dün gece kötü bir rüya gördüm.
18 yaşındayım. liseden mezun olmuşum iktisat gibi mal bir bölüm kazanmışım. orda okuyorum. sikimsonik bir apartta tek başıma kalıyorum. hücre gibi bir yer burası. benim kendi cehennemim. içinden çıkamadığım, çıkmak istemediğim bir kuyu. derin bir karanlık. en yakın arkadaşımla sevgili olmuşum. mutlu değilim ama onsuz da yapamıyorum. ve uyumak istiyorum rüyamda. uyuyorum.
kötü bir rüya görüyorum. 22 yaşımda mezuniyet törenimdeyim. iş arıyorum. bulamıyorum. sevgilimden ayrılmışım. saçma sapan heriflerle birlikteyim. her biri canımı daha da acıtırken tükendiğimi hissedemiyorum bile. çalışmaya başlıyorum. olmuyor. ben bunu haketmiyorum. datça çok kötü. muğlaya kaçıyorum. sikimsonik bir apartın bodrum katında altı kişi kalıyoruz. güneş görmüyoruz. kpssye hazırlanıyorum. herkes beni terkediyor. hücrenin alası burası. benim kendi cehennemim. içinden çıkamadığım çıkmak istemediğim bir kuyu. sonsuz bir karanlık. uyuyorum. mutlu değilim.
kötü bir rüya bu. 24 yaşındayım. tiyatroya dönüyorum. içimde korkunç bi boşluk var. boşluğu doldurmaya çalışıyorum. ilerleyemiyorum. hiç mi bir şey değişmiyor diye düşünüyorum. yine ölümler. çocuklarımın ölümleri. ellerimle gömdüm onları. kimse yok kimse yardım etmiyor. sokaklarda imdaat diye bağırıyorum. bir kişi bile dönüp bakmıyor. herkes beni terkediyor. son kalan yaşama sevincim de gidiyor. artık sıradan bir ölüyüm. datçada evimde çürümeyi bekliyorum. onlar ölüyor onlar gidiyor. ben hep bekliyorum. kokuşmayı bitmeyi... azalarak gitmeyi. işte gün gören hücre burası. benim kendi cehennemim. içinden çıkamadığım, çıkmak istemediğim bir kuyu. korkunç bir karanlık. ve uyumam lazım yine. uyuyorum.
en korkunç rüyalar işte. 27 yaşındayım. sonunda bi işim oluyor. insanlar. ah o insanlar. ömür boyu beni ben olduğum için sevmeyen insanlar. amaçları peşinde koşan çıkarcı nankör insanlar. hata değil bu rüyada yaşananlar. tamamen gerçek tamamen sevgiye dayalı. ben çok sevmişim hepsini. kimse beni anlamamış. hep kullanmış. bu rüyada ben yokum aslında. çameli diye bir yere geliyorum ya hani. orası ve insanlar var. ben pasif elemanım. benim dışımda her şey çok önemli. başıma gelenleri ben büyütüyormuşum gibi davranıyorlar. benim kadar yaşadınız mı diye soruyorum. herkes kendine göre çok yaşamış. oysa hepsi tıfıl görmemiş çocuk. bense en ufak anıda ağlıyorum. sertleşiyorum. artık bir duvarım. ağlamayan gülmeyen insanlardan nefret eden. ve yine sevgiden utanmıyorum. kardeşime söylüyorum. ben onu seviyorum. bişey diyemiyor ne diyebilir ki. boşluğu dolduramayanlara inat o dolduruyor. bana nasılsın diye soruyor. benimle ilgileniyor. ilk aşkım ölmüş. idrak edemiyorum. korkuyorum. ölümden değil de yaptıklarımın günah olup olmadığını bilmediğimden. uydunun dediği gibi, allahım ya seni bize yanlış anlatıyorlarsa?
işte burası bir hücre. esas burası hücre. içinden çıkamadığım, çıkmak hiç ama hiç istemediğim ömrümün son alanı. son kabusu. derin de değil sonsuz da değil korkunç da değil. garip bir karanlık. dibini görebiliyorum, korkmuyorum. sonsuza kadar da sürmeyecek onu da biliyorum. zira şimdi ben uyuyup bilmem kaç yaşımda uyanana dek kırmızı saat çalmış olacak. uyanacağım.
ben zümrüt 18 yaşında bir lise 3 öğrencisiyim. yarın sabah kalkıp dershaneye gideceğim. pazartesi formam ve armam üstümde olacak. yine güleceğim. yine kahkahalar atacağım. yine ağız dolusu küfür edeceğim. benim cennetim burası. çıkmak diye bir şey yok. burası sonsuz derin ve huzur dolu bir aydınlık. annem babam yanımda çocuklarım yanımda kardeşlerim yanımda ama tek başımayım. tek başına olmak bana koymuyor ki. daha bi deliyim ben. bileklerimi keserken aynı anda çatıdan atlayabilirim. yapabilirim bunu. alkol değil çamaşır suyuyla kafayı bulabilirim.
bir daha uyumamak için hepsini yapabilrim.
çal be kırmızı saat!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat