sevgili deniz anası ve iskele babası;
tüm vaktinizi mezara götüreceğiniz paralara, diğer evlatlarınıza, sokaktan geçen insanlara ve orospulara adadığınız bir sene daha geçti gitti. her sene olduğu gibi bu sene de beni bir köşeye siktir edip hayatınızı yaşamaya devam ettiğiniz için sizi tebrik ederim.
sevgili iskele babası yılmaz; aaa pardon "aslan oğlunun babası" demem lazımdı. zaten o aslan oğlundu hep. ben ise herhalde orospu çocuğu. köşede hayat boyu ilgin ve sevgin için sıramı beklerken ne o oğlunun düğün borcu için azerbaycan'a kaçmaya kalktığında ne de benim yaşımda kızlarla kırıştırıp benim rızkımı onlara yedirdiğinde evi terketmeye kalktım. ama sana yazıklar olsun ki benim hayatımı erteletip datça gibi bir mezarlıkta çürümemi zevkle izlerken karşıma geçip "murat'a yedirdiğim paradan sana ne? ne var yedirmişsem?" diyebildin. benim senin gibi bir babam yok. umarım kendi yarattığın cehennemin içinde boğulursun.
sevgili deniz anası sevgi; hani derler ya ana gibi yar olmaz diye. hani yılmaz kelek atabilir sonuçta erkek ve odun. ama anne her zaman doğurandır koşulsuz sevendir değil mi? peki ben sana ne yaptım ki küçüklüğümden beri hep beni dövdün, arkadaşlarıma bir alay şey alıp onu bunu beslerken tonla para harcarken beni hep ikinci planda tuttun? neden hep dandik şeyler alındı bana? neden her aradığımda telefonun kapalı ve açık olduğu az zamanda da yılmaz'a küfürlerinden bahsedip onu bunu soruyorsun beni sormak yerine? yoksa bana baktığında anneannemi gördüğün ve ona kinlendiğin için mi? evet anneannem evlat ayırımı yapmış. bi hata yapmış. öldü gitti zaten. peki sen ona benzemeyerek bana karşı nasıl yaklaştın? sen ondan daha iyi bir anne mi oldun? sen mükemmel bir anne misin de ben nankörüm? hadi başka çocuğun olsa yılmaz gibi namertlik yapmana hak verebilirdim. yazıklar olsun ki doğurduğun başka bir çocuk yok ve bana bile bakmaktan aciz oldun hep.
bana insanlar çocukken kollarımdaki yüzümdeki yaraların nasıl olduğunu sorarlardı. annem yaptı demeye utanırdım. benden bu kadar mı nefret ediyordun da hala alakasız bir insan gibi davranıyorsun? anneanneme benzemek benim suçum değil ama onun hatalarından ders almayıp çocuğunu üvey evlattan hallice görmek senin kabahatin. hani hep kızıyorsun ya; EVET KABAHAT SENDE!
ben seni para istemek için aramadım. sıkıntım vardı. hayatta hiç kimseye güvenmemem gerektiğini acı şekillerde öğrendim. ve sana ısınmaya çalışıyordum her ne kadar sen beni kadıköy'de bile istememiş olsan da.
ben sana herşeye rağmen anne dedim, seni silmedim. ve yine akıl danışmak için aradım seni. ben iyi değilim. bunun sebebi sen ve senin kocan. beni ruh hastası olmakla yargılamadan önce öz çocuğuna olan davranışlarını gözden geçir. benim sıkıntım var ölmek üzereyim hastayım. birilerine anlatabilmek isterdim. ben herkesi dinliyorum ama kimse beni dinlemiyor. belki sen dinlemek istersin demiştim. 4 gün boyunca aradım telefonun hep kapalıydı. ve sebebini sorunca nankör oluyorum. yazık ki ben yanlış insanların çocuğu olmuşum. allah affetsin.
sizin çocuğunuz olmak bu dünyada yapayalnız kalmak demek. ne yaptınız benim için? haftada 50 lira göndermekle anne baba olunmuyor. siz beni yanınızda bile istemiyorken tutup beni nankörlükle yargılayamazsnız. ama ben bu konuda birşey söylemeyeceğim. allah herşeyi görüyor. benim halim ortada bir de anne baba dediğim insanların durumu ortada.
bu arada sevgi, sen o nefret ettiğin annen olmasa o benden esirgediğin parayı bok bulurdun. iyi ki sana değil de ona benzemişim. en azından onurluyum. en azından sana"yılmaz'ın sana kötü davrandığı ne malum? yalancısın sen" demiyorum!
sormak istediğim birşey var ama cevabı beni ilgilendirmiyor. sadece vicdanınızla muhatap olun diye soruyorum: madem bakkmayacaktınız madem eve kapatacaktınız madem itiraz ettiğimde nankör diyecektiniz neden çocuk istediniz? neden ben doğdum? keşke astımdan ölmek üzere iken iskele babası beni hastaneye yetiştirmeseydi de ölseydim. ama o zaman da kıymete binmezdim. iki gün ağlardınız sonra yılmaz oğluna, sevgi paracıklarına!
deniz anası sevgi, az nazik poponu kaldır da defol git annenin mezarına ondan özür dile. belki bana yaptıklarının günahı da affolur. benim bir yılbaşımı daha mahvettiniz. iki yakanız bir araya asla gelmeyecek bunu bilin.
bildiğiniz şeyi unutmayın. bu evde neden hala kaldığımın sebebini unutmayın. ikinizi de allaha havale ettim. artık sadece vicdanınızla berabersiniz. unutmayın ki ben ne sevgililerimden dayak yediğimde ne gecenin köründe sokakta kaldığımda ne ekmek bulamayıp tanımadığım adamlardan birşeyler dilendiğimde ne de bana iş bulması için aptal saptal erkeklerle takılıp yüzlerine gülme zorunluluğu çektiğimde, ayrıca ne günlerce gecelerce ağladığımda ne de boncuk öldüğünde yanımda değildiniz.
siz sadece haftada 50 lira gönderirsek bunlar olmaz sandınız. ama hepsi oldu. hepsi ve daha çoğu kızınızın başına geldi. peki murat'ın başına ne geldi? ya diğerlerinin? hepsi ve daha çoğu derken neleri kastediyorum hiç düşündünüz mü? yazık size. sizin için üzülüyorum. çünkü aileleriniz mükemmeldi ve kötü olaylar yaşamadan yaşlandınız. sizin görüp görebileceğiniz en kötü olay ya iş sıkıntısı ya da televizyonun bozulması falan oldu.
belki bunların hiçbirini okumayacaksınız boşa yazıyorum. ancak okusanız da boşa gideceğini bildiğim için rahatım. biz aile falan değiliz. siz başkaları için yaşayan deniz anası ve iskele babası, ben ise büyük ihtimalle en azından çocukluğunda güzel şeyler ummuş olan sazan zümrüt....
sazanlıktan insanlığa geçene kadar çok şey yaşadım. allaha şükür akıl sağlığımı hiiç kaybetmedim. sevgiye söylediğimin aksine hiçbir zaman sinir krizi geçirmedim, hiçbir zaman o ağır ilaçları kullanmadım ve hiçbir zaman kafamı duvara vurmadım. sadece içiniz rahat olsun istemiştim. o yüzden yalan söyledim.
evet esrar vs bilimum uyuşturucuların hepsini kullandım ama hiçbir zaman bu maddelere para vermedim. gidip satın alacak bağımlılığım hiç olmadı.
daha başka neler yaşamış olabilirim? merak ediyorsanız şöyle söyleyeyim, aklınıza gelebilecek her türlü şey geçti gitti başımdan. aklınıza ne gelirse. ama merak edeceğinizi sanmıyorum.
ilgilenecek olsaydın sevgili sevgi, "barış beni dövdü" dediğimde "ne malum? nereden bileyim barış'ın seni dövdüğünü yalan söylüyorsun. hem durduk yere kimse kimseyi dövmez" demez, ben üzülünce de sahte cici anne pozlarına girmezdin. sonra da üç gün bana tavır yaptın evde sanki suçlu benmişim gibi.
tabi, yılmaz da seni zaten haklı yere dövmüştü değil mi? onun için aynı gün gidip boşanma davası açmıştın.
zavallılar. ikiniz de çok zavallısınız. ben allahın izniyle ayağa da kalkarım, üzülmekten de vazgeçerim, sizin varlığınızı bile unuturum tıpkı sizin yaptığınız gibi. peki siz ne yapabilirsiniz? daha da zavallı olabilirsiniz ancak ve bu hiç değişmeyecek.
tek başıma yaşamayı öğrendim ben. dostsuz ailesiz, erkeklerin eline bakarak, sahip çıkılmadan kendime sahip çıkmayı öğrendim. hiç arkamda annem var babam var diyemedim çünkü YOKTUNUZ. hayatıma giren tüm adamlar, özellikle de (bu isimleri yazmak istemiyorum) beni bozuk para gibi harcadılar.
yılmaz senin çocuk sevgililerinin ailesinden beddua yedim herhalde. "allah kızının başına versn" mi dediler? bravo tam tutturmuşlar
neyse daha fazla yazmak istemiyorum. size üzüldüğüm için hatalı olan benim. evet ben nankörüm saygısızım tüm hakaretleriniz kabulümdür. ancak hiçbir zaman sizin gibi evladımı ona buna ve paraya satmam.
bakın ben kedilerim için hala evdeyim.
ya siz? siz neredesiniz??
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat