kaşınmıştım. ortada hiçbir bok yokken onun karşısına geçip "ben senden hoşlanıyorum taaa lise 2'den beri" demiştim. ve o bunu çok farklı yönlere çekip onun teklif ettiği kızları gidip tehdit ettiğimi ondan onunla çıkmadıklarını falan söylemişti. sonra da şaka yaptımlarla çevirmişti durumu.
tam 3 yıl çıktık biz Ö ile. dolu dolu 3 yıl. o 3 senede ne çektiğimi bir ben bilirim bir allah. işitmediğim hiçbir kötü söz, dayak yemediğim hiçbir sudan sebep kalmamıştır eminim. ama bitti gitti ve geride kaldı.
ve sonrakiler sadece benimle on dakika da olsa tamamıyla ilgilendikleri, yüzüme güldükleri, benimle konuşurken dünya umurunda değilmiş gibi davrandıkları için vardılar.
öyle zavallıydım ki. görmemişim ki düzgün bir ilişki nasıl olur. kendimi onunla evli zannedip senelerce ilişkiyi kurtarmaya çalışmış, defalarca aldatılmış en sonunda da bir kaşar için terkedilmiştim. tek istediğim beni biraz olsun sevebilecek biriydi, ilgilenebilecek biriydi!
evet ilgi! benim erkekte aradığım en önemli özellik.
yanına dünyanın en güzel kadını gelip ona yavşasa bile benimle ilgilenmeli! sonra nasıl olsa o kadına gidecek? ben gitme desem oturacak mı sanki? yooo... gitsin. naparsa yapsın. yatsın kalksın.. ama aşık olmasın ona. bana dönsün.
öyle başladı işte her şey. ilgi aradım ben hep.
I-bana özel muamele yapıyordu. her defasında masasından kalkıp yanıma geliyor ve muhabbet açmaya çalışıyordu. bir kez o kadar saçmaladı ki bana şebnem ferah'a benzediğimi söyledi. avlandım.
U-benim için kilometreler aşmıştı. yaralarımın açık olduğunun farkındaydı. yeminler etmişti seni asla aldatmam, asla ortada bırakmam diye. aşırı ilgisi bazen bunaltmıştı beni ama iyiydi. en azından seviyordu. avlandım.
K-değişik bi elektrik vardı aramızda. bayağıdır tanışıyorduk ama o en yakın arkadaşımı seviyordu. sonra bir gün yanına gittim. işler değişti. sevgilisi olmam için çok dil döktü. sonunda olumlu düşünmeye başladım, başardı. avlandım.
Y-en büyük aşklar nefretle başlarmış. aşk mıydı benimki acaba. dibimden ayrılmıyordu. birden bana olan tavırları değişmiş kanka muhabbetinden kur yapmaya geçmişti. anlam verememekle beraber asıldığını hissedebiliyordum. aynı gün içinde bu beni rahatsız etmemeye başladı. aksine hoşuma gitmişti. avlandım... bu sefer çok pis avlandım... evliydi, aynı anda arkadaşımla çıkıyordu, arkadaşımı kıskandırmak için beni kullanıyordu... ve ben bunların hiçbirini bilmiyordum.
ama ilgilendiler ya işte! değişik davrandılar bana!
zor kadını oynamayı sevmiyorum ben. kapılıyorum. zayıflıksa zayıflık evet. ama böyle. diyorum ya ben göründüğüm kadar güçlü değilim. çok bedbaht durumdayım. gerçekten. bana ilişmeyin. benden uzak durun...
"bu tip konular kısmet işidir. güzellikle alakası yoktur" diyen de siktirsin. bi defa benim gib tipsizsen ve çok safsan erkeklerin bir numaralı "kafaya bir poşet" klasiğinin içine giriyorsun. hiçbir zaman sana gerçek bişeyler hissetmiyorlar. hissettiğini iddia eden kendisine bakacak güzel kız bulduğunda defolur gider.
ne yapayım? estetik mi olayım? ne gerek var buna? amaç ne yani? bu yaştan sonra "amanın sevgilim yok" şeklinde vızıldanaym mı? 13 yaşımda yapardım bunu. herkesin sevgilisi var benim neden yok diye ağlardım. bir sürü marka mini etek, kısa bluz, yine süper mini elbiseler vb. kıyafet alır bakkala giderken bile onları giyerdim. bi dergiden bana mankenlik teklifi gelmişti. sırf o yüzden çok güzel olduğumu düşünürdüm. ondan mantık yürütemezdim. 14 yaşımda ilk defa aynayı inceledim. dolaptaki kıyafetleri, onları giymem için beni zorlayan sevgi'Nin kafasına fırlattım. saçlarımı arkadan toplayp okul formamı giydim. ve biseksüel olduğumu kabullendim. 19 yaşıma kadar hiç makyaj yapmadım. 19 yaşıma kadar çıktığım hiç bir erkeğin elini bile tutmadım. bir kisve altında kendimi aradığım doğruydu. kendimi bulamadığım, buldurulmak istendiğim için şu an hala çocuk gibiyim zaten. hala çalışasım yok. evde oturmak gezmek diskoya gitmek bana mükemmel geliyor. üniversitede ama özellikle de lisede okuyan çocuklara özeniyorum.
çıkmazdayım. ve bunları seneler sonra bu denli net düşünmemi sağlayan da tek bir allahın belası erkek.
yine biraz ilgilenildi benimle ve ben iki günümü sadece evin içinde dolanıp tek bir ismi sayıklayarak geçirdim. ne alaka? ne alaka? adam seni istemiyor işte. kimbilir listesinde senin gibi kaç kişi var. hem kimse olmasa bile napsın senin gibi tipsizi geri zekalıyı? ne alaka?
bugün de laf arasından belli ettin işte. blöfü yeseydi aynı şekilde karşılık verirdi. son elemanı hatırla. sen ona laf arasında asıldıkça o daha beter asılıyordu. ha onun amaçlıydı, arkadaşımı kskandırmaya çalışıyordu ama olsun. normali bu işte. adam seni istemiyorrrr kabullen. aynı şarkıyı beşyüzüncü defa dinlemekten vazgeç, o nete girdiğinde aptal aptal sırıtma. hayata dön artık aaaaa...
ayrıca sen burjuva sevginin kızısın. ne işin var şeylerle... şey parçasıyla... şey işte! amaan
olmuyor beceremiyorum.
ben O'ya aşık oldum. en son aşık olduğumda koluma K'nin ismini kırmızı kalemle yazıp fotosunu çekip msne koymuştum. jiletle yapılmış gibi duruyordu. ortalık baya karışmıştı.
bakalım şimdi ne olacak. hadi hayırlısı.
robbie williams-feel bu da benim halimi anlatıyor işte.
Come on hold my hand,
I wanna contact the living.
Not sure I understand,
This role I have been given.
I sit and talk to god
And he just laughs at my plans,
My head speaks a language, I do not understand.
i just wanna feel real love,
Feel the home that I live in.
cause I got too much life,
Running through my veins, going to waste.
I dont wanna die,
But I ain't keen on living either.
Before I fall in love,
Im preparing to leave her.
I scare myself to death,
Thats why I keep on running.
Before Ive arrived, I can see myself coming.
And I need to feel, real love
And a life ever after.
I can not get enough.
I just wanna feel real love,
In a life ever after
Theres a hole in my soul,
You can see it in my face, it is a real big place.
Come and hold my hand,
I wanna contact the living,
Not sure I understand,
This role I have been given
Not sure I understand!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat