17 Ocak 2018 Çarşamba

Uyku huzurdu

Gecenin 3 unde ustelik yarin calisman gerektigi halde uyaniksan illa ki bir derdin vardir da onu dusunuyorsundur falan derler. Yoktu aslinda. Elle tutulur gozle gorulur bir derdi cok sukur yoktu. Tek problem irgat gibi calismasina engel inatci bir bronsit ve sinuzit kombosu idi. Ne yaptiysa gecmemisti. Yilbasini uyuyarak gecirmis zaman zaman is yerinde fenalasmis ancak yilmadan burnunu sile sile yara yaparak ve buna da aldirmayarak devam etmisti yoluna. 
Allah baska dert vermesin. En kotu gunumuz boyle olsun cok sukur dedi yine. Ve ekledi. Allah buyuktur!
Su iki kelime ne cok kapi acmisti ona. Sadece gormesini bilmek gerekiyordu. 
Her istegi her dilegi gerceklesmisti. Gec ya da erken ya da zamaninda. Soyledigi hersey bir bir cikmis icinden gecen ongorulerin tamami gerceklesmisti. 
Uzun zaman once dusunduklerini yazabiliyordu. Simdiyse yazmaya vakti yoktu. Tabi yazmasina izin dahi verilmiyordu o da ayri bir konu. 
Bugunku konu 32 yasinda hala akilli bir kadin olamamis gereksiz biri iste. 
32 yasinda akilli kadin lafina cok gulmuslerdi biriyle. Her yerde her sehirde hortlayan anlar anilar vardi. Son bir yildir bunlari dusunmuyordu. Cunku yine ve yine dusunmeye zamani yoktu. İzin de alamamisti...
Uzun zaman onceydi. O evde o mutfak kapisinin onunde fisildanmisti hersey. Sonra hersey normallesti derken o gene olugunu yapmis kufredivermisti agiz dolusu oorrrrrospu cocugu diye. Ne kadar az kullanirdi oysa bu tabiri. Cok sinirlendiginde acik acik ustune basarak soylerdi ama eglenmek icin kisaca oc der guler gecerdi. Bi abisi de oc mudur diye sorar ortaligin iffet usulu kacismaya musait hale gelmesine neden olurdu. 
O guzel insanlari bir arabanin icinde aglayarak birakip gitti. Hepimiz vatandasin ocuna personelinin malina kaldik. Sadece net dusunmek gerekiyordu. Bulundugun yer sana huzurdan baska ne katiyor? Artik huzur da kalmadi. 
Huzuru baska yerlerde baska insanlarda aramayi bayagi ogrenmisti. Ancak hep soyleyip yine atladigi konu gelip dikilmemis miydi karsisina? Huzuru kendi icimizde bulamazsak yerin cennet yanindaki brad pitt olsa ne olur ki? Koca bir hic. 
Oysa hersey o mutfak kapisinin onunde birbirine surekli fisildayan iki kisinin icinde bitmemis miydi. 
Bir ruya gordugumu anladim demisti yazabildigi zamanlar. Sevmesine ragmen vazgecmisti. Cunku olene kadar tek tarafli kalacak seylerden yorulmustu. Ve o gun grip falan degildi. Sadece uykusuzdu. 
Sonra karsisinda belirdi uykusuzluk. Gulumsedi. Koluna dokundu. Yok artik. Uykusuzluk bedene burunebilir miydi? Afalladi. Burunmustu. 
Yanindakine birseyler anlatmaya calisti. Uykusuzlugum karsimda. Ne yapmaliyim. Yanindaki anlamadi. Bos bos bakip Patlican guzel olmus dedi. 
Tipki huzurunun kactigi yerde diz cokup evlenme teklifi etmeye hazirlandigi andaki gibi bir vayyy cekti icinden. Bronsit oldum ben dedi kendi kendine. Ondan tum bu sacmalamalar. İyilesmemeler. Mahvolmalar. 
Beden iflas etmisti artik. Yeter diyordu yeter. Dur biraz. Nefes al. Neden bu savas? Nicin? Deger mi? 
Bir elektrik sobasiyla koca kisi gecirmisti bir zamanlar. Hasta falan da olmamisti. Simdi ne degisti?
Kimseye anlatamiyordu. Elestirdikleri hep basina gelmisti. Biraz daha sacmasi hatta pek de elestirmeye deger bulmadigi bir durumun icine dusmustu. Ve bosluk koskocaman haliyle yerinde duruyordu. 
Kizini seviyordu. Kizini koymustu oglunun ve diger giden cocuklarinin yerine. Artik agzindan nefes almaya calismaktan dudaklari kurumustu aciyordu. 
Uykusuzluga ne diyebilirdi ki. 
O sabah seni uyandirmadan gitmeye calisirken kapiyi caaat diye acip yanima gelip yuzume baktigin an ne diyeceginden ziyade ne demeyecegini biliyordum mu?
Biliyordum cunku 32 senelik hayatimda ben hep emin olmadiklarimda kaybettim mi?
Uykusuzlugum benim gercegim degil sadece biraz vefa biraz da hayranlik uyurum gecer fazla havalanma mi?
Diyemedi. 
Sarildi biliyor musunuz uykusuzluga. Ama hicbirsey soylemedi. Ama uykusuzluk bu ya gozlerinden anladi herseyi. Bir daha da yanina yaklasmadi. Sormadi. 
Orrrrrospu cocugu demisti belki yillar once yuzune yuzune. Uykusuzluk ne kadar pic oldugunu bildiginden kahveyi fazla icmissindir hehehehe seklinde bir cumle kurmustu her zaman. Ve unutmustu herseyi. Ama o unutmadi. Asla unutmadi. 
Hastayim diye diye kendini hasta eden o kiz hicbirseyi unutmadi. İlk gunden son gune yasanan herseyi uykusuzluk yuzunden uyuyamadigi tum geceleri yazdigi tum siirleri bekledigi koca 3 yili asla unutmadi. 
Etmek istedigi ama kendine yediremedigi kufurleri de unutmadi. İnsan en cok sovdugunu severmis ve onu unutamazmis diye dusunup uykusuzluga artik hic sovmedi. Uyuyamiyorum bile demedi kimseye. Nefes alamadi bazen. Bazen carpintisi kafayi yedirtti. Bi de panik atak cikti ustune. Yine de konusmadi. 
Hani insan saglikli olmak isterken kanser olur da daha once oldugu gribi ozler ya. İste ondan konusmadi. 
İnsanlar huzura eristiginde kullandigi tum ilaclari cope atiyor. İyilesiyor. Hem ruh hem beden olarak. Onun ilaclari hic bitmedi. Bitse de yazdiramadi gitti parayla aldi. Sinir ilacini icemedi cunku aile hekimine gidecek vakti yok. 
O kadar sikici bir hayati var ki artik hicbiriniz onun yerinde olmak istemezsiniz. İnsanlar neler yapiyor ben ne haldeyim diye bile dusunuyor artik. 
Verilen sozlere inanmiyor. Cunku ona verilmis hicbir soz yerine getirilmedi. Cunku ona hep yalan soylendi. Ondan hep birseyler gizlendi. Onun fikri hic sorulmadi. O hep baskalariyla mukayese edildi. 
Yeni hayatinda kendi hayatiyla ilgili konularda bile bir hic ayrica bir pic olan karakterimiz eski bir dost olan uykusuzlukla karsilasinca haliyle saskinliktan kafayi yedi. 
Simdi bu karakter kim mi? Valla onu henuz ben de tanimiyorum. Kapali bir kutu. Bir bilinmez. Cok da sinsi. Dedim ya tanimiyorum. Taniyamiyorum. 

Tanimaktan korkuyorum. Hep boyle kalmasin ne olur diye dua ediyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat