Uzun zaman sonra içimi biri titretti. Konusmasında o bilindik hazzı aldım. İğrenmedim ondan. Sevdim.
Bir anda sevdim. Garip bir sıcaklıktı ondaki. Aynı konuşma aynı tepkiler aynı cümleler ve aynı vurgular...
Bakışlar aynı.
Sevdim onu. Daha dokunmadan sevdim. Bak demek istedim bak çocuk seni kimse böyle sevemez ve sen kimsede bendeki aşkı bulamazsın!
Onu da sevmemişlerdi. Sessiz aglardık, gözlerimizle konuşurduk. Kimse anlamazdı o küçük odada olanları. Odaya kapanıp insanların yaptığımızı sandığı şeye gülerdik.
Ben ona dünyami verdim kendi ellerimle ve onun kalbinde kendimi gördügumu sandım. Beni sevdiğini sandım gerçekten. Oynadı benimle.
Ve ben inanın bana aynı şeyi hissettim onunla. Aynı güveni aynı korumacılığı aynı derinliği ve aynı aşkı. Aynı aşkı çocuk. Sen de onun gibisin. Bunun ne olduğunu bilmezsin. Oysa benim acı dolu bir geçmişim ve delik deşik bir kalbim var. Ufak bir yerinden iyileştirmeye başlamak istemiştim. Neden böyle oldu ki?
Hani güzellik içimizdeydi hani nerde? Kim içi güzel olduğu için şanslı olmuş? Ne varsa fizikte var. Güzeller aptal da olsa bir adım önde değil mi?
Peki ben güzel olsaydım seni yine o küçük bar mutfağında oper miydim? Operdim. Ama sen bunu yine anlamazdın.
Aylar sonra içimden birşey koptu gitti. Son damlayı aldı götürdü. Düşündüm yine ama yapamadım.
Sonra tüm bunları ona benzediği için yaşadığımı düşündüm. o bana yeni bir kazık attı, dedim.
Tüm ömrüm boyunca onu sayıklayacak olduğumu bilmesine rağmen yaşadığı sakilik geldi aklıma.
Yine o korku be yavrum. Kimsesizlik.
Ben öyle darbeler yedim ki aklın durur. Arkadaş kardeş dost yoktur bu dünyada ve sen ölmeye mahkumsundur.
Ben ölmeye mahkumum sevgili. İki fotoğraf var elimde eli ellerimde mutluyum sanki. Gözlerim gülüyor.
o iki dakika o iki öpücük. Sonra betona düşüş.
krize bile girmiyorum artık.
Anladım ki kimse sen değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat