16 Mart 2012 Cuma

bir teşekkür

kimseden bir isteğim yok. allah'tan artık istediklerim değil de istemediklerim çok. insan istemiyorum mesela. iş para aşk vs gibi dünyevi geri zekalıca kavramlar istemiyorum. ömrümü emeklilik yaşımı planlayarak geçirmek, bir erkekle evlenip onun kahrını çekmek, çocuk sahibi olup bütün gün viyaklamasını dinlemek, sevgi ve yılmaz'ın bitmek tükenmek bilmeyen aptalca problemleri ve kaprisleriyle uğraşmak İSTEMİYORUM.

yaklaşık 1,5 senedir kafamı dinliyorum. hiçbir şey yapmadan, sadece kendimi dinlemeye çalıştım. bazen tökezledim bazen düştüm. ama bu sayede her şeyin ardında yatan gerçeği gördüm. sonsuz bir mutsuzluk.

bugün benim tek bir dileğim var. kaderim ne olursa olsun huzurlu olmak, huzurlu ölmek.

çünkü anladım ki benim huzurum kaçtığında hiçbirşey yolunda gitmiyor.

çünkü anladım ki bizim arkadaşlıklarımız ailelerimiz dostluklarımız hepsi sahte... kaçımız en yakınımızın arkasından dedikodu yapmıyoruz ki? kaçımız fesat duygular içine girmiyoruz?

hayat bir yerde çok kısa. bu saatten sonra hiç kimse için huzurumu kaçırmak istemiyorum.

ama tabi bazı istisnalar da sunabilirim, huzurumu yetine getirenlere...

buzdolabımın üzerinde her zaman asılı iki şey vardır. biri anneannemin resmi, diğeri de boncuk'un fotoğrafı.

boncuk'un hüzünlü yüzüne baktığımda aklıma sadece hayattaki önceliğimin tek olduğu geliyor. ve bu bağlamda yalnız da yaşadığımdan çoğu zaman elim böğrümde kalıyorum

öyle bir "hayvansever" anne baba düşünün ki, "seda'yı ölmek üzere buldum, tan'ın ayağından kanlar akıyor, veterinere gitmesi lazım para gönder" dediğimde "sende vardır para" cevabını alıyorsunuz.

ve tabi sokağın önünde seda yarın baygın oturuyor, tan ayağını yalıyor ve sürekli kan akıyor yarasından, ben de bir güzel oturmuş ağlıyorum ne bok yicem diye.

bu durumlarda gidebileceğim hiç kimse yoktur benim. hiç kimse.

bir iki kişiyi aradım maalesef onların da kendi işleri vardı.

seda'nın ağzına komşunun verdiği yaş mamayı tıkmaya çalıştım. yemedi suratıma baktı. biraz su içti.

ve sonra tuba bize yardım etti. kimse yokken o bize yardım etti.

seda tuba'nın gözlerinin içine bakar hep. eskiden beri onu çok sever. belki de hissiyat bilemiyorum. sever elbette ancak artık durum farklı.

seda hayatını tuba'ya borçlu.

seda uslu ve hasta olmasının verdiği yavaşlıkla sorun çıkarmadı da tan önce bir güzel kaçtı veterinerden, sonra da iğnesini yerken öyle bir ciyakladı ki içim acıdı. zavallı oğlum. ayağına da sprey sıkıldı. aynı gün bahçede bi taş bulmuş onu ağzına alıp yere atıp zıplıyordu. kısacası o da bacağını tuba'ya borçlu.

bize böyle dostlar lazım, piç gibi ortada bırakan değil, zor zamanlarda yardıma koşan

teşekkür ederiz :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat