benim için ne gerekliyse onu yapacağım. kimden ne almam gerekiyorsa onu alacağım. kötülük değil bu. eğer sömürülmesi gerekiyorsa sömüreceğim. gözyaşlarına aldırmayacağım. küçümseyeceğim hala ağlayabilen insanları. değişken ruh halim bana ne yapmamı söylüyorsa onu yapacağım. paraysa para, güçse güç, keyifse keyif, neyse ne!
ellerimle tuttuğum hiçbirşeyin kayıp gitmesini izlemeyeceğim. elimdeki hiçbirşey ben bırakmadan gidemeyecek. vazgeçmekten kolay birşey yokmuş. vazgeçeceğim.
ne menfaat sağlayacaksam o yönde çalışacağım. kötü değilim bencilim artık. paraysa para insansa insan eşyaysa eşya neyse ne!
ölmeyeceğim. kendi irademle ölmeyeceğim. yukardaki ne zamanı yazmışsa o zaman gideceğim. zorsa zor sancılıysa sancılı mutsuzsa mutsuz neyse ne!
kaşlarımı havaya kaldırıp kafamı biraz öne eğeceğim.hatta ağzımı da biraz aralık bırakacağım. kaçacak benden karşımdaki. kaçacak. neyse ne! kaçmalı. öyle bir yerdeyim ki öyle bir ruh yapısındayım ki dünyanın tüm rüzgarları beni yönümden edemez artık. yelse yel fırtınaysa fırtına kasırgaysa kasırga neyse ne!
yenilmezim ben. yenemezsiniz. daha ne olabilir ki demiştim. oldu. olacak. hep daha kötüsü olacağı için kötü günler geride kalmıyor mu? geçmiyor mu? neler atlattım ben.
ya sen? sen? şöyle bir düşün. neler yaşadın hayatında. neler kafana yıkıldı da altından sağlam bi şekilde çıktın. kimler üzdü seni de silik bir hatıra olarak kaldılar şimdi. bitmedi mi hepsi? geçmedin mi tüm sınavlarını? geçtin. tebrikler. bunlar da geçecek ondan. inan bana geçiyor. bir resimden bir isimden bir cisimden ibaret kalıyorlar. bir mezarlık oluyor biri, diğeri alınmış dandik bir kuzu oyuncağı, beriki alay edilen bir soyisim, bir başkası da şimdi okuduğunda kahkahalara boğulduğun şiirlerin muhatabı. olgular? boş bir binadan ibaret. zamanında büyük görünmüş ama şimdi küçücük olduğunu farkettiğin... bir tabela, bir deniz kokusu, bir vapur gürültüsü.. bu kadar.
neler var? neler yok ki...
para mı? dert etme. bulunuyor. şans dönüyor. bir gün senin de kafayı yiyeceğin kadar paran olacak. o yüzden o gün gelince tutumlu ol
aile mi? dert etme. ekonomik özgürlüğünü alınca onlar da yola geliyor. gelmiyorlarsa da görüşmek zorunda olmuyorsun. herkes yerinde sağoluyor.
sağlık mı? dert etme. sadece dua et. geçiyor. geçmese de bu pis dünyadan kurtulup esas ait olduğun yere gidiyorsun. fena mı?
aşk mı? dert etme. inan geçiyor. inan bitiyor. fırtınaların kasırgaların arasından çıkıp bir anda sakin sakin yazarken buluyorsun kendini. dahası ya seni çok sevecek biri bekliyor, ya da sevin ki dünyada kendini en çok sevecek kişi gene kendinsin. kendi başına çok daha iyi oluyorsun. olacaksın. bak olmak zorunda değilsin. ama olacaksın.
özlem mi? dert etme. özlem diye bir his yok. menfaatin için kullandıkların var. sana iyi gelenler var. senin iyi geldiklerin var. esasında biz bu hisleri özlemek zannediyoruz. kimse kimseyi gerçekten sevmez bu dünyada. ve bu nedenle özlem diye de birşey yoktur. bunu kıyamet günü daha iyi anlayacaksın. daha ölmeden mahşeri görmüş kadar olduysan o da aynı şey emin ol. düşünsene kendi mahşerinde yanında kim vardı?
güzellik mi? dert etme. bazı şeylerin güzellikle gerçekten alakası yok. hele kadınsan bunu bir kez daha düşün. profesyonel yapılmış bir makyajın karşısında hiç kimse duramaz. sarı saçın karşısında kimse duramaz. hafifmeşrep tavırların karşısında kimse duramaz. erkeksen sakal bırak. saçını uzat. işe yarıyor. ve işe yaradığında bunun da senin için yeterli olmadığını seni mutlu etmeye yeterli olmadığını anlıyorsun.
geçmişin mi? dert etme. bakma. hatırlama. unut. dedim ya resim isim ve cisim üçlüsü. bir bok değil başka. buzdolabının üzerine yapıştırdığın için kendinle alay ettiğin bir resim haline gelecek hepsi. ya da sıradan bir bandana. ya da sadece aynı ismi taşıdığı için hatırladığın biri. olay olgu ne sikimse. neyse ne!
kanımda dolaşan limon kabukları kadar eminim bunlardan. ve içimde öyle bir zümrüt var ki bana baktığında evet yaptıklarım yapacaklarımın garantisidir diyor sanki.
o bakışların anlamı budur.
sen kimsin diye sormayacağım bu sefer seni küçümseyerek. kim olursan ol, sana vereceğim zararın önüne geçemeyeceksin. kim olursan ol yapacaklarıma engel olamayacaksın. kim olursan ol istediklerimi bir bir yeniden alacağım ve sen kolunu bile kaldıramayacaksın. sen kimsin demiyorum. kim olursan ol. önümde duramayacaksın. zor duruma düştüğümü görüp gülemeyeceksin. bu bakışlarım birilerinin kapak fotoğraflarında diğerlerinin albümlerinde başkalarının her mekanında olacak. ve sen her baktığında bunları zihninden geçirip kahrolacaksın.
çünkü zümrüt olmak bunu gerektirir.
çünkü zümrüt olmak affetmemeyi gerektirir.
çünkü kendini kullandırtmamayı ve sakin kalmayı gerektirir.
çünkü zümrüt olmak, birine kötülük yapmak ya da ona kin gütmek değildir. sadece hayatta kalabilmektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat