panorama tepesindeki kaçak öğle yemeklerimizin birinden dönüyorduk. dairenin kapısında birden birbirimize baktık
"bir gün bu kapıdan el ele gireceğiz. sana olan zaafım üstüne yemin ediyorum" dedim.
öyle baktı bana. güldü, kafasını salladı.
"pek inanasım gelmiyor ama... hadi bakalım" dedi gülümseyerek.
aylar sonra birbirimize müthiş öfkeli şekilde sabah mesaiye giderken durdum.
"bir gün bu kapıdan el ele gireceğiz diye sana söz vermiştim." dedim. elimi uzattım.
öyle baktı bana. yüzündeki öfke eridi. hep kendimi gördüğüm, bakarken eridiğim ela gözlerini gözlerime dikti.
"biz o kadar biziz ki..." dedi gülümseyerek. elimi tuttu. birlikte içeri girdik. bırakmadı. arşivde uzun uzun sarıldı bana.
arabadan inerken birbirimize küfürler ediyorduk oysa ki.
bazen varlığına şükrettiğim varlık. bazen varlığına küfrettiğim kocaman bir boşluk. şimdilerde varlığından ders aldığım kolumdaki morluk.
2010'dan bu yana bu blogda böyle bir aşk okumadınız.
deli zümrüt bu bölümde öncekilerin esamesinin bile okunmayacağını ispatlıyor. deli zümrüt 33 yaşında gerçek olan ilk aşkını buluyor.
hazır mısınız?
bence artık hazırsınız...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat