onunla ilk tanıştığımda bana acıyordu. sarılmıştım ona. ve o hiçbir şekilde beni itmemişti. şaşırmıştım.
"daha önce hiç kimse bu kadar uzun sarılmama izin vermemişti" demiştim hayretler içerisinde.
"yaşanmışlıkları eksik olduğundandır. kimse senin çektiklerini çekmemiştir. kaldıramaz" demişti acaip bir yüz ifadesiyle. ben ona yeniden sarılmıştım. üzgündüm, mutsuzdum.
o beni anlıyor demiştim sarılmama izin verdiği için sırf. ama zaman geçtikçe tipik bir erkek davranışına dönüşmüştü yaptıkları. artık erkeklerin üzerime saldırmasına alışmıştım çünkü.
güzel değilim. kimsenin yürekten bağlanabileceği biri değilim. tek amaç farklı oluyor işte.
gençliğimi yaşar gibi oldum mesela. hırslarımı hayallerimi isteklerimi çöpe atmadan önce neler yapardım? nasıl sıkı çalışırdım? uykumdan sosyal hayatımdan feragat edip kendimi evlere kütüphanelere kapatırdım. ideallerim uğruna insanların bokunu lafını nasıl çektim hala şaşarım.
çünkü artık yaşlandım. kendimi o günlerdeki gibi özgür göremiyorum. değilim.
bir hayalimin uğuruna çalışmaya gücüm yok. bir hayal uğruna koşuşturmaya gücüm yok.
ayaklarım üzerinde durmak istemiyorum. bana bakacaklar bana bakmalılar diyorum hep. bu onların görevi diyorum.
yıldım. yıldırdılar
bezdim. bezdirdiler.
dünyamı küçülttüm. kimseyi istemiyorum. ailemi attım, arkadaşlarımı attım. herkesi attım. silip geçmeyi öğrendim. öğrettiler.
yaralarımı artık zaman bile iyileştiremezken
beni seven, iyiliğimi isteyen beni düzeltmeye çalışan insanların hayatını mahvettim. küfürle anılmak nedir bilir misiniz? arkamdan az paramı yemedi diye konuşan insanların adlarını versem, onları nasıl bilirsiniz?
şimdi yeniden nasıl çocuk olabilirim?
yeniden nasıl koşabilirim, yürüyemezken?
yeniden nasıl büyütebilirim onu, kendimi?
ve ben yeniden bu kez gerçekten sarılabileceğim güvenebileceğim biri varken, nasıl güçlü olabilirim?
telaşlı değilim, sakinim. fazla sakin.
sevindirik değilim ben onu düşünüyorum. kendimi değil.
sanırım kusacağım. görüşürüz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat