12 Kasım 2010 Cuma

bizim düşündüklerimizi anlamak isteyene...

Baskı ve basınç düdüklü tencereyi patlattı... Olayın özü özeti bu sevgili insan kardeşlerim. Biriniz anneme canımın çok yanmadığını ve acının hemen ardından sonsuz bir huzura kavuştuğumu söyleyebilse keşke. Bi de benim kanlı biten hikayeme rağmen kötü bi insan olmadığımı...

Bunu bi kaza sayabilmenizi isterdim. Beynimde uğradığım, mağduru olduğum bir kaza... Ama bu kan gölü içinde benim şu an olduğum kadar sakin olmanız ve geriye dönüp muhasebe yaparak olaya soğukkanlı bakmanız mantıklı sonuçlar çıkarmanız hiç kolay değil tabi. Bunu kızgınlıkla yapmadığımın bilinmesini ve neden diye sorulmamasını ne kadar isterdim. Nedeni falan yok. sadece oldu işte... Depreme neden diye soruyor musunuz? Sadece oldu işte...

Evet yalnızca oldu böyle oldu. Başka türlü olması mümkün olmadığı için böyle oldu. Buna kızmanın bunu izah etmeye çalışmanın ya da bundan pişman olmamın bir anlamı yok. Hayat önem ve anlam yüklediğiniz pek çok değeri kayıtsızca bertaraf ederek anlamsız akışına devam ediyor. Şu an öyle hissetmeseniz bile inanın biz bertaraf edilenleri çok çabuk unutacaksınız sevgili insan kardeşlerim.

Artık bu kalabalığın içinde uğultuyu dinleyerek yürüyemeyeceğim mesela. Arkadaşlarımla selamlaşamayacağım. Onlarla dün gece televizyonda izledikleri önemsiz birşey için tartışamayacağım. Bir süre sonra beni akıllarından kovmak isteyecekler. Hatırlamaktan korkacakları biri olacağım. Hızla silecekler beni beyinlerinden.

Ablamın her şeyi bir çırpıda anlatmaya çalışmasını özleyeceğim. Bi süre sonra onu aslında dinlemediğimi bilmeyecek.Eğer vaktim olsaydı ondan bunun için özür dilerdim.

Annem.. Onun kokusunu özleyeceğim en çok. Küçük bir çocukken hasta olduğum zamanlar beni iyileştiren tek şeydi onun kokusu. Onun huzur veren bakışını özleyeceğim. İnsan hiçbirşey demeden de seni seviyorum diyebilir mi? Annem derdi. hem de çok güzel söylerdi...

Sokaklarda özgürce, yalnız dolaşamayacağım artık. İnsanların telaşlıca koşuşturmalarını bir köşeye çekilip izleyemeyeceğim. Onlardan hikaye çıkaramayacağım...

Bu roman böyle bitmemeliydi. Keşke silip yeniden yazabilseydim...

Daha mutlu biterdi...





arka sıradakiler-79/ barış göksu'nun (mavi sakal) intiharı





Eğer o gerçekten var olsaydın adı Zümrüt olurdu. Mavi Sakal ya da Barış... Çok önemli değil kim olduğu. Biz çok fazlayız toplumda. Sokağa çıkıp çevrenize baktığınızda aslında normal zannettiğiniz çoğu insan bizim gruptan. Şizofren.

Karşınızda kimin olduğuna dikkat edin. Hem yerin kulağı var, hem karşınızdakinin.

Bilmem anlatabildim mi...

2 yorum:

  1. Tüm hayat,her insanoğlunun yaşamı bu yazıdan ibaret görebilene ve anlayabilene çok güzel sözlere dökülmüş varoluşçuluk,hiçlik ve hayatın anlamsızlığı...

    YanıtlaSil

Anlat