Geçen cuma gününden beri kafam o kadar karışık ki. Saçma sapan düşüncelerim var ne bileyim çıkamıyorum içinden. Aslında kaşınıyorum da. Farklı anlayış, farklı düşünceler ve bunların ağır bedelleri. Neyse esas konu bu değil.
Salı günü saat 15.00 civarı uyandığımda (benim sabah saatim bu. yadırgamasın kimse) hafiften bir rüzgar ve bu rüzgarın bana taaa sevgili okulum Ş.E.Y.L'den getirdiği sesler kafamı meşgul eden tek şeydi. 29 Ekim yaklaşıyordu malum. Ve lise bandosu çalışma yapıyordu. Aniden kafamı pencereden dışarı çıkarıp onları dinlemeye başladım duyabildiğim kadarıyla.
Ben de bandodaydım lisede. Başımızda meral mıydı neydi şişman bi kadın vardı sürekli ciyak ciyak bağırır hiçbirşey beğenmez sürekli torpillilerini över dururdu. Biz de süreli dalga geçer onun sinir olup bayılmasını izlerdik. Her öğle arası basket sahasına dizilir ortalığı inletirdik. İlk günler benim sağ baş parmağımın altını baget aşındırır, yara yapardı. Uğur Hoca o yarayı görünce çemkirirdi bana.
Bazen gıcıklığına yanlış çalardık herkes sinirlensin diye. Komik olurdu. O şişman kadın bütün gücüyle hönkürürdü. Biz gene sallamazdık onu. Herkes kendi aleminde takılırdı.
Mehmet Kafalı öğle araları ders çalışamıyoruz diye bize kızar, bandoyu bırakıp test çözmemizi emrederdi, dinlemezdik.
Sonra marşlar değişirdi sürekli. Bize ritm duygumuz olmadığını söyleyen meral kasetten dinlediği marşı kendisi yanlış anlar, bize de yanlış öğretir sonra gene bize kızardı. Kendisini sikliyoruz zannederdi. Zavallı...
Sonra Reşadiye Stadı'ne giderdik Ahmet Hoca okula geldikten sonra. Meral içeri kapanır mikrofonun açık olduğunu bilmiyormuş numarası yaparak şarkı söylerdi. Biz de kapının önünde ""kara kara kargalar gaaak gaaak derr" diye bağırırdık. Sanki kimse bilmiyordu onun mahsus şarkı çığırdığını:)
Marşlar vardı işte. Bir, iki, üç... Öğrenciler çalarken evimden "bu bir, bu iki" şeklinde hiç unutmadığım ritmleri tekrarlamaya başladım. Derken ikinciden sonra sekiz çalındı. Afalladım. Ardından yedi... Yine afalladım. Ve hiç bilmediğim iki üç marş daha... Dikkatlice dinlemeye öğrenmeye çalıştım. Sonra birden durdum.
Ne yapıyordum ki? Bana ne yeni marşlardan?
Bana ne yeni öğrencilerden bana ne yeni bando hocasından??
6 yıl öncesine dair bu kadar net ve komik anılarım varken bana ne şimdiden?
Pencereyi kapatıp kanepeme oturdum. Düşündüm. Dinlemeyi bıraktım..
Sadece dinlemeyi de değil. Şimdiyi kurcalamayı bıraktım.
Bıraktım ki o anılar hep taze kalsın, hep saf ve temiz kalsın. Hep belleğimizdeki gibi can alıcı, ulaşılmaz olsun. Rüyamıza girsin, bizi en kötü günlerimizde mutlu kılsın!
Bıraktım... O güzel anılar şimdinin kirine bulanmasın. Çamurlanmasın.
O bir gün ortadan ikiye çatlamasını umduğum kadınla beraber hep çocukluğumuzdaki gibi erişilmez kalsın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat