20 Şubat 2014 Perşembe

birine

sana ne diyelim? D? tamam... D olsun.

bunu neden yazmaya başladığımı bilmiyorum.ama yazmam gerektiğini hissediyorum. 

öncelikle, ayran gönüllü biri değilim. ve kolay kolay ısınamam kimseye. soğuduğumda ise kuru bir selamdan başka bir şey vermem karşımdakine. tıpkı bugün o geri zekalı yanıma geldiğinde yüzüne bile doğru düzgün bakmadığım gibi. o nedenle belki de sana hala ısınamadığımdan ya da düşüncelerimin adını koyamadığımdan uzak duruyorum, ilgilenmiyormuş gibi davranıyorum.
ama görüyorsun ya oturup bunları yazıyorum neden dersin?

beni anlayabilirsin, seni anlayabilirim. dibe vurmuş bir yalnızlık, çok çekmişlikten kaynaklanan buruk gülümsemeler, mecburiyetten yapılan rutinlik işler, geleceğe yönelik hayaller, planlar... seni anlayabilmek çok güzel, beni anlayabilmen sadece güzel.
bilmiyorum geçmişte ilişki anlamında ne yaşadın ne gördün benim kadar arıza ve şizofren bir kadınla karşılaştın mı, yoksa arıza olan sen miydin... ama içimden bir ses bu sefer doğru kişi olduğunu söylüyor.

evet A da doğru kişi idi. 27 sene onu beklediğime ve onu bulmak için dünyaya geldiğime inanmıştım. ama ben her zamanki gibi iyi olana inanmışım. buna inanmıyorum. sanki biliyorum. fısıldıyor bir şey içimden.
ama benim gibi olduğun için sen nasıl benim gözlerimden bir şey anlayamıyorsan ben de senden bir şey anlayamıyorum. saklamayı öğrenmişiz duygularımızı. ben nasıl tepki veremiyorsam sen de öylesin. kıramıyorum buzlarımı.
o nedenle bilmiyorum işte kendi kendime gelin güvey olmaktan ileri gidemiyorum.

çok çocuk büyüttüm ben. senin de içindeki çocuğu görebiliyorum. saklasan da görüyorum belli oluyor. ama o çocuk A gibi toy değil, aksine... yıpranmış, kandırılmış, üzülmüş, kaybetmiş bir çocuk. bütün oyuncakları kırılmış kalan tek bebeğine sarılmış bir çocuk.

bazen yarı erkek oluşumdan mıdır nedir, kendimi abaza, ona buna salça olan her önüne gelene yazan biri gibi hissediyorum. zira çameli'de başıma gelenler malum. ancak senin iiçimdeki duruşun bile farklı. anlamıyorum. laçkalaşamıyorum. sen bana bir adım gelmedikçe ben sana yarım adım bile gelemiyorum.

keşke denk gelip okusan. keşke kendin olduğunu anlasan. karşılıksız ise -yine, inan üzülmem. çünkü en azından beni kullanıp atmamış olursun diğerleri gibi...

ezanı duyuyor musun? ben duyuyorum. ve şu anki duam farklı olsa da, benimle ilgili bir şey düşünüp düşünmediğini çok merak ediyorum.

bu aşk değil işte. bu sevgi ve mantık. 
ve bence normal olan bu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat