ve evdeki erkek erkekse gerçekten bunların bir ucundan tutması gerekir.

bizimki usta musta bulamayıp bulmaya da uğraşmayıp herşeyi kendisi yapmaya çalıştı. en sonunda boka çevirdi. kendisinden istediğim ufacık şeyleri bile yapmayıp herşeyi ikinci el almaya kalktı. bazılarını da aldı. şimdi onun sıkıntısını çekiyorum. canlı sıva diye senelerdir ağlıyordu. oturdu yaptı. ne oldu? hem bok gibi oldu dalgalı dalgalı hem de kediler yoldu anasını siktiler. meğerse bunu yaptıktan sonra üstüne bi kat bilmem ne boyası çekmek gerekiyormuş bozulmasın diye. bizim salak ne anlar. yapılması gereken ilk başta dış cephe sıvası küf alan yerlerin tamiri idi. fakat ne usta buldu ne birşey yaptı. öyle bok gibi kaldı. kimin umurunda aq. ne de olsa deneme tahtası işte.iyi ki ev bizim dedim. o bunu yanlış anlayıp yine bana haber bile vermeden annemin eski eşyalarını aldı bilmem nereye müzeye götürdü. ayıptır lan. geçmişte yaptığın hırsızlıklardan bana ne sen bundan sonra düzgün biri olsana. yok.

e tabi o da haklı. değerli ailesine değerli sosyal sorumluluk projelerine değerli okuluna değerli minelerine zaman harcarken ne kaldığı evi umursadı ne kontesle aşkımı ne de beni.

o kış yine öyle geçecekti. artık öğlenleri de gelmiyordu. benimle beş dakika dahi fazla zaman geçirmek istemiyordu. datçaya bir gidelim yemekleri bile ben yaparım diyen adam gitti, her gün yemek bekleyen temizlik bekleyen, sen yapma ben yaparım deyip iki ay sonra yapıldığını görüp şaşıran biri geldi. neymiş önemsendiğini görmek istiyormuş. acaba sen önemsediğini gösterecek ne yaptın? ya da önemsedin mi?

iyice fuckbuddy olmuştuk. adamın tek yaptığı gece gündüz yemek hizmet beklemek evin durumu hakkında kafasına göre saçmalıklar yapmak evden eşya çalıp sormadan sağa sola vermek ya da çöpe atmak, sürekli sigara içtiğim için kavga çıkarmak, eve aldığı yaptırdığı herşeyi çıkma ve ikinci el şeylerden seçmek (artık demirden fan yaptırdı. sigara dumanı rahatsız ediyormuş. rahatsızlığına saygı duyabilirdim gidip milletin elinde kalmış küflü demire iki kelebek yapıştırıp getirmeseydi) saçma sapan şömine yakma çabasına girmek, yakamayınca ve her yer kararınca soba kurmaya kalkmak onu da becerememek, sokak kapısını söktürüp yerine plastik pimapen kapı taktırmak (en efsanesi bu sanırım. balkon kapısı gibi kapım var maşallah.) yani kısacası saçmalamak saçmalamak ve bana hiç sormamak, sabah beni işe bırakıp akşama kadar arayıp sormamak, akşam direkt yemek beklemek, sonra bilgisayarını açıp ya prim kasmak ya da derse gömülmek, hepsinden sonra da benden farklı şeyler istemek!!!

bana nasılsın diye dahi sormuyordu.

benim nasıl olduğumla ilgilenmiyordu. hatta insan yerine dahi koymuyordu.


20 ocak 2020

aşkım bir anda büyüyüp kontes ile evlenmeyi kafasına koyduğundan beri evin bereketi kalmamıştı. kasım ayında maşallah evin her yerinde "evlendiler" artık bıkmıştım. meğerse bizim oğlan iyi iş çıkarmış. gerçi kontes güneş sayesinde iki kere de evden kaçmıştı. bir gün eve geldim güneşle kontes kapıda cilveleşiyor. birbirlerine kafa atıyorlar şoka girmiştim. 

güneş her ne kadar sakin uysal bir kedi olsa da evin her türlü girişini çıkışını keşfetmiş kafasına göre içeri girip adam döven (bkz. ceviz'in ilk kaçışı 2015 yazı) ya da içerden kız çıkaran bir oğlandır. kontese de balkonun gizli çıkışlarını göstermiş olmalı ki beraber balkondan bahçeye inip tanışma evresini çoktaan geçmişlerdi. 

bizim aşkım ise eli böğründe camdan bunlara bakıp orospu kontes diye bağırıyordu.. çünkü çocuklarının anası başkasıyla fingirdiyordu. 

aynen. kontes hamileydi.

20 ocak'ın ilk saatlerinde kontes biri kendi biri babası kılıklı iki bebek doğurdu. çok mutluydu. o ağlıyordu dede oldu diye. aşkımı aşağıdaki odaya kapatmıştık belki zarar verebilir demiştik. o gece o küçük koltukta yattı. ben kontes ve bebekler yanyana mırlaya mırlaya yatakta uyuduk. 

sonrası başka başlıkların konusu biraz. kontes'in ölümü ve "çünkü çetin"

ancak hepsi birbirine düğümlensin istemiyorum. çünkü her biri diğerinden daha karmaşık.

misal kendi psikolojim gibi. artık onunla olmak bana kendimi kötü hissettiriyordu. ne sevildiğimi hissediyordum ne de öncelik olduğumu.

artık kafası esince annesine giden bir yaratık haline gelmişti. adam resmen klasik türk erkeği moduna girip annem bakmıyorsa karım bakar kafasındaydı. lakin karım dediği insana zerre değer vermiyordu. ama ben gene de onu seviyordum ve ayrılmak istemiyordum. hem baksana datçaya bile düşmüştüm en sonunda. sırf onun için.

o yüzden yaşadığım boktan hayatı biraz çekilir kılmaya karar verdim. buna istemeden karar verdim. biraz bilinçaltı oldu.

daha o parta çok var. hele iki inatçı keçinin karşı karşıya geldiği "ne bakıyorsun ulan" şeklindeki saçma olaya çok çok var. özet geçersek,

hayatıma bir başkası girdi. en sevdiğim arkadaşımken bir anda duygular değişti bakışlar değişti bakış açıları değişti ve tüm bunlar başka biriyle evlilik görünümlü ilişkimi kabul ederek gerçekleşti. ne ben ona ne o bana tamamen birbirimize ait olalım demedik. hala da demiyoruz. çünkü onun için de benim için de herşey gerçekten çok çok zor.

sözün özü ayrılmalara kalkmalar ayrılamamalar barışmaya kalkmalar barışamamalar herkesin öğrenmesi ve en sonunda benimkine yakalanmamız. fakat bunlardan çok önce benim kocama o benden hoşlanıyor olabilir demeye çalıştığımda bana "seni kim ne yapsın anca sikmeye bakarlar tipsiz" tarzında bir cevap vermesi işin tuzu biberi...

ona bir kez bu aptal fotoğraf olayında söylemiştim. "ben seni kıskandırmaya kalkmam. bana şu yazıyor bu yazıyor demem. ben yaparsam bir gün o zaman tam anlamıyla yaparım. o zaman anlarsın" 

hiç ciddiye almadı. 

bana değer vermeyenlerle dolu geçmişimden hiç ders almadı.

ben onun acılarına saygı gösterip aynı şeyleri yapmamaya çalıştıkça o tam tersini yaptı. hatta bana sulanan mesaj atan insanlara karşı "engelle geç yeeaa seni kim ne yapsın" kafasındaydı. 

yakalandıktan sonra da birşey değişmedi.  hep beni suçladı. kendine hiç bakmadı. beni bu yola nasıl ittiğini görmedi. başkaları için adam dövdüğünü onların sevgililerinin önünde dahi ballandıra ballandıra anlatan adam benim için kılını bile kıpırdatmadı. 

önceleri buna hazır olmadığını anladığımdan inkar ettik. diğer keçi de ben de. bu aylarca sürdü. kafam karışıktı ne yapacağımı bilmiyordum. ama şubat sonundan mart 16 ya kadar geçen zamanda esasında bizimkini sevdiğimi ona ve kendime her gün tekrar tekrar hatırlatarak birşeyleri telafi etmeye çalıştım. babasının da dediği gibi. o hem çocuktu hem de hayal dünyasında yaşıyordu. sevmeyi bilmediği gibi sevilmeyi de bilmiyordu. umudu kestiğim halde ondan vazgeçemiyordum. bu biraz benim de hastalıklı bir ruh haline büründüğüm zamanlar. onun da sürekli evden gidip geri geldiği sürekli telefonumu kurcalayıp yeni birşeyler bulduğunu zannettiği ama esasında konudan tamamen uzaklaştığı zamanlar. öyle ki kontes in ölümünde onun bana yazdığı şeyleri bile farklı algılayıp siz o zaman da birlikteydiniz diyebilecek kadar kafayı yemişti. belki de haklıydı. 

ama, ben daha haklıydım. ve senin bana sunduğun bu iğrenç kölelik düzeninde yaşayabilmem için benim de gereken takviyeyi bir yerden almam gerekiyordu.

neden sonra babamın bana yalan söylediğini ya da onun babama yalan söylediğini anladım. güya  babama "zümrüt beni bırakırsa intihar ederim" demiş.

hadi canım. anneciği ile yaşar işte. öncelikleri sağolsun. zaten çameliden koparıldığımda da kandırılmamış mıydım?

mart 16 da pandemi süreci başladı. astımlılara da idari izin verildi. haziran başına kadar bazen dönüşümlü bazen de hiç çalışmayarak zamanımı geçirdim. bu süreçte diğer keçi ile hiç görüşmedim. evdeki keçi ise hala kurcalama ve bulamama peşindeydi. onun için de zordu. fakat yalanları beni bunaltıyordu.

ben o adamla ilgili hiçbirşey konuşmadıkça bizimki sözde istihbaratçı arkadaşlarını bunun peşine takmış olur olmaz insanlarla ilişkileri olduğunu bizim dairedekilerle bile birlikte olduğunu falan öğreniyordu. eee yani? bana neydi? olsa ne olur olmasa ne olur bana giren çıkan ne? neymiş benim hakkımda orospu diyormuş. hadi ya. 

her gün böyle işlemeye çalıştıkça her gün böyle yalanlar söyledikçe daha da ters tepiyordu. o bunu anlamıyordu.

haziran başı işe başladım. ve ilk işim bayan memurlardan geçmişte bizimle çalışmış ve malum şahısla ufak bir ilişkileri olmuş denetimli serbestlikten gelen kadınla ilgili sözde istihbaratın ilettiği bir bilginin yalan olduğunu doğrulamak oldu. 

herşey ortadaydı. yine yalan söylüyordu. ya da birileri bunu kandırıyor o da salak olduğu için bunu yiyordu. afiyet olsundu.

o zamana kadarki en uzun ayrılığımızı yaşadık. ne uzun ama. bir hafta. eve gelip kendisini kesmeye mi kalkmadı hap içmeye mi kalkmadı allahın numaracısı. kimbilir ne planları vardı. bir başkası zümrüt seni kaybetmek istemiyor seni seviyor derdi kesin. ama öyle değildi. diğerine gideceğimi sanıyor ve aklı sıra bunu engellemeye çalışıyordu. yemedim. 

evet gittim. o zamanki koşullarda bu aşırı yanlış bir davranıştı. kendim için yanlıştı eşim için değil. çünkü bazı şeyler ortadaydı ve ben artık geçmişteki salak kız değildim. ama gözümü karartmıştım bir kere ve ona hayatının dersini vermeden buradan dönüş yoktu.

yemeyenin malını nasıl yerler, bizim herif sike sike izleyecek, öğrenecekti...


zümrüt polimlerini çamelideki abilere kadar herkes anladı da bir o salak nasıl anlamadı. küflü yüzük hikayesi aslında ne. yüzükler çift mi yaratılmıştır. bir insan nasıl hala bu kadar salak olur. hepsi bir sonraki bölümde