sevgi'den öğrendiğim belki de hurafe sayılacak bi huy vardır bende. misal bi istediğinden bahsedersin, aslında pek önemli bişey değildir, anında gerçekleşiverir. o an başka bişey dilesem olurmuş dersin. ve en çok istediğin şeyi söylersin. dua edersin. olur olmaz o ayrı bir mesele. önemli olan dilek dilemek, umut etmek işte...
ve ben totem yaparım bir nevi hahaha. ben gülerim ama okuyan gülmesin. ciddi bişey çünkü.
bu astralden bağımsız gerçekleşir. daha önce gözümün önüne gelen olayların yaşandığından söz etmiştim. bu da onun gibi bişey ama daha özel. çünkü benim kancayı taktığım zavallı erkeklerle ilgili.
ilk defa 18'imde kendimle dalga geçerken yaşadım bunu. ve çok da üstünde durmadım çünkü imkansız gibi görünüyordu. adama açılmıştım ve o saygılı bir şekilde beni o gözle göremediğini söylemişti. ben de kabullenip hayatıma dönmüştüm. ancak 1 yıl sonra o adam benim yanımdaydı. şaşırmıştım.
ve sonra defalarca tekrarlandı bu. hep aynı olay. gerçekleşti gerçekleşti gerçekleşti.
hepsi odundu kalastı. ama burada bahsettiğim şey olayın gerçekleşmesi.
tabi tek bir açıdan farklı oldu gerçekleşenler... onu da bilen biliyor. şu kimsenin başına gelmeyen de tutup bana gelen olay. komik olan:) geçelim...
şimdi ben bunları neden yazdım? oraya gelelim değil mi?
şimdilik bunu açık açık yazmayacağım. çok biriktirdim içimde. iki haftayı aşkın süredir olay yürümüyor. ve ben böyle şeylere alışık değilim.
en son "Y" vardı hayatımda. Y cumartesi bana sarkmaya başlamıştı. Pazar günü ben ondan hoşlanmaya başlamıştım hatta bunu oldukça şiddetli biçimde itiraf etmiştim kendime. pazar gecesi göstermelik bi yakınlaşmada avlanmış, pazartesi gün boyu onu düşünmüş, salı günü de dayanamayıp arkadaşıma olan aşkına rağmen, çıktıkları bilmediğim için adama bütün hislerimi anlatıvermiştim.
yani iki hafta benim için çok uzun bir süreydi. işte o yüzden bu olayı bilmeyen kalmadı. her önüme gelene anlattım onu sevdiğimi. hem de öyle böyle bi sevgi olmadığını falan filan. şu an en alakasız insan bile olayı biliyor eminim.
tabi normal bi aşk bana göre değil. bu seferki de vukuatlı. ha "arkadaşımın aşkısın" değil de "abimin arkadaşısın" ya da "eski sevgilimin kankasısın ama sen bunu bilmiyorsun" şeklinde garip bir olay.
açık açık yazdım sanmayın çünkü bu kapalı hali. açık yazmam gerektiğinde buraya ona yazılmış bi ton şiir döşerim.
açıklarken sıkıntı yaşıyorum. cumartesi gecesi olanları size ilkokul beşinci sınıfa giden 11 yaşındaki zümrüt anlatacak...
tüm yaz tatili boyunca onu düşündüm... artık söyleyecektim ya. ama okulun ilk açıldığı gün L'yi göremedim. okula ancak perşembe günü geldi. onu kenara çektim. 5-a'nın oraya götürdüm.
"sana bir şey söyleyeceğim" diye ağzımda geveleyip durdum. söyleyemedim. en sonunda sinirlendi
"zümrüt söyle artık gideceğim bak" dedi.
ve en sonunda...
"seni seviyorum" dedim kulağına. ve koşarak sınıfa gittim. öyle bir rahatladım ki anlatamam...
ders başladığında sınıfa geldi. soğuk soğuk baktı bana. tepki vermedi.
"kimseye söylemedin değil mi?" dedim. kafasını çevirdi. şimdi benimle konuşmuyor.
sanırım bu kötü olay hayatım boyunca bi daha başıma gelmez... 11 yaşındayken yaşadığım için şanslıyım. tecrübeliyim artık. asla bir erkeğe onu sevdiğimi söylemem
işte taaa 14 sene öncesinden geçen cumartesiyi anlattı... BİREBİR AYNISI!
bir tv kanalında bir şarkı çalıyordu. "atiye'nin budur'u herhalde" dedim ama değildi. şarkı biter bitmez "budur" çalmaya başladı. şaşırdım.
ve işte o dileği diledim!
masaüstü arka planımda ve cep telefonumun ekranında duran fotoğrafınıı bastım bugün. buzdolabına monte ettim. alışveriş, temizlik listeleri, anneannemin ve ölen kızım boncuk'un fotoğraflarının arasından öyle sinir bozucu sırıtıyor ki... sanki "seni tavladım peşimden koşucaksın hahaha" der gibi.
peşinden koşmayacağım. totemimi yaptım, dileğimi diledim ve bekliyorum.
sen bana geleceksin. senin benden başka düze çıkan yolun yok!
hah şimdi bu yazıyı okuyamaman için gizlilik ayarları ile oynayacağım. bana geldiğinde belki okursun!
hadi sana iyi günler "O"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat