27 Ağustos 2015 Perşembe

bok yemişim

Gün içinde çok güçlü olduğumu hissedip şaşırdığımda aynı gece o kadar da iradeli olmadığımı hissediyorum. Bir kez birşey karşısında bitti dediğimde bir daha onun adını agzıma almadığım doğrudur. Bu bir insan da olabilir bir marka da bir iş de.
Bu seferki yine insan oldu. Ancak gece olup da sessizlik ve kendimle basbasa kaldığımda çok özlemeye başladım. Neyini özleyebilirim ki aslında. Hiçbir zaman benim olmayacak olmasını mı? Yoksa bana kazandırdığı yeni baKış acısını mı?
Evet bu yazının konusu b değil. Ancak kısa bir bilgi vermeden de olmaz. B c nın bir alt versiyonu. Dünyası başına yıkılmış depresyonda ve çok yalnız bir adam. Bir ruhsal devrime ihtiyacı var ve insanlar böyle durumlarda kime gider? Tabi ki zumrut e...
Zümrüt kişiyi hayata döndürür gerçekleri gösterir güldürür sinirlendirir ve tedavi eder. Sonunda da yine kanepesine boylu boyunca uzanıp önce saatlerce tavana bakıp nefes almak için bile ağzını açmaz, sonrasında ağlamaya ve kendi kendine konuşup yine kendini teselli etmeye başlar. Bu kez de aynısı olduğundan aynı cümleleri yüzüncü kez yazmaya gerek yok.Sadece kendimle alakalı gördüğüm acaip şeylerin şokunu bir türlü atlatamıyorum.
Öncelikle benim derdim ne evlilik ne de sevilmek. Benim derdim sevmek... Sanki önceki hayatımda da şimdi olduğu gibi kimseyi sevmeyen önemsemeyen garip bir mahlukmusum. Ve sevmeyi öğrenmeye çalışıyorum. Yahu küçücükken birine demiş ve günlüğüme yazmışım. "Ben herkesi sevmeye çalıştım anneme benzememeye çalıştım ve nasibimi aldım" demişim. Harbiden zorla olmuyormuş demek ki.
Ben birini sevdiğimi zannetmeden bir boşlukta yaşıyorum. Ne zaman ki birini sevdiğimi zannediyorum o zaman çok mutlu oluyorum. Yapacak birşey yok rabbim bana hayvan sevgisi vermiş insanları sevme gibi bir kavram vermemiş şükürler olsun. Zannediyorum işte. Ben kimi sevebilirim ki? İçimde sevgi olsaydı ne salak ne saf bir insan haline gelirdim kımbılır. Şimdiyse arkadaşlıklarım eğlence ve saygı üzerine kurulu.
Ailem ise zaten beni pek sevmez sadece yine allah katında kusur işlemiş olmamak için gayet saygılı ve ilgiliyim. Onlar sevmesin varsın, ben evlat olarak üzerime düşeni yapıyorum. Kimseden beni sevmesi gibi bir beklentim yok. En güzeli bu aslında, ancak nedense kendi sevgi anlayışımı bu anlamda sorgular oldum.
Birinin yardıma ihtiyacı olduğunda neden acıyorum? Birinin sevgiye ihtiyacı olduğunda neden onu sevdiğimi zannedip karşıyı da inandırıyorum?
Acaba gerçekten gelip geçici sevgilerim olabilir mi?
Bazen düşünmeden edemiyorum iste. Gecenin koru olmuş ben yarın ise gideceğim sözde ve oturmuş b yi özlüyorum. Çünkü galiba b yi kurtarma misyonumu tamamlamadıgımı düşünüyorum, sapık miyim neyim ben? yoksa sevgi olmadığı doğru da en kötüsünden bir saplantı mı bu?
Onsuz yaşayamam tarzı davranışları çok anlamsızca buldum hep ama yeri geldi kendim de yaptım. Hatta ya benimsin ya kara toprağın şeklinde çıkıştığım iki sevgilim bile oldu sanırım. Kendimi bazen gercekten anlamıyorum.
Bir iki saat önce kalbime çok kötü bir kramp girdi. Kriz miydi astım dan miydi bilmiyorum ama işte geliyor dediğimi hatırlıyorum. Bir insan yüz yıl da yaşasa ömür kısadır. Bir keşkem yok tabi ama eğer bir boş üzüntü için gideceksem gerçekten çok saçma bir ölüm olur bu.
Ne yani zumrut aptalın birine üzüldü agladı öldü. Hadi oradan o ne biçim ölüm be? Hep söylüyorum ölümümu ben kendim hazırlayacağım bunu hissediyorum. Ama ben hayatımda herşeyi tek başıma yaşadım ve atlattım. Başka biri için ölmek başka birinin yüzünden ölmek ya da öldürülmek çok boş ve anlamsız geliyor.
Kendine yürü kendinle yürü kendinde yürü. Kendine ol kendinle ol kendinde ol. geber ama yine kendin için.
Bu hayat çok kişiye kurşun geçirmez yelek oldu. Delik deşik hale geldi. Ne için? Hiç.
Nereden nereye geldik. En son ben b yi özlüyordum. Çok özlüyordum. Keşke yanımda olsa diyordum. Deli gibi aramasını bekliyordum. Bu arada çok acıktıgımı farkettim. Neyse uyuyorum ben. Muhtaç olan yeni birini bulana dek uyuyorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat