one tree hill son sezonunda. 9. sezon ve artık sıçtılar resmen. deli oluyorum ama yine de izliyorum işte. o kadar senenin hatrı var diye.
7. sezonda dahil olmuş clay diye gereksiz bi eleman var. bu eleman karısını yitirmiş. gözlerinin önünde düşüp ölmüş karısı. ve üzüntüden, beyni ona bir oyun oynamış, beşikteki çocuğunu unutuvermiş. bu şekilde acıyı daha kolay atlatmış ya da atlattığını düşünmüş. 6 sene sonra bu elemanda çoklu kişilik bozukluğu çıkıyor. ve evladını hatırlama zamanı geldiğinde esas şikayetler başlıyor.
zaman zaman beynimin bana yaptığı komiklikleri düşünüyorum. arada sallantılar, fobilerim üzerine gittiğim günlerde gözlerimi kapadığımda gördüğüm tekrarlanan anılar vs. bir de ağlarken bastıran garip düşünceler...
iki gün önce idi.
saat "12 buçuk falan"
gece. murat işten çıktı, eve geldi, beni aldı. motorla dolanıyoruz datça'da işte... ne kadar dolanabilirsin ki?
bir yandan da bendeki it köpek korkusu malum. e köpeklerin bana nefreti de malum. motorla dolaşmaktan birazcık tırsıyorum. hem bana kıl oluyorlar hem de motosiklet görünce ön tekere saldırıyorlar. (bakınız: kargı yoluna dolaşmaya çıkan zümrüt ve mihriban'In önünü kesen köpek çetesi)
e garip bir psikoloji içindeyim, bim'i geçtik, migros yolunda ilerliyoruz. eve dönüyoruz. kaldırımda bir kedi yatıyor.
"vah yavrum biri bi kediye çarpmış" diyorum. önden değil de arkadan baktığımda minik bir kalp görüyorum sırtında...
olamaz... o olamaz...
"siren!" diye bağırdığımı anımsıyorum. murat motoru durduruyor. can havliyle koşarak karşı kaldırıma çıkıyorum. içimden bir ses hala o değildir diyor. başka bir kedidir diyor.
yüzüne bakamıyorum. sırtındaki kalbi görüyorum.
murat anlamıyor, yanıma gelip soran gözlerle bakıyor bana.
ellerimi kaldırıp dua ediyorum
"allahım ne olur bu beynimin yaptığı bir oyun olsun. o olmasın. siren olmasın"
murat "değildir siren" gibi birşeyler geveliyor ağzında.
hadi bi cesaret, ön tarafa geçip yüzüne bakıyorum.
siren.
çok önemli değil sonra ne olduğu. bir nevi boncuk olayı. bu sefer yalnız değildim. ben gömmedim mesela. murat gömdü o yaptı herşeyi. mal gibi baktım. ağladım. güldüm. ağladım. tekrar ağladım.
işte şimdi murat hayatıma girmişti esas. evet datçadaki yüzlerce hayvanın arasından benim siren'im alakasız bir şekilde siteyi bırakıp yola çıkmış, kurban seçilmişti.
her şeyin en kötüsü benim hayatımdaydı.
rüya değildi, gerçekti hepsi.
artık siren yok. kimse sesiyle çınlatmıyor bahçeyi, kimse dövmüyor küçük kedileri sinirinden.
evet bekliyorduk, yaşlıydı siren. günün birinde ölecekti. ama doğal yollardan. ehliyeti manavdan alan birinin elinden değil!
yine aynı cümleler.
"ben allahtan hiçbirşey istemedim
aşk istemedim para istemedim
iş istemedim aile istemedim
arkadaş istemedim
sadece kedilerimle huzurlu bir hayat istedim. çok şey mi istedim?
allah bunu bile kabul etmiyor"
ve bugün kendimi dans ederken buldum evde.
ve bugün yine murat'la dolaştım ve yine köpek saldırdı motora
ve rutine bağladık rutinde devam ediyor
ergen bebelerimiz azdı, kız kovalıyorlar. onlara bakıp gülüyorum.
düşünmüyorum. beyin unutmaya yüz tuttu siren'in ölümünü. bahçedeki mezarının başında bile oturamıyorum. sanki şurdan gelip "niyyahhuu" deyip bir iki kediye pençe geçirecek gibi geliyor. kabullenemiyorum.
boncuk, artık sıkılmazsın. sana bir arkadaş geldi. biraz şirrettir ama iyi kızdır siren.
birbirinize iyi bakın olmaz mı?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat