2 Şubat 2013 Cumartesi

benim zavallı küçük ailem


yaşananlardan daha çok acı veren bir şey varsa o da yaşanamayanlardır. en azından ben böyle düşünüyorum. hani yersiz sonuçlar doğabiliyor ya bazen olayların ardından, misal ailemiz kabul ettiğimiz insan topluluğu bir anda dağılıveriyor ya, işte o zaman geçmişe dair bir takım fotoğraf kareleri öyle ızdırap veriyor ki...
çok değil sadece bir tane fotoğraf çektirmişiz. hep beraber. ne gereksiz insanlar var ne de eksiğimiz. bizim çekirdek ailemiz. herkes olduğu gibi fotoğrafta. kimi ciddi kimi gülüyor kimi mutsuz kimi de yüzsüz... 

insan bazen yapmayı kendine yediremediği şeyler yapar. misal bir durumu yanlış anlar ve ortalığı velveleye verir. kapanmış gitmiş konular bir anda o söz ile alevlenir. ortalık karışır. bağlar kopar.
varsayın ki biri size nankörlük etti, yapmaması gereken bir şey yaptı. ve siz ona pek çok dilde hakaret edebilirsiniz. haklısınızdır da. ancak bir de olayı size kazık atan insandan dinlediniz mi? ya aslında şeytan zannettiğiniz şeytan değilse ve melek zannettikleriniz aslında sizin kuyunuzu kazıyorsa?
ha bu olay bir şekilde ortaya çıktı, şans size güldü, peki hala süregelen esas şerefsizce olan olayın ne olduğunu hiç merak eder misiniz? 

ben söyleyeyim. zümrüt o kadar da suçlu değil. bu aileyi yıkan o da olmadı. güçlü zannedilen bağların altındaki iğrençlikleri göremiyorsanız bunun suçunu bana atamazsınız. ben hala eski fotoğraflara baktıkça duygulanıyorum, benim gözlerim doluyor! ben yanlış bir şey yapmadım! 
şu ya da bu sebeple affettiğiniz insanlar aynı konularda iğrençleşmeye devam ediyorlar. siz bunların farkında mısınız? melek zannettiklerinizi bir araştırsanız? misal telefonu kurcalarken bir baksanız zümrüt ismi artık yok ama kimler var?! hangi aile bireyleri var!!!

benim zavallı küçük ailem...
kaçıncı "son kurduğum hayat" bu? ve başıma yıkılan? 
öyle minik öyle savunmasızız ki aslında. ve hepimiz o kadar iyi insanlarız ki... yara aldığımızda yanlış yönlere bakıyoruz.
hala kızdığımızı seviyoruz. hala o kızdığımıza güvenmek istiyoruz. oysa neler neler dönüyor köprülerin altından..... 

mide meselesi.
benim midem almıyor. sütten çıkma ak kaşık da değilim elbet. ama arkasından bu kadar sövdüğünüz ben bile bu iğrençliği gözardı edemiyorum. neden hep üçüncü şahıs suçlanır? diğerinin suçu yok mu? peki diğerinin diğeri ne olacak? 

ailemi yıkan ben değilim. ben olmadığım için de bi de A'nın ismini karıştırıp "iyi olmuş zümrüt hakettiğini bulmuş" şeklinde kurduğunuz cümleleri haketmiyorum. 

ha bildiğim şeyleri bazıları gibi ağzı gevşeklik ederek ortalığa saçarsam kaçınız şu an bulunduğu yerde olur onu da merak etmiyor değilim!!! ama ben sizin zannettiğiniz kadar orospu değilim.

yakın zamanda buradan da ayrılıyorum. 1 haftadan biraz fazla zamanım kaldı sadece. 

ziyaret edeceğim ailemi. her ne yanlış yapmış olursam olayım, benim için sizler önemliydiniz, özeldiniz. 
sonsuza kadar da öyle kalacaksınız.
hepinizi seviyorum. özlüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat