Hepsi gibi bu da bitti. İşin kötüsü bu sefer bir insana tahammül edemedim. Hani hep diyorum ya evlilik hakkında sorulunca "ben 24 saat bir insanla aynı evde kalamam. Dayanamam bunalırım" diye. İşte o bahane falan değil. Gerçekten doğru. Ben de yeni yeni farkediyorum.
Herşey aniden gelişti. Biri yanıma geldi corum da. "merhaba zümrüt hanım nasılsınız" dedi ince bir kınaye ile. Dönüp baktım. Tanımıyordum. Gel gelelim corum a geldiğimden beri o kadar çok insan benim kim olduğumu bildiğini bu şekilde belli ettiği için aslında bıkmıştım. Terslemek üzereydim kı "ben r" dedi. o zaman tanıdım işte... Kurumla ilgili facebook gruplarında konuşmuşluğumuz vardı. Ayaküstü merhaba gibi bir iki muhabbet sonra o yoluna gitti ben de başka yere.
Ertesi sabah ben bildiğin kallavi erkek listesi yapıyordum. Şu bıyıklı iyiymiş su uzun boylu da güzel. İsmi ne acaba şu gözlüklü olanı da yaz zümrüt. Bunları sesli düşünüp kızları güldürüyordum. Yakın tüm arkadaşlarımın ya sevgilisi nişanlısı vardı ya da evlilerdi. Tek sap ben olarak bu şekilde takılıyordum tavsiye alıyordum iste. neyime gerekse...
Derken kahvaltı salonundan içeri o girdi. Takım elbiseli, gayet cart alakasız bir kravat, saçı hafif dağınık, gözlüklerin üstünden mavi gözleri şimşek gibi çakıyor. Ağız hafif aralık. Kendinden emin bir yürüyüş...
Allahım diye feryat ettiğimi hatırlıyorum.
Listedekiler birer birer elendi sonra. Biri kıro çıktı diğeri bildiğin amca imiş meğerse. Diğerleri de falan filan derken bizim R listede tek başına kaldı.
Bir gece bildiğin randevulastık. Daha doğrusu ben uyumak üzereyken o odaya gelip kapıyı yumrukladı ve beni zorla dışarı çıkardı. Bir kaç saat geçirdik. Çok ters hareketleri var gibi geldi. Bundan bir cacık olmaz dedim içimden. Ve bu anlamda bakmamaya karar verdim ona.
Ancak onun ne yapmak istediği belli değildi. Atıyorum sınıftan çıkıyorum mesaj atıp nereye diye soruyor. Sacımı boyattım güzel olmuş mavi saçlım diye mesaj gönderiyor. Yemek yerken görüyor diyelim ben onu görmedim hemen afiyet olsun diye mesaj atıyor. Bir bağ var sandım ne bileyim.
Zaman geçti... Yine yakınlaşmaya başladık. Bir gece odaya geldi ve ben açıldım ona. Bana sevgili gözüyle bakmadığını ve arkadaşı olarak gördüğünü söyledi. Bu arada başka şeyler de söyledi beni üzdü kırdı incitti. Ağlamaktan bir hal oldum. Muhabbetimi tamamen kestim bu olaydan sonra. Selam bile vermemeye başladım.
Ne olduysa yine aynı şey oldu, kader bizi bir araya getirdi yine arkadaş olduk. ve karşılıklı saçmalamaya başladık. o sigara içiyor olmamı bahane etti, ben yemek yemek istedi diye siktir git deyip masadan kovdum. Herkes duydu. Rezil oldu arkadaşlarına. Ama bir an olsun ayrılmadı yanımdan.
Sonra ben sadece 1 gün L diye bir çocukla çıktım. Güzellikle ayrılmıştık zaten 1 günde ne olabilirdi ki? sonra kekeme bi çocuk denk geldi. tipine baksan afet, ağzını açtığı anda bitik... yıkıl karşımdan diye bağırdığım tek insandı belki.
"ben tiyatrolara oyuncular hata yapıyor ya onları görüp gülmek için giderim hehehehehe"
zümrüt dumur...
Ve aptallıklardan sonra bende R yeniden başladı. Ve bu sefer ufak bir hoşlanma değil bir tutku halinde geri geldi.
Madem beni sevgilin olarak istemiyorsun al sana diyerek 250 kişilik sınıfın önünde mikrofona uzanıp "R seni herşeyden daha çok seviyorum. Sen anlamasan da" deyiverdim.
tavır alanlar ooo diye bağıranlar mal mal konuşanlar helal olsun diyenler, hepsi bir yana. Uzaktan bana bakıyor yanıma gelemiyordu. Ben de gitmedim. Herşey aynı devam etti sonra. Arkadaşlık samimiyet. Odada sabaha kadar oturup konuşmak...
Bir gün tüm kızlarla laçkaca konuşmasından olacak sınır krizi geçirip onu öldürmeye kalktım. Boğazını sıktım kolumla. İçimden bir ses ölmesinin daha iyi olacağını söylüyordu. Ölmedi tabi. Kalkıp bana hakaretler saymaya başladı. Bu sefer de o kriz geçiriyordu. Kollarından tutup sakinleştirmeye çalıştım. Olmadı. İtti. kollarımı sıkarak morarttı. Kendine gelmedi. Ona aldığım poları yatağın üstüne fırlattı. çekip gitti.
rahmetli beni çok döverdi. çok da kırar dökerdi benliğimi. ondan alışıktım bu tarz davranışlara. o yüzden tepki bile vermedim. veremedim.
Hiçbir şey yapamadım. Öyle kalakaldım. Makyajımı sildim. Güçlü olacağım dedim. Ve uyudum.
Sabah derste yoktu. Odasına gittiğimde yatak döşek yattığını gördüm. Benden sonra sadece tişört ile sokağa çıkıp o çorum soğuğunda gezmiş. Hasta olmuş sürekli kusuyor. masaj yaptım sıcak şeyler içirdim. Sarıldım öptüm. Üstünü örttüm. Akşama doğru düzeldi.
işte ben yine tipik zümrüt'tüm. başak burcu zümrüt. kocamdır sever de döver de zihniyetini eleştirmesine rağmen bilmeden uygulayan zümrüt...
çay içmek için lobiye indik. Sigara içeceğimi bildiği için terasa çıkardı beni.
Mavi gözleri akşam ışığında ne güzel görünüyordu. laf kalabalığı üretmeye çalışırken ona bir kez daha aşık oldum. geri kalan günler elini tutabilmek için yaşadım. ama o hiçbir zaman istemedi benimle olmak. hoşlanmadı, sevmedi. olabilir bu yüzden kızamazdım zaten. kızmadım da...
Son gün idi. otogara götürdüm. Otobüse bindirdim. Doğru düzgün sarılamadım bile. Ağlamaktan başım agrıdı tüm gün. Daha doğrusu ağlamamak için kendimi sıkmaktan. Şimdi bunları yazarken komik geliyor. Ama o gün ne çektiğimi sadece ben bilirim.
Otobüs gitti. Arkasından bakakaldım. Dakikalarca. Evet adam beni istemiyordu. Ama seviyordum ve koymuştu gidişi iste.
bi çocuk geldi yanıma. o da eğitimdendi ama pek de samimi değildik.
"biliyor musun çok yakışıyorsunuz" dedi
burnumu silerek güldüm
"o öyle düşünmüyor ama"
"bak şunu unutma zümrüt, sevgi eninde sonunda karşılığını bulur. bir gün o da anlayacak. o zaman beni hatırlamasan bile bu sözümü hatırlayacaksın..."
hiçbirşey diyemiyordum. dahası çocuğun adını bile bilmiyordum. 250 kişilik sınıfın hepsi beni tanıyordu ama ben onların çoğunu tanımıyordum.
çorum'da 40 gün dile kolay... tam kırk gün geçirip çoğunu tanımadan belki de daha iyi dostlar edinemeden buradan ayrılıyordum.
bir kez daha 18 yaşındaki zümrüt karşımdaydı. bana kahkahalarla gülüyordu. üzerinde okul forması, boynunda arması...
"hani nerde tüm okulu soyisimlerine kadar bilen zümrüt? hani nerde??" dedi ve elindeki bageti bana fırlattı.
baget bir hayaldi ama başımı yarmasına engel değildi.
çocuğun ve 18 yaşındaki zümrüt'ün gidişini izlerken hayali kan, mavi beyaz kazağımı kıpkırmızı etmişti...
Herkes gitmişti az kişi kalmıştık otelde. can arkadaşım Derya da 9 gibi gidecekti ve ben gece otelde kalacaktım. Onunla muhabbet ederken telefon çaldı. R arıyordu. Nasıl sevindiğimi anlatamam. Arayacagını hiç düşünmemiştim.
Hep aradı. Günde 4 kez aradı mesajlar attı. Arayacagını söylemişti ama ben pek inanmamıştım. gerçekten arıyordu. Seni arkadaşım olarak çok seviyorum demeyi de bırakmıyordu hiç. Üzülsem de yapacak birşey yoktu. En azından a gibi beni hastane odasında pic gibi bırakmamıştı.
Ve gitti o bir daha hiç gelmemek üzere. Belki de yüzünü bir daha hiç görmeyeceğim. Belki yer edindi belki de edinmedi. Şimdilik bunları bilmiyorum. Çünkü arkadaşlık hepsinden daha güzel. Birşey beklemek istemiyorum onun da zor durumda kalmasından bıktım. Ben onu seviyorum o beni. Çünkü arkadaşız. Anlaşıyoruz eğleniyoruz...
Benim hiç böyle bir ilişkim olmadı. Gönlümü verdiğimi sandığım hiç kimse ile arkadaş kalamadım. Ya öldüler ya hakaret ettiler ya da umduklarını bulamayınca defolup gittiler.
En çok y ile arkadaş kalmak istemiştim. 4 yıldır doğru düzgün sevgili olamadık bari arkadaş olalım dedim. Buna gerçek anlamda niyet ettiğimde mutlu olduğumda, o ben uyurken sırf onunla yatmadım diye telefonuma bir mesaj bırakıp çekip gitmişti. Ha ben onun çıktığını duyunca çok mu üzülmüştüm? Hayır. Kalkıp kapıyı kilitlemiş ona verdiğim battaniyeyi alıp üstüme örtüp mışıl mışıl uyumustum. Çünkü beklentiler örtüsmediği zaman arkadaşlığın da aşkın da anlamı yok.
Ve şimdi r değişik bir yerde duruyor. Sevgilim değil sevdiğim hiç değil dost desen o da değil. Ancak vefalı sözünde duran ve saygılı bir insan. Bu anlamda takdiri hakediyor ve kötü olaylar yaşadığımız zamanlarda bile yanımda olmaktan hiç vazgecmediği için beni gerçekten mutlu ediyor. Bu anlamda belki garip ama onun istediği gibi biriyle birlikte olmasın çok istiyorum. Çünkü aileler farklı kişilikler farklı. Biz ne sevgili olabiliriz ne de ortak bir hayat kurabiliriz. Biz birbirimizin aradığı insanlar değiliz.
Ve bu yazdıklarım diğer hepsi için de bu anlamda geçerli iste. Ne Siz benim aradığım erkeksiniz ne de ben sizin evinizin kadını olacak yapıdayım. Ailelerinizle çevrenizle anlaşmamı beklemeyin. Ben uyumsuz ve geçimsiz biriyim. Size yemek yapacağımı zannetmeyin kendime makarna dahi yapmaktan acizim.
Siz pavyona gittiğinizde evde oturup sizi bekleyen değil, sizinle pavyona gelip içki içen karı kız kesen kavga çıkartanım.
Su gibi raki içerim. Sarhoş olmam direkt komaya girerim.
Hastanede kolunda serumla yatan makyajı akmış kadınım ben.
Onlardan biriyim. Herkes gibiyim hiç kimse gibi değilim.
O zaman yaşasın arkadaşlık kahrolsun evlilik. Kahrolsun aşk kahrolsun sevgi. Yine ne çok saçmaladım be.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat