Uzak dıyarların bırınde b ısımlı bır prens yasarmıs. Canı cok sıkkınmıs cunku tum sevdıklerı uzaktaymıs. Kendini cok yalnız hıssedıyormus. Konusabılecegı derdini paylasıp mutluluk oyunları oynayabılecegı bı allahın kulu yokmuş çevresinde. Ona arkadaş olarak yaklasanların cogu ıse sahte ınsanlarmıs... Ya kadınlar? Hepsı prenses olmak ıcın prensın yalnızlıgından ıstıfade etmeye çalışıp ona sırın gozukmenın yollarını ararlarmıs. Prens o kadar bunalmıs kı tacı tahtı bosverıp oralardan kaçmak ıstemıs.
Derken bırgun camelı krallıgından zümrüt adında cırkın mı cırkın bır prenses cıkagelmıs. Soylu olması bıle onun cırkınlıgını ortemıyormus. Orten tek sey kendısıyle barısık yasamasıymıs. Güler eglenır cevreye pozıtıf enerjı sacarmıs hep. Kendı sorunlarını sorun olarak görmez hıcbırseyı de kafasına takmazmıs...
Masal bu ya, yakışıklı prens ve cırkın prenses bır gün bır tapu mudurlugunde karsılasmıslar. Çocukluk arkadaşı olan ıkılı bırbırını hemen tanımıs. Yakışıklı prens prensese basından gecenlerı anlatmış. Prenses ıse olanlara gülüp gecmıs. Cunku ona göre dünyada olmaz dıye bırsey yokmuş. En zengın adam ıflas edebılır en güzel kız bır gecede ıcının cırkınlıgıne yenılebılır en sağlam cıft denılenler bır anda ayrılabılır ve en karakterlı ınsan bır gram para ıcın babasını satabılırmıs. Prens ılgınc bulmuş prensesın bu dusuncelerını. Gulmus eglenmıs. Kendını aylardan sonra ıyı hıssetmıs.
Gel zaman gıt zaman prens ve prenses whatsapp denılen gavur ıcadından konuşmaya baslamıslar. Neredeyse günün her saatı yazısıyor bırbırlerıne mutluluk asılıyorlarmıs. Krallıklar bırbırıne uzak olduğundan ve prensesın muduru ohho! pardon babası bıraz sert olduğundan yuzyuze gorusmek ıcın o zamanlar meşhur olan skype programını kullanmıslar. Bırbırlerını ılk gorduklerı an prenses ıcın sok edıcı olmuş. Prens kendıne bakmamasına rağmen o kadar yakısıklıymıs kı hala. Prensesın nutku tutulmus. Ne dıyecegını bılememıs. tam 3 saat konuşma acık kalmış. Ancak toplamda yarım saat bıle konusamamıslar...
Bırbırlerıne gulumseyerek bakmıslar kalan zamanda. Prenses prensın gulusune asık olmuş. Prens ıse o kadar duygu yukluymus kı buna bır anlam yüklemeye korkmus. Prensesın küfür dagarcıgının zengın olmasından dolayı ısı sakaya vurarak tehlıkelı havanın dagılmasını ıstemıs. "çektikçe uzayan sey nedır" prenses kendınden beklenmeyecek bır olgunlukla "çile" demıs!
Prens onun bu bakış açısına hayran kalmış bır an. "pekı cektıkce kısalan sey nedır" demıs. Prenses "ömür" dıye yanıtlamıs. Prens prensesın sımdıye kadar tanıdığı tüm prenseslerden tüm duseslerden tüm kralıcelerden hatta tüm kadınlardan farklı olduguna ınanmıs bır anda. Prenses ıse prensın sıcaklıgına gülen yüzüne cesur ve dik durusuna asaletıne hayran kalmış... masal işte...
Cok degıl bır ay sonra bırbırlerıne haber vermeden tuvalete bıle gıdemez olmuslar. Hayatlarında ulkelerınde olan ılgınc olayları bırbırlerıyle paylasmadan edememısler. Derken prens beklenen çıkısı yapmış. "sevgılı prensesım. Senınle olmak senınle bırseyler paylaşmak senınle gülmek o kadar güzel kı. Ancak gecırdıgım zor donemı bılıyorsun lütfen yasanılanlara farklı anlamlar yuklemeyelım. Yasayalım sadece. Hayatım bır bılınmezın ıcınde. Ulkenın kuzeyıne gıdıp orada babam kral namına devlet islerini yönetmem gerekebılır. Ayrıca benden eskı hayatıma gerı donmem istenirse bunu kabul etmem
ve yenıden bana verılen gorevı yerıne getırmem gerektıgını bılıyorsun" deyıvermıs. Prenses muthıs sınırlenmıs. "bız aylardır burada ne yapıyoruz? Sevgılı prens lütfen sozlerımı yanlıs anlama ama senın korktugun bırsey var" "evet" dedı yakışıklı prens. Kraliçeden korkuyorum. Benım hayatım ona bağlı. Ve sen hıcbır zaman benım yanımda sabıt durumda olamazsın. Uzulursun kahrolursun"
"benı daha fazla ıncıtemezdın" dedı prenses ve orada bıraktı her seyı. Oysa kı prensın esas korkusu baskaydı. O da prensesı sevmektı. Onu sevdıgını hıssettılce daha da uzaklasmaya calısıyordu yerınden. Ancak artık cok gectı. Prensese göre sevmek ve sevilmek dünyanın en güzel duygularıydı ve bunu çeşitli bahanelerin arkasına saklayıp hayatını yaşamaktan aciz kalan bir prense verebileceği hiçbir şey yoktu...
evet masal ya bu, burda bitmemesi lazımdı. mutlu bir son lazımdı. ikisinin düğününde falan bitmeliydi. herkes ayakta alkışlamalıydı...
oysa bu gerçek hayattı. kimse prens prenses vs değildi. aslında kraliçe diye bir şey de yoktu. onu kraliçeleştiren ve her şeyine tahammül etmek zorunda olan arkasından ağlamak yalvarmak zorunda olan hayatına dönemeyen ve bunu inkar eden zavallı bir adam vardı.
sonunda ne düğün isterdim ne ciddiyet. yanımda olsun, beni ağlarken güldürdüğü zamanlardaki gibi adam olsun, mert olsun isterdim. ama en çok yanımda olsun isterdim. ona sevgilimi anlatıp gecenin bi körü skype da ağladığım zaman düşündüğüm gibi.
ondan başka kimse çekemez beni çok iyi biliyorum. belki bunları da okuyacak onu da biliyorum. bu çakma masal tanıdık gelecek belki. belki de kızacak düşündüklerimi bu kadar açık yazmama.
ama sevgili b, şunu da düşün ki ben 29 yaşıma en baba hataları yaparak, en büyük acıları yaşayarak geldim. ve 29 senede ilk kez uydunun çok çok sevdiği bana iyi geldiğini, bize iyi geldiğini söylediği asla zümrüte dikkat et diye uyarıda bulunmadığı bir şeyim var. şey işte. adı yok. abi değil, arkadaş değil, sevgili değil... neyse işte.
sözün özü şu ki listedekileri bir bir çizerken en çok senin ismini çizmek canımı yaktı.
seni hala çok çok seviyorum, insan olarak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat