15 Kasım 2014 Cumartesi

.

Evimin sessizliği bana yetti. Gözlerimi kapatıp olanları olacakları düşünüyorum. Ne çabuk geçti iki ay. Bana neler neler kattı. Hem mutlu oldum hem çok üzüldüm. Olabilecek şeyler duydum hiç olmayacak şeyler duydum. İnsanlara inanmamayı güvenmemeyi öğrendim bir kez daha.
 dost zannettiklerimin dostluk anlayışını sorguladım. Bu sefer haklı bir sebep bulamadım. Ben ki en azılı katillere en baba pezevenklere haklı sebepler bulup onları anlayan insanım. Şimdi zerre kadar kandıramıyorum kendimi. o nedenle daha bir bağlandım kendime.
 Sevmek dedim işin özü bu. duşumu alıp makyajımı silerken kendimden gitmediğimi farkettim bu sefer. Ben aynı ben. dikbaşlı götü kalkık güçlü hazircevap. Sadece topuklu ayakkabı ekledik olaya. O da estetik dursun diye. Çünkü anladım iste fizik yoksa mücadele de yok. 
Sonra ellerini tutmak istedim. Doğru insan dedim. Doymadım mutsuzluğa. Zaten biliyordum hepsi gibi bu da gidecekti. Ve zaten hiç gelmedi ki gitsin. 

Koca bir iki ay geçti. 
Ciddiyetimi özellikle de is ciddiyetimi farkettim. Sevdim bunu. Ne kadar kolay bir sınav da olsa önümdeki hakkını vererek çalışıp hakkını vererek basarmayı seçeceğimı gördüm. İnsanlar güler eğlenirken en sevdiğim şey geyik muhabbeti de olsa amaçlarım uğruna kendimi kısacağımı gördüm yeniden.
 İnsanlar ne yaparsa yapsın dedikodu kazık saygısızlık hadsizlik yine de selamı esirgemediğimi hissedip sevindim.
 Bos yere kalp kırdım. Cahil insanlar gördüm. Hastalıklı aşk ilişkilerine dayalı hikayeler dinleyip bayıldım. Kimse, kendim de dahil olmak üzere kimse bu kadar sevilmeyi haketmez dedim. Sevmek ve bencillik arasındaki ince çizgide gezenleri izledim. Saygı duyamadım. Yadırgamadım ama üzüldüm. 

Hayatım neden tekerrürden ibaret dedim. 
Buraya gelene kadar su odaya yerleşene kadar yaşamıyor muydum dedim. 

Sorguladım. Ağladım. Ağlayamadım başıma ağrılar girdi. Sonra toplandım. otogarda son kez kendimle ve dostlarımla vedalaştım. Otobüs kalktı dostlar gitti. Arkamı dönüp ilerlerken aniden durdum. El salladım tüm otogara tüm corum a. Ve kendime. 
valizimi hazırladım hiçbirşey ummuyorum artık dedim. Uyudum. 
Sabah 8 de acele bir kahvaltı ve otel aracı ile merzifona gidiş. Kulağımda murat ilkan. 
Ve 9.45 karşımda pegasus. İstanbul'a gidiyorum artık.
 Buradan gidiyorum artık. 
Derin bir nefes aldım. Hazır misin zumrut? 
İşte o an bir iki damla düştü gözümden.
 Ben böyle yaşayamıyorum be siren.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat