bugün çakıl taşları'nı 2007'deki senfonik haliyle dinlemiş de çok güçlenmiş gibi hissederken esasında hayatımın ellerimden nasıl kayıp gittiğini farketme günü.
keçiler. bazen ne kadar sıkıcı olabiliyorum. yalnız o gün olanları o iki inatçı keçinin beni düşürdüğü durumu daha iyi anlatamazmışım, farkettim.
istifadan sonra neler olduğunu yazmadım, yazamadım. yine vaktim olmadı. emin olalım bundan sonra bol bol vaktim olacak yazmaya da geçen yılların üzerine düşünmeye de. lakin çamelidekinden daha fazla marmaristekinden bile daha az huzurla çalışıyorum datçada. neden döndüğüm part 2 de saklıydı. anlatamadım, yazamadım, konuşamadım.
son 1 yıldır kendime soruyorum zaten benim burada ne işim var diye. boktan püsürden, çürümüş evden bir boka yaramayan hayatımdan olmayan paradan sağlıktan ve zamandan başka ne kattı ki datça?
siktir et datçayı. çünkü ben yıllarca o panolarda o duvarlarda bir yalanı anmışım bir yalanın fotoğrafına bakıp mutlu olmuşum. uzaktan davulun sesi hoş geliyordu. içine girdim ve anılarımda yaşattıklarımın esasında yalan olduğunu gördüm. ne arkadaşlıklar ama... of of of. menfaatçi şerefsiz kıro-entel mefta kocişinin-gülü, neoldumcu, terbiyesiz, dolandırıcı, yalancı... sırayla yazdım. birini bile atlamadan. grup grup bunlar tek tek değil. insanın eski dostlarının hepsi mi şerefsiz olur. bi gittim geldim ki olmuş...
ben çamelide insan olmayı öğrenmişim. insan olmuşum. ama burda kalanlar insanlıktan çıkmış.
nasılsın demek yerine tapu işi sorar olmuş. sanırım yabancıyız. ARTIK YABANCIYIZ
bayılıyorum o yalana. gelen stajyere de söyledim. ne düşkündüm ama okuluma. üniversitenin çoğunu lisede geçirdim resmen. vay. yine mi kazık?!
insan ilişkileri boka sarmış. datçada ya da karsta ne farkeder. iş ilişkileri boka sarmış. tüm tapularda. ne farkeder? o tapu bu tapu ne farkeder yavrum??? ne?
yapmamız gereken işi komple bırakmak.
datçadan tekrar gitmek. burda bize rahat yok.
sahi çıkmak için can attığımız kuyuya neden kendi rızamızla atladık? böyle olacağını bile bile hem de.
bir yerde hata olmalı. bir yerde yanlış yapmış olmalıyım. birinin bedduasını almış olmalıyım ama kimin? ama nerde? ama nasıl?
insanları kırmamak için konuşmamayı seçen biriyim ben. artık böyle biriyim. yoruldum. gittim yordunuz kaçtım yordunuz. oradan çok mu dertsiz bir hayatım var.
oysa son yıllarımın tamamını herkesin mana yüklediği aşk iş para aile sağlık gitgelinde hiç mutlu olmayarak geçirdim.
neden derdini anlatmıyorsun ? yahu anlıyor musunuz ki? ne güzel hayatın var memursun kendi evin var "tayinini de yaptık daha ne istiyorsun" heheheh
tırnak içi bambaşka bir olay anladınız. neyse ona hiç girmeyelim.
emin olun yazıcam artık. yazmadığım için? belki ondan bu kadar sinirliyim ve zehir içimde dolanıp duruyor. her yanım ağrıyor. duxeti bırakmış olmamdan da olabilir. şaka gibi. 1 aya yaklaşıktır antidepresan kullanmıyorum. ve sık sık öfke krizine giriyorum.
ne sikim bir hayatım var dediğim konularıma sırayla değinmek istiyorum tabi. yavaş yavaş hepsi sönecek sönmeli söndürmeli. şimdiden uyarayım, sıralama karışacak bir madde diğerinin içine girebilecek arada zamanı gelince anlatılacak olan boşluklar bulunacak.
*saçma gereksiz çakma evliliğim
*marmaris tapudan kaçar gibi ayrılışım, bir türlü tayinimin çıkmaması ve 1. maddedeki şahsın konuya ilgisizliği
*datça tapu. battık mı çıktık mı?
*kontes'in ölümü ve çağla
*hesabı kapananlar, en yakınlar, şimdi en uzak bile olmayanlar
*annesinin kaderini yaşayan kızın hikayesi: büyüdüğün eve geri dönmek
*kaynanamın orospu olduğu gerçeği
*çameli'den nasıl ayrılabildim
*gençliğimin bu olaylarla tamamen mühürlenerek yok edildiğini anlamam.
*çünkü çetin.
(hayır kedi olan değil. onun adı artık aşkım.)
Her günüm artık haram ziyan sersefil
Beni satanlar utansın ah kontes sen değil
Ne çare bu hâle durdurun vebali
yazık server dede görmesin bu hâli
tapucu olmuş gidiyorsun
kara kefen giyiyorsun
Kimse bilmez görmez ama
Sen adın gibi biliyorsun
Üç günlük dünyanın hâli
Dağılsın yamulsun
Çivisi çıksın her yerin
Kor olsun kavrulsun
Dağ dağ dağ üstüne
Yol su gök derdime
Çare olmaz oldu sorarım kendime
Söyle derdin mi var?
(hayko cepkin'den özür dilerim ama son zamanlarda bu şarkıyı sürekli bu şekilde söylüyorum. bıkmadan usanmadan.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat