ölebilirim yine. içip komaya girebilirim. tek başıma bu çatı katında içerken kendimi balkondan aşağı bırakabilirim soğuğa aldırmadan.
şimdi o da değil de ben bu kadar rakıyı niye içtim inan bilmiyorum. belki de yitip gitmişliklerim içimde bir volkan misali dağlayıp duruyoruz yaraları. oysa ki ksa bir süre önce kaşımayı bıraktım ki kanamasın kapansın
yılbaşı diyorlar 2013 falan. odaklanamıyorum. aklıma 2012ye girdiğim o gece geliyor.
atanamıyordum bi türlü. tubanın üzüntüsü zaten kendine yetiyordu. gecenin bi körü açıp bugün ne giysem finalini izlemiştik. kendi çapımda teselli etmeye çalışıyordum onu. acı gerçeklerle. kendisi de biliyordu neyin ne olduğunu kma sadece birisinin söylemesi lazımdı.
2012 bize uğur getirecekti. önce bana iş sonra tubaya özgüven sonra... neyse...
hep bir duam vardı. "allahım. senden iş dilemiyorum aşk dilemiyorum. artık sağlık bile dilemiyorum. aileyi de geçtim parayı siktir et. bana sadece huzur ve mutluluk nasip et"
kaderde varsa düzülmek neye yarar üzülmek.
allah bana önce dünyada görüp görebileceğim en büyük nimeti verdi. bir eş. ilklerin adamı. kimseye karşı hissetmediğim duygular. tamamen koşulsuz ve şartsız bağlılık. ve teslimiyet. ve o varken benden birer birer çocuklarımı almaya başladı. siren, üzüm, tekir, fıstık, tan... .
tan benim ilk büyüttüğüm bebekti. zor oldu.
ve o eş bir gün gidiverdi.
benim 15 yaşımdan beri kardeşim dediğim kızım siren'i elleriyle gömen adam bir gün gidiverdi.
gittiği gibi arkasından kaybettiğim insanlar çorap söküğü gibi geldi.
kandırıldım. sevdiğimi sandım. biraz huzur buldum.
biraz da kimsesizlik. söylediklerine inanmak istedim belki de... ve bildiğim gibi, babamın metreslerinde hep yaşadığım gibi.
adam aklandı, kadın suçlu oldu.
ben kimsenin kocasını ayartmadım. sadece şerefszlik kurbanı oldum.
üzgünüm elbet. bedeli ağır oldu. ama suçlu tek ben değilim.
sonra seda öldü. ölüsünü bile göremedim. o üstüne titrediğim kızım seda can verdi ben ıstanbuldayken.
oysa ben ıstanbula sadece eşimi unutmaya gitmiştim.
seda öldü ve akşamına bi haber geldi. atanmışım.
denizli-çameli...
lise 3tü. ozan hayatın dibinden diye bir oyun yazmıştı. oradaki müşteri taksi şöförüne "eee ben ne yapacağım çamelinde yahu" diye soruyordu. şöförün cevabı belliydi
"eee sen de çam elersin"
eee ben de çam elemeye geldim buraya.
tapu burası. ne alaka deme işte. öyle. ben buraya geldim çalışmaya.
3 ayı geçti.
eşim gideli de 8 ay oldu.
nasıl bir yıldı bu 2012? ömrümden kayıplarla dolu boşa geçmiş koca bir 12 ay?
ve ben 2012yi her gömmeye çalıştığımda o aralık 2011 acısı?
"ben neden aşık olamıyorum?"
siktir git zümrüt ve yine siktir git. hayatın bize oynadığı bu saçma oyunlara kocaaman bir siktir gittttttt
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat