rahmetli eniştemin tabancası nasıl bizim eve geldi bilmiyordum. ama saklandığı yeri biliyordum. sene 2009 olduğunda sevgi ve yılmaz ıstanbul'a yerleşmiş ben ise onlarla gitmek istememiştim. datça her zaman benim kaçabildiğim bir yerdi ne de olsa. yalnızlık her zaman iyiydi.
ve o tabanca koltuğun üzerindeki bir kaç ıvır zıvırın altında poşete sarılı şekilde duruyordu. ne olur ne olmaz diyordum. hırsız girer bir şey olur, kullanırım.
bir gün yılmaz ziyarete geldi ve o tabanca yok oldu...
meğerse işin içinde iş varmış. kafama sıkarım diye almışlar. yılmaz çok sonraları denize attığını söyledi. yalan olduğunu biliyorum ama ne olduğunu bilmiyorum.
şimdi tam sırası. alacaksın ve gereksiz yere 29 sene sürmüş bu hayatı bitireceksin.
"ah kızım daha çok gençsin neler göreceksin bla bla bla" ne görmedim ki? görmediğim ne kaldı? 50 yaşınızda gördüklerinizi küçücükken bizzat yaşamıştım. ben bir şey görmedim haklısın teyze. ben yaşadım. yaşanabilecek en derin çukurda en pis en nalet insanların içinde şişelerce rakı ile yaşadım. ayık gezemedim biberon misali vermutu 4 yaşında ağzıma tıktığınızda anlamalıydım. zaten çekilmeyecekti ki. 7 yaşındaki şampanya komasına ise hiç girmiyorum. benim ölümümü siz hazırladınız konuşmayın.
öyle güzel içtik ki öyle güzel bir dünya kurduk ki dışardan hiç kimse bu dünyaya girmeye cesaret edemedi. dışarısı buz gibiydi belki de güneş kavuruyordu her yeri. ancak ideal olan burasıydı. kurduğum dünya size idealdi hep bakıp imrendiniz. kimse kendi cehennemimde yaşadığımı düşünmedi. burası sizinkinden daha soğuk sizinkinden daha sıcak. kurudum artık. dondum belki de. mutluluk yok burda. siz en azından arkadaşlarınızla bir yerlere gidip mutlu olduğunuzu düşünebiliyorsunuz. oysa benim dünyam sonsuz bir nefret, sonsuz bir intikam...
neden mi böyle oldu? ben de bilmiyorum. çok merak eden varsa benim yerime tek bir gün yaşasın. ölüm nasıl da dayanılmaz bir istek oluyor o zaman anlar belki. yapabilecek yaşanacak hiçbir şey kalmadı. tükendim tükettim ve bitti.
neydi 15 yaşında merale söylediğim? "ben herkesi sevmeye çalıştım, anneme benzememeye çalıştım" harbiden annem kendi annesine bile sahip çıkamamıştı. bana mı çıkacaktı? peki ya babam? oğluna tüm hayatını vermişti bana verecek neyi kalmıştı ki?
sonraları gözlerimi kapatmamaya başladım. çünkü kapattığımda başım dönüyordu. daha da sonra gözümü kapatsam da kapatmasam da başımın döndüğünü farkettim. bu dünya benim dünyam değildi.
bir kaç arkadaş edindiğimi zannettim. sanki kendileri çok doğruymuş gibi beni eleştirmeye başladılar. yalnız hayat felsefeme bağlı kaldım hep. yolda bulduğumu yola çıktığıma değişmedim. belki de ondan kaybettim. şimdi kimse yok gözümde. herkes suçlu herkes kendini beğenmiş ve herkes zavallı bana göre. kimse kendi yanlışlarına bakmadan çevresini eleştiriyor.
şimdiye kadar bana öyle olaylarla geldiniz ki... birinize bile ohhaaa artık bunu yapamazsın yaparsan seninle konuşmam tarzı GERİ ZEKALIca bir cümle kurmadım.
çünkü sizin aksinize ben göreceğimi gördüm. ömrümü tamamladım ve gideceğim günü bekliyorum.
benim dünyamda olmaz diye bir şey yoktur. her şey olabilir, herkes her şeyi yapabilir...
en yakın arkadaşınız size durduk yere sırt çevirebilir.
en yakın arkadaşınız sizi küçük düşürebilir.
en yakın arkadaşınız sevgilinize göz koyabilir
en yakın arkadaşınız eşinizle ilişki kurabilir, dahası eşiniz bir şerefsiz olabilir
en yakın arkadaşınız sizi siz yapan özelliklerinizle severken bir anda özelliklerinize düşman olabilir
en yakın arkadaşınız sürekli kendini haklı bulabilir
en yakın arkadaşınız en yakın arkadaşı zannettiği biri ortaya sıçsa doğrudur düşüncesine kapılacak kadar çocuk olabilir hata yapabilir
en yakın arkadaşınız sizin ona gösterdiğiniz ve kabul ettiği yanlışları şimdi başka bir en yakın arkadaşı doğru görüyor diye yapabilir
en yakın arkadaşınız size hayati boyutta yalan söyleyebilir
en yakın arkadaşınız sizi yanlış insanlara satabilir
en yakın arkadaşınız size milyarlarca borç takabilir ve icraya verdiğinizde borcum yoktur diye dilekçe gönderebilir.
kısacası en yakın arkadaşlarnız birer geri zekalı olabilir. ve siz onlarla ne kadar zaman geçirirseniz geçirin bu aptallığa göz yummak zorunda değilsiniz.
misal ben yüz verdiğim insanları iyi tanıyorum. hayatıma bu kadar karıştırmayı ne zaman başarmışım? onların hayatına karışarak mı?
dediğim gibi en başa döndük. hiçbir olaya ohaaaaa diye cevap vermedim ben. olabilir. boynuz mu taktın? boynuz mu taktırdın? evli miymiş? hırsızlık mı yaptın? yolda mı kaldın? kiminle ilişkiye girdin? para karşılığı adam mı sattın? ulan bi gün tutup da yanlış demedim. olabilir ama yapmamalısın dedim. şu hale bak şimdi.
ne yapmıştık? temiz birer sayfa açmıştık. geçmiş peşimizden gelse de burda bazılarının adı yoktu. olmayacak. ancak bu sayfada olmayan tek şey onlar değil. ben de yokum.
miad doldu. yaşanacak olan görülecek olan halloldu. daha başka tüketilecek bir şey kalmadı.
yalanlar ortaya çıkarıldı.
boy boy kazıklar atıldı.
herkese hakettiği gibi davranıldı.
ben melek değilim ki saf kalayım.
yemin ederim sarhoş değilim. ve şu an tek isteğim ölmek.
evet kendimi öldüremem bu doğru. bu yüzden ecelimi bekliyorum.
umurumda değilsiniz. dertlerinizden bıktım usandım.
aramayın sormayın. arasanız da yalnızım. ben böyle mutluyum. ben kendi kendimi tamamlıyorum.
imdat dediğimde yoktunuz şimdi niye varsınız?
evet ben ölmek istiyorum. cenazeme kimse gelmez gelmesin de. yine işleri çıkar hepsinin. gelmeyin amk. cesedim bile meraklı değil size. ama çamelideki eve bakın önce. hayvan var mı diye. bu tek vasiyetimdir. varsa biri alın sevin onu. korkmuştur. karnını doyurun. sıcak bi ev bulun ona. ölmesin. zira gittiğim yerde yeteri kadar ölü çocuğum beni bekliyor olacak.
ağlamayın gelirseniz şayet. ne ağlıyorsun be. şu hale bak makyajı da akmış aptal. bok mu var? kurtuldum işte. göbek atın mümkünse. sevinin mutlu olun. ben öbür tarafta azap da çeksem allahtan gelecek sizden değil. bu yüzden hazırım herşeye. timsah gözyaşınızdansa oryantalinizi izlemeyi yeğlerim. kurtuldum ben. bakın. yerin altında toprağın altında yatan benim. gittim ben. mutlu olun.
davul zurna çalın. herkes oynasın. kurtuldum artık. burdaki cehennemden kurtuldum.
anneme ve babama banka borçlarımı bırakıyorum. güle güle ödesinler.
kalan tüm eşyalarımı hayır kurumlarına dağıtın. satın parasını fakirlere verin. ne yaparsanız yapın. hak geçirirseniz haram zıkkım olsun.
kimsenin eşyalarımı saklama amacıyla almasını istemiyorum. hiçbiriniz bunu haketmiyorsunuz. zira ben ölüyüm artık. bakın ne dedim HİÇBİRİNİZ!
aaa hayret mezar başı ağlayanlara bak hele. ulan hepinizin yüzüne tek tek vurasım tek tek tüküresim var. defol git lan burdan. nasıl da show yapıyor. benim sadık yarim kara topraktır. işte ona kavuştum. bu cehennemde tek dostlarım hayvanları. e onlar da cenazeye gelmeyeceğine göre burda ne işiniz var ulan? toprağımı kirletmeye ne hakkınız var! ben günahımı da sevabımı da öte tarafta göreceğim. size mi kaldı çok iyi insandı demek? BEN İYİ BİR İNSAN DEĞİLİM! ben kötüyüm. sizin salaklığınızdan istifade edecek kadar kötüyüm.
herkes gitti. işte bitti. hesap vereceğim tek varlık Allah. siz değilsiniz.
beni sevmeyin. ben şerefsizim he he oldu mu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat