22 Ocak 2015 Perşembe

fanus

Burada. Tam bu kanepenin üzerinde geçti ne olduysa... Ağladım bağırdım yırtndım. Oldum. Kahroldum. Ama geçti adı üzerinde. 
Nefret ağır bastı yine basacak. Yine güneşli günler göreceğim ben. Acı bitmiyor belki yine aynı acılar olacak ömrümde. Onlar da gelecek ve geçecek. 
Akşamın loslugunda lambayı açmayacağım. hava o kadar sıcak ve yüreğim o kadar ağır ki, senelerce beklediğim o adam zannettiğim kişi gittiğinde boylu boyunca kanepeye yatacagım. Belki ağlayacagım belki de sadece iç sıkıntım agzımı açmama sebep vermeden oturacagım. Bir yerlere gitmek isteyeceğim. Daha yeni gelmiş olacağım. Olecegim rüzgar sesinde keşke o da burada olsaydı diye düşünerek. Daha dün gece yanımda uyudu. Ne ara gitti o da yalana diye soracağım. 
Birinci ayımıza iki gün kalmıştı. Sadece iki gün. Ve kader yine mutlu olmama izin vermedi. Ne insanlar tanıdım kendinden başka birşey düşünmeyen. Ben öyle olamadım. Öyle bir an geldi ki artık bir tebessüm bile göremiyordum. Oysa ben onu çok sevdim. Yine anlatamadım anlamadılar. 
Bilmiyorum ki avcuma çizilmiş bir mutluluk hikayesi var mı? Olduguna inanmıyorum artık. Korku ağır basıyor. Sanki hiç mutlu olmayacağım hiç sevilmeyeceğim hiç kimse gerçekten yanımda olmayacak gibi geliyor. 
28 yaşındayım. üstüne basa basa söylüyorum bu yaşa tek başıma geldim. Düşünerek hesaplayarak temkinli adımlarla ilerledim. 10 sene oldu yalnız yaşıyorum. Ne ailem yanımda ne de arkadaşlarım. Onları görebilmek için saatlerce yol gitmem gerekiyor. İnsan kendi başına kalınca herşeyi daha iyi anlıyor. İnsanları daha iyi tanıyor. Ama kendine yine de söz geçiremiyor. 
Bu ilişki başlarken herşey çok güzeldi. Kendimi prenses gibi hissediyordum. Ne zaman çıkmaya başladık ondan sonra betona düştüm. Altımı göremedim arkamı göremedim. Önümü hiç göremedim. Her yerde yalnızdım cameli de olduğu gibi. Ama sonunda tutunacak bir dalım olmuştu. Dinlemese de anlamasa da o yanımdaydı. Belki hayat biraz daha kolaylaşırdı. Olmadı...
Güçlü olmak için çok kayıp verdim kendimden. Ve güçlü kalmak olmaktan daha zor. Kum tanesi gibi hayat. Yavaş yavaş dökülüyor avuçlarımdan ve ben hiçbirşey yapamadan zamanın ilerleyişini seyrediyorum. Üzülüyorum. 
Yaslandım günden güne eriyorum. Ama büyümüyorum. 
18 yaşındaki zumrut u unutamıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat