16 Ağustos 2014 Cumartesi

kazık

ekim ayında bir datça gecesi... bambu'dan sonra tek bir insan yok. karşıdan iki kişi geliyor. bana bakıyorlar kim bu dercesine. doğru ya, hangi aklı selim bu saatte taşlığa yürür? 
bir sigara alıyorum marketten. taşlık fazla uzak değil. zaten fazla uzaklaşmak da istemiyorum sahilden. çameli'de sahil vardı da biz mi uzaklaştık? işte o yüzden denizi izlemek istiyorum. limanı loş karanlığın verdiği alışmışlık ile yaşıyorum. uzaktan gelen müzik sesleri birbirine karışıyor. lokanta ışklar açık. 
bugün cumartesi. özlüyorum eski cumartesi günlerini. biraz fazla içtim galiba. oysa saat daha 8 ve gece uzun... kan akışım yavaşlıyor. ne mutlu ki burada kimseyle anım yok. ne aşk ne arkadaşlık ne başka bir saçmalık. 
günler geçsin diye bakıyorum. her şey üstüste gelmişti o zamanlar. şimdi savaşı ben mi kazandım? hepsi gitti... hepsi. datça'yı terkettiler. ben kaldım. yoruldum, yorgun halimle yine savaştım. herkesi sırtımda taşıdım. hastayı parasızı açı arkadaşsızı.... hepsine yeni yollar açtım. annesi izin vermiyor diye sevgilisini görmeye gidemeyenlere umut kapısı oldum. şimdi hepsi evli, şimdi hepsi zengin, şimdi hepsinin benim soktuğum çevreleri var.
ve ben yine yalnızım. ve param yok. hiç de olmadı. o çevreleri ise ekarte edeli çok oldu. ne oldumcu insanlar dedim hep. ben bulunduğum yerdeki insanların en ufak bir hatasını gördüğümde gözümden düşürdüm. asla samimi olmadım. mikrop gibiydiler. gelip beni buldular. ultra...
yürü işte yürü. sahil boyunca yürü. şurda şu olmuştu demeden yürü. koş hatta zümrüt. senden bir tane daha olsaydı bu dünya cennet olurdu. kimine göre de cehennem... 
ukala bir insan olduğum da doğru. kişisine göre. bana kalkıp allahın kırosu insanları getirirseniz normal. iki lafı bir araya getiremeyen kişilerle muhatap olmak zorunda kalırsam elbet normal. ayrıca bu dünyadan galip çıkabilmek için ukala olmak lazım. 
fazla iyi niyet işe yaramıyor. ne zaman bunu anladım, kötü olmayı seçtim. sırlar açıkladım, herkesi herkese rezil ettim, yuva yıktım, umutlarla oynadım... şimdi geriye dönüp baktığımda hiçbirinden dolayı pişman değilim. sadece gereksiz hareketler olduğuna karar verdim.
misal yeni bir mekan açılıyor. senin arkadaşının. müşteri getireceğim diye eben sikiliyor. sonra o kişi seni o mekandan kovuyor bir gün. yıllar sonra hatır için gittiğinde de sana bir duble viskiyi 50 liraya satıyor. ölümü bile haketmeyecek nankörlüktesiniz. 
ben yokken buralar dutluktu. sen yalnızdın sen açtın sen itilip kakılan sen ise kimsenin yüzüne bakmadığı biriydin.
sizleri çamurdan ben kurtardım ve siz nankörlük ettiğinizi kabul ettiğiniz gün ben de ukala olduğumu kabul edeceğim...
cansın datça. ölesiye seviyorum seni ve şu serin akşamını. simsiyah olmuş deniz ve tıpkı benim içime benziyor. o yüzden kabul ediyorum artık. ben kötü bir insanım. 
sadece sizlerden farkım var, o da düştüğümde tek başıma ayağa kalkabiliyor olmam. yardım alarak ya da sizi kullanarak değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat