1 Mart 2014 Cumartesi

bir ikinci isim vakası...

ayran gönüllü olduğum doğru. Yalnız şu var ki gönlüm hep saçma sapan insanlara kayıyor. Ve yine aynı son. hüsran.
 Anlık biliyor musunuz? Herşey anlık.
 Arkadaşınla motora binmiş gidiyorsun. Bir yerde duruyorsun ve gözüne dünyanın en yakışıklı adamı görünüyor. Kim bu diyorsun. İsmi Z diyorlar. Yok artık A'nın da adı Z idi diyorsun. Bildiğin o aptal tur atmalı espriyi yapıyorsun. Derken bu çocuğu bana ayarlayın çok tatlı dediğin an cevap geliyor 
"sevgilisi var evlenmek üzereler"
 Ayırırız diyorsun. Alıştık artık ne de olsa! 

Günler geçiyor. Çocuk tatlı ama pek konuşmuyor. 
Aylar geçiyor. Çocuk tatlı ve sevgilisinden ayrılmış. 

Sadece bir haftanız var beraber geçirebileceğiniz. Ve sana öyle bir davranıyor ki sanki yıllardır çıkıyorsunuz. zaaflarını biliyor. Onları kullanıyor. Bir anda kapılıyorsun ona. Seviyorsun. Sevdiğini söyleyince susuyor. Sevmiyor seni. Sen onun için bir metasın. Sen uyandığında onun üstünü örtüp  sevgini yaşarken o bunu anlamıyor bile. Oysa sen ne yaşıyorsan onun gözlerinin içine bakarak yaşıyorsun. Ona aşık olduğunu gizlemek zorundasın. Bunu bilse kimbilir ne kadar korkar diye düşünüyorsun ve haklısın da...
Ve gitme zamanı geldi. Gittin. NE oldu? Eski sevgilisi ile barıştı. Hem de seninle birlikteyken. Savunması ne? 
"Ben senin bu kadar üzülecegıni tahmin etmemiştim..."
yok artık...

 Bir kasvetle dolaştım günlerce. Aşık olduğumkadıköy bile bana dar geldi. Evime cameli'ye döndüğümde herşeyin geçeceğini biliyordum. S de de böyle olmuştu. Ama bü sefer öyle olmadı. Uçaktan indim. çameli için taksiciyle pazarlık kavgasına giriştim, takside uyuyakaldım, nihayet vardım...
İki saat kadar ceset gibi uyuduktan sonra birden ağlamaya başladım hungur hungur.
 Ve onu aradım.
" Beni bırakma" dedim. "Seninle açlığa yokluğa sefalete razıyım" dedim.
 razı miyim? Elbette hayır. Şu saatten sonra A bile kapımda köpek olsa onunla bile razı değilim buna. Bir saat aralıksız ağladım telefonda ona yalvardım. Benim için üzüldüğünü ve arkadaşım olarak kalacağını söyledi. Neymiş 4 yıllık ilişkiyi bitirmek kolay değilmiş. Biz sanki hiç yaşamadık o uzun ilişkileri ve bir kalemde silip atmadık yaşananları.
Şöyle bir geçmişime baktım o an. Nice dört yıllar yaşamışım her anı gözyaşı dolu ezilmişlik dolu hatta bazen fiziksel şiddet dolu... Hep yapıcı olmaya çalışmışım yine de. gün intikam günü dediğim zamanlarda bile ben karşı tarafa değer vermişim. ama atlanan konu şu, hiçbir zaman iki kişiyle aynı anda birlikte olmadım ben. yapamam bunu hiç kimseye. isterse dünyanın en kötü insanı olsun yine de yapamam. Yılmaz'ın kızı da olsam yapamam...
Ve iş bitirme noktasına geldiğinde yanlış yanlıştır ve hiç kimse değişmez. Devam et yanlışına ne diyeyim güzel çocuk? 

Sözün özü kimseyi hayatımda tutma niyetim yok. Ağladım ağladım ve ağladım. ilaçlarımı içtim. Akşam 10 gibi uyudum. Sabah 7 buçukta hortlak gibi uyandım. İşe gittim. Bayram sonrası ve pazartesi olması sebebiyle yığılma oldu bir güzel. Ve eve geldiğimde o yoktu.

 Hayır İş kafamı dağıtmadı. o zaten yoktu. 

ben varolmayan bir adama aşıktım ve herşey eski haline döndüğünde o hayal de kaybolup gitti. 

Evet, ağladım ilaçlarımı aldım uyudum ve işe gittim. Tek yaptığım bu idi.
 Bazen yanlış olanları görmek için hayatına uzaktan bakman değil de kendi rutinine devam etmen gerekiyor. Artık ne pişmanlık ne de korku var. Sevdim sevilmedim bu baht ve aldığım ahlar ile sevılmem de. O ayrı. Ama ben mutluyum.
 Demek ki duygularım ölmemiş. Demek ki hala sevebilecek kalbim var.

Çirkin olabilirim, saf olabilirim, hatta salak olabilirim bu konularda. Ama söz hayatım olunca aptal değilim, olamam. Sitem ediyor bana bazıları. Bencilleşmişim, sorunlarımın hıncını başkalarından çıkartıyormuşum falan filan. Oysa unuttukları bir şey var ki ben daha yeni yeni kendime geliyorum.
en yakın arkadaşım bile olsa karşımdaki, bana attığı kazıkların listesini yüzüne vurabilirim. bunların farkında olmak onlardan beni bucak bucak kaçırıyor işte.
bu nedenle hiç kimseye güvenmiyorum hiç kimseyi istemiyorum artık. duvardaki resimlerin hiçbirini sökmedim. çünkü herkesi güzel günlerdeki gibi hatırlamak istiyorum, zorda kaldıklarında beni aradıkları zamanlardaki gibi değil.

o yüzden hoşça kalın, orda kalın! yakınıma gelmeyin. burada sizlere yer yok. 
ben acımı da tek başıma yaşıyorum. arayıp derdimi anlatabileceğim kimse yok. yoksunuz.

bu nedenle siz yoksunuz
bu nedenle en uzun ilişkimi 19 yaşında yaşamıştım zaten!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat