herşey güzel olsun istedim. ve artık bu saçma hikayeye bir son vermeliydim. tek kaçış yolum, gözümü arkada bırakmamak için o şerefsizi gerçekten seven birine emanet edebilmekti. bu kez roller değişmişti. ikiyüzlülük, yalancılık yaptığından bihaberken üstelik başımda kaldırmam gereken 195 liralık şerefsiz bir insan varken çabaladım ben o namussuz için.
ve bir gün senden bahsetti bana. senin onu ne çok sevdiğinden. ama olanaksızlıklardan. pek kafamı yormadım çünkü onunla ilgili hiçbir konu, onu söylediği hiçbir söz mantıklı gelmiyordu bana. hastaydı. kabullenmiyordu ona göre çok harikaydı. ama hastaydı...
ve bir gün senden bahsetti bana. kaçışım senin sayende olacaktı. kendimi bu garip hayattan bu iç sıkıntılarıyla dolu cehennemden kurtaracaktım. onu sana emanet eder gibi görünecektim. esasında da bir daha asla geri almayacaktım. bir nevi senin başına yıkacaktım onu.
sonra sen geldin. ben gittim. arkama bakmadım. bakamazdım. düştüğüm yerden yeniden ayağa kalkıp toparlanmam gerekiyordu. burası neresiydi ben kimdim falan filan derken yine psikolojik açlığım tavana vurmuştu.
yemeğe çağırdınız, gitmedim.
kafeye çağırdınız, gitmedim. hastayım dedim. çok hastayım...
sonra karşılaştık bir gün. öyle çelimsiz öyle zayıf ve narin görünüyordun ki... işte o an senin için çok ama çok üzüldüm! ben onu sırtıma alarak ayağa kalkıp bütün gücümle yere çalabilmiştim. oysa sen? yalvarmıştın ona sırtından inmemesi için. ve o nazlanarak binmişti sırtına -YİNE!
ben ise makyajsızdım, bakımsızdım ama pek hasta gibi de değildim, yememiştin. imalı bir şekilde "geçmiş olsun" dedin. ancak ben onun acısını yaşamıyordum ki. bu onun hastalığı hasarı değildi ki. sen öyle anladın. bir anda ortam sessizleşti. onunla bakıştık. o sana baktı "soğuk davranma ona sıçarım ağzına" der gibi. ama sen bunu haketmedin ki?
"neyse ben gideyim" dedim. umursamadın bile. ama o arkamdan geldi.
"beni sevmedi dimi? haklı da.." dedim
"ne alakası var sevecek kadar görmedi ki" dedi.
iki gün sonra yine birlikteydik. bu kez de birşey planlanmamıştı. denk geldi sadece... senin sıkılıp susmaların, bir kaç kişi gülüp eğlenirken somurtmaların, arada atarlanıp bana laf sokmaya çalışmaların ancak benim gülerek senin şaka yaptığın izlenimi vermemle senin daha beter sinirlenişlerin...
ve onun ben ikinizi beklerken sana "zümrüte neden öyle davrandın geri zekalı" şeklinde bağırması...
ve senin benden özür dilemen. benim de şok olmam.
yok.. olmaz... sen bunu haketmedin. sen benim yüzümden ondan yediğin hiçbir lafı haketmedin!
sen benim yüzümden de değil, her konuda ondan tek bir yüksek ses duymayı bile haketmedin!
öyle bi insanın yanında ziyan oldun ki. ben iki ayda ondan kurtulmayı kar sayarken sen bir ömür onunla olmaya razıydın...
ve şimdi yine kazık attı sana. yine arkandan bıçakladı!
resimlerine baktıkça ağlayasım geliyor. sen ne güzel ne sevimli bi kız çocuğusun... değer mi gençliğini güzelliğini bir şerefsiz için harcamaya? değer mi beni onu şunu bunu saçma sapan insanları kıskanıp kendine hayatı zehir etmeye?
söylesene onun için değer mi?
sayfalar dolusu yazdım bir gece... ilk günden, son güne dek... en ince ayrıntıya dek. yaptığım yanlışları gördüm, hatalarımın bedellerini bir kez daha yaşadım. çok şeye maloldu bana o olay. dersimi aldım. sustum ve oturdum. ve önce arkadaşımı sonra da kendimi affettikten sonra "kendime acıma" süreci başladı bende...
ve hayat çok hızlı akıyor. şimdi başka birisini seviyorum. o beni sever sevmez umurumda da değil. ancak yaşıyorum ve görüyorum. hayatımda hiçbir şey yolunda gitmese de direniyorum! bu nedenle kendime acımaktan vazgeçmek üzereyim...
üzereyim. ama sana acımam bitmiyor. geçmiyor. neden diyorum... neden bu güzel çocuk dünyadaki en şerefsiz insanlardan birinin arkasından gidiyor. neden onu unutamıyor. neden sözde değil de özde bir veda edemiyor artık geçmişe?
3 koca yıl değil mi bahane?
ama benim hayatım son 7 yılda mahvoldu! ve hala ayaktayım. ve rüzgara rağmen yürüyorum. birşey umut etmiyorum ama yürüyorum!
başarmak istiyorum. biliyor musun babam tabancamı almış götürmüş. sırf kafama sıkmayayım diye. gülüyorum.
sen de başarabilirsin. lütfen...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat