31 Mayıs 2012 Perşembe

yüzük

bir yüzük düşünün. parmaklarınız ufak olduğu için sol orta parmağınıza anca tam geliyor. oraya takmışsınız. esasında pek bir numarası da yok. öyle pırlanta falan değil. sevdiğiniz adam hediye almış. görünümü hoş. ancak olay bununla da kalmıyor.

o yüzük öyle bir yüzüktür ki, parmağa takıldığı anda size en yakınlarınızın aslında ne olduğunu gösterir! parmaktan çıktığında at gözlüğü takmaya devam edersiniz.

o yüzük öyle bir yüzüktür ki, esasında pembe gözlükle baktığınız arkadaşlık, dostluk ilişkilerinizin öbür tarafını birden ortaya koyup mantıksızlıklarla dolu geçmişi, geleceğe değil de bugüne entegre eder! birden apışıp kalırsınız.

çünkü sağlam kayalara benzettiğiniz dostluklar meğer saman aleviymiş.

çünkü o sağlam dostların bazısı insanı bir anda satıverebiliyormuş, bazısı sevgilisinden ayırmakla suçlayabiliyor, bazısı da kendi yaptığı şerefsizliği sizin üstünüze yıkarak durumu kurtarmaya çalışabiliyormuş.


ben de yanlış yaptım. fazla iyi oldum. herkesin dert anası canı ciğeri oldum. gözlerinin içine baktım insanların sırf derdini anlatsın diye. herkesin sıkıntısını sıkıntı edindim. herkese yardım ettim, herkesten de yardım bekledim. gelmedi. canı burnuna gelen insanların dibinde bittim, canım burnuma geldiğinde o insanlar yoktu.

kahrolduğum günler oldu kimse yoktu.

benim evlatlarım öldü. murat vardı. başka kimse yoktu.


yaptığım daha büyük bir yanlış da oldu. bir arkadaşıma kazık attım. o bunun farkında değil eminim. sırf kendi egom için arkadaşımı sattım. anlattığım hiç kimse beni suçlu bulmadı ama suçluyum. bundan dolayı ortayı bulmak istesem de gidip herkese herşeyi anlatmak istesem de bazı sebeplerden dolayı yapamadım. bunun vebali ile yaşamayı öğrenmem gerekiyor. çünkü açığa çıkarsa başı yanacak çok insan var. kimseyi ateşe atamam.


bugün avaz avaz bağırdım kendi içimde. içimdeki sesi murat duyup o da bana bağırmaya başladı.

"şu telefonunu kapat bana ver. yeter artık"


cidden yeter artık. buraya kadar.

yüzüğü çıkardığımda yine pembeleşiyordu ortam. ne güzel arkadaşlıklar dostluklar viyak viyak vs vs

ama iş murat'a kadar dayandı geldi.

benim hayatımı mahvettiniz sağlığımı sikip attınız, bir de o çocuğun hayatına sıçratamam olanları.


o yüzden bu yüzüğü artık parmağımdan çıkarmayacağım!

kendi kendinizi yiyin, olmadı birbirinizi yiyin, özgüvensizlikleriniz, ukalalıklarınız, namertlikleriniz, boynuzlu gezenleriniz, aptallarınız akıllılarınız, derdiniz tasanız, ananız babanız, karınız kocanız BENİ İLGİLENDİRMİYOR!

hiçbir şeyin önemi yokmuş ben bunu geç de olsa anladım.


o bar taburesinin üstünde tek başıma saatlerce oturunca anladım!!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat