tam iyi olduğumu düşünüyorum ki bir yerden bir şey patlak veriyor.
bir klip izledim az önce. hüngür şakırt yine o anlatamadığım anlatsam da kimsenin anlamayacağı şeyler dökülüverdi gözlerimden. şimdi ben ne yapsam da birine derdimi anlatsam dedim içimden. oysa eskiden öyle miydi? a beni dinlemezdi siktiri çekerdim, b beni anlamazdı anasını sikerdim. şimdi yapmak istemiyorum hiçbirşey.
esasında eskiye nazaran daha bir ayaktayım sanki. hani kimse yok ya artık yanımda. yalnızlığa fena alıştım. kimseyle konuşmak istemiyorum. kimsenin derdini de dinlemek istemiyorum artık. çünkü anlatacaklarımı anlayamazlar.
bir insanın problemli olarak sayılması önemsenmesi için illa elle tutulur gözle görülür sorunlar mı olması lazım? misal benim iç dünyamda çözümleyemediğim şeyler olduğundan dolayı bu haldeyim. illa ki terkedilmiş mi olmalıyım? iş bulamıyorum diye mi ağlamalıyım?
benim aşk acım falan yok. size sorsak benim kadar hayal kırıklığı yaşamamışsınızdır. işim yok param da yok ama ben iyiyim. ne yapayım? kendimi mi öldüreyim yani işim yok diye? olabilir. hayat bu.
kimseyi istemiyorum.
her insan dünyaya bir misyonu tamamlamak için gelirmiş. sanki yapacak işim bitti ve artık gitmem gerekiyor gibi geliyor bana. sonra diyorum seda da döndü. acaba ben nankör müyüm?
2012 de geldi çattı.
hangi yılım güzeldi? hiçbiri.
en son 2004e girmiştik. neşet hoca bana 100 kontör almıştı. sınıfta çekiliş yapmıştık. ozan fatih'e ampul almıştı... umut sobada barışın termometresini patlatmıştı. safiye neşet hocaya bi gömlek hediye etmişti. ben de ozana hiç kullanamasın diye defter almıştım.
o benim son yeniyılımmış ben bilemedim.
8 yıl geçti. öyle bir yere geldim ki, sabahları uyandığımda kendime "burası neresi, ismim ne, kaç yaşındayım" diye sormak zorunda kaldım.
bir adam yaşımı sordu, 24 dedim. ismimi sordu, düşündüm.
30 gelliyor dedim. bir dikili ağacım bile yok dedim.
kendimi çözemedim, insanlar benden çalışmamı bekliyor dedim. yakınmıyorum artık işsizlikten. çünkü ben henüz ergenim. tüketmek iiçin varım. daha büyümedim dedim.
intihar etmek istesem sebep çok dedim.
etmek istiyorum bazen. ama nereye gideceğimi bilmiyorum. kayboldum.
ben ağlıyordum değişikti. öyle kendimi keşfetme çabaları falan. murat dedi ki "acaba babasını mı hatırladı, diye düşündüm"
güldüm. ne babası... hani baba nerde? hani anne nerde? hahaha komikler.
herkesten bişeyler de almışım oysa ki. yılmazın alkolizmi ve aptallığını almışım. en az onun kadar aptalım. yaşlı ruhumu ukalalığımı sevgiden kapmışım. peeeeeeeeh
ne yapmalı? büyümek için ne yapmalı? büyüyünce geçiyor mu sıkıntılar?
digimon izliyorum. blackwagreymon diye bi digimon var. oturmuş çizgi filmde hayatın anlamını arıyor. ruh nerede ruhun amacı ne diye soruyor agumon'a. agumon göt oluyor tabi o ayrı.
benimki de o hesap. ağlak insanlara psikolojik gerilimlerden manevi depresyonlardan bahsediyorum. onlar da diyor ki "aaaaa sen ne gördün ki, bak ben bunu yaşadım bikbikbik"
egolarımız böyle anlarda bile susmuyor.
"biz en haşarı sınıftık"
"biz hocayı dövdük"
"biz sınıfı yaktık"
"biz orospu çocuğu idik" (yürü be)
ahah bu hesap herhalde. en kötü olayları ben yaşadım. herşeyi ben çektim. sen ne gördün ki. ve şimdi oturup beni dinlemek zorundasın.
hayır canım o öyle değil. çünkü ben sana en kötüleri anlatmadım. akıl sağlığın kaldırmaz çünkü.
ha sizin götünüz belki yemez intihara. ama benim yer. geberip gittiğimde belki herşeyi anlarsınız. ama geç olur. bunun da bana faydası olmaz.
unutmayın ki ben kendime faydalı olanı seçerim. evde oturuyor olmam bundandır.
ben böyle mutluyum.
yaş oldu 26
bana elleşmeyin
sene oldu 2012
ben 2012ye battaniye ve soba ile girdim
iş tekliflerini elimle ittim
güç aldığım tek bir şey var, dua
onunla ayaktayım
kimseye ihtiyacım yok
görmediklerinizi gördüm
mutlu taklidi yaptım
yediniz
şimdi ayak yapmayın
ve sen
sen benden kaç
kaç uzaklara
uzaklara kaç
silahını seç
arkana yaslan
ağla
gerçeğe ağla
gerçeği gör
zavallısın
rakibim olamazsın
hayat işte.
YanıtlaSil-
hemera
ben böyle hayata sokayım
YanıtlaSil