ne duru kadar güzeldim ne de beni can manay kadar seven biri vardı hayatımda.
ne şimdi ne geçmişte ne de gelecekte. beni hiç kimse can'ın duru'yu sevdiği kadar sevmeyecekti. ben de hiçbir zaman duru gibi güzel alımlı bir kadın olamayacaktım.
ilk sezon sonu beni çok etkilemişti. deniz'in anlamsız davranışları ve sürekli duru'yu suçlayıp onu yetersiz görmesi beni benden almıştı. mezuniyet gösterisi işin tuzu biberi oldu ve duru patladı. onu sevmeyen onu görmeyen adamdan onu hastalık derecesinde benimseyen adama gitti.
neden varolmak için bir erkeğe ihtiyaç duydu?
gitmek istiyorum. bu evden bu dünyadan ayrılmak istiyorum. hayatımın belki de en çaresiz en zor dönemindeyim. yine kucağımda bir çocuk ve ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum.
alfabede harf kalmadı. ondan ona vereceğim bir harf bulamıyorum.
mutsuzum. beni görmeyen beni sevmeyen biri var yanımda. herşeyime bahane bulan sigaramdan bile rahatsız olan biriyle birlikteyim. herşey onun istediği gibi olmak zorunda. olmazsa çıldırıyor.
ö'ye benziyor dengesizliği ve şiddete eğilimi ile.
bir sabah boğazımı sıktı. bir akşam eski sevgilisine orospu dedim diye bana tokat attı. hani şu facebookunda fotoğrafını sakladığı meşhur iguana sevgilisi... hiçbirinin mantıklı bir açıklaması yok.
saçma sapan işlerle uğraşır. kahramanlığa soyunur prim kasar herşeye çomak sokar. iki geri zekalı bunu pohpohlar bu da iyi bir halt ettim zanneder. ah siz datçalılar. huyundan mı suyundan mı? dıştan bile gelmiş olsa ne şakşakçı ne yalakasınız. ne de taklitçi ve primci...
yorgunum. yoruldum. işte kafam sikiliyor. akşam gene kavga. bir güzel günüm yok. şu an yan odada kimbilir ne bok yiyor. saatlerdir yanıma geldiği yok. bugün datçadan gelecek diye kalkıp hazırlandım. uzun zaman sonra ilk defa makyaj yaptım. uyuyacağım dedi. bu ay içerisinde belki onuncu defa dışarı çıkmak için beni umutlandırıp hevesimi kursağımda bıraktı. kaç kez gidip üstümü değiştirdim ben saymadım. bir daha asla ona inanmayacağım cümlesini kaç kez kurdum ben saymadım.
yapabileceğim hiçbirşey yok. gidebileceğim hiçbir yer yok. bir kapana kısıldım. hala ölmedim. debelenip duruyorum.
ö yapmaz derdiler ya hani eskiden. şimdi onun versiyonu işte. o öyle şeyler yapmaz. sövmez dövmez kavga etmez. uysaldır sevimlidir... hayır. o yılmaz gibidir. dışarıya yavşak eve pislik.
hoş eve de geldiği yok ya. sürekli datçada kalmak istiyor. artık ne varsa datçada.
ilişki devam eder etmez, bu işler düzelir düzelmez... ama şunu çok net söyleyebilirim.
bir insan için hayatımı değiştirmek, hayatımın en büyük hatasıydı.
ve ben iki yıla yaklaşık süredir bunun vebalini ödüyorum... sanırım taksitlerim asla bitmeyecek!
oysa tek istediğim sevilmekti. hayatımda bir kere olsun sevdiğim birinin beni sevmesini istemiştim. rabbim o aralık gecesindeki faciadan sonra bana hemen oğlumun aynısını ardından da onu göndermemiş miydi?
çok çektin kızım. işte mükafatın.... dememiş miydi?
dememiş.
daha çekeceklerin çok demiş.
yuva yıkanın yuvası olmaz demiş.
anan baban seni siktir etti elin adamından gör biraz da demiş...
anneciğim. senden nefret ediyorum. ama bir gün bu satırları okursan yılmazla evli olduğun için şükret. dışarda ne erkekler var yılmazı mumla ararsın. sana bunu 2010 da söylemiştim.
işte bak, 8 sene oldu. hala aynı! hala aynıyım!
tek fark çameliye yuvama dönünce herşeyin geçiyor olmasıydı.
artık elimde ne çameli kaldı ne de yuva...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat