22 ağustos 2012
isteseydin, dinleseydin, saygı gösterseydin sana pek çok şey anlatabilirdim sınırı aşmadan. misal sana kitabımdan bahsedebilirdim. "anlaman için 32 yaşında mı olman lazım?"dan yani. ya da ağlayarak uyandığım bir gün yine kadıköy sahilinde ne yapsam diye düşünürken, denize bakıp kendimi atabilecek cesareti toplamaya çalışırken gördüğüm isim kolyesi satan adamdan söz edebilirdim. adamdan aldığım dileği, boynuma takacağım günü beklerken, bunun adaklarını adamışken yaptığım o korkunç hatayı anlatabilirdim sana. hani sordun ya "neden oradan geçmek istemiyorsun?" diye... bunun cevabını verebilirdim işte. isteseydin. dinleseydin.
oysa tek bir cümle çıktı ağzımdan benim. çok sıradan. "seni çok özledim"
yanlış mı? özlemedim mi demeliyim? veya ne yapmalıyım? bu kadar günahsızken sana karşı?
nasıl bir umuttu bu sabahki. ben deli danalar gibi evde koşuşturup tuba'yı arayıp akıl sorarken hiç böyle olacağını tahmin etmemiştim. heyecan had safhada. korkuyorum. ama bir şey olmuş sana. ne olmuş? sanki zümrüt birinin altına yatmış seninle birlikteyken. ve sen onu yakalamışsın o halde.. aynı böyle bir nefret.
oysa ben biraz da suçum olmadığı halde gittiğin için depresyona girdim.
ne gösterebilirim başka? bak hani o üstüne titrediğimiz kedi vardı ya, hani senin sırtında resminiz var motorun üstünde... ha seda, öldü o. diğerlerinin mezarlarını suluyorum arada. arada gelip benimle konuşmak ister misin onlarla? siren çok kızıyor sana. yatıp kalkıp küfür ediyor siren'i bilirsin işte, yattığı yerde bile huzurlu değil kızcağız.
ve ben çameli diye bir yere gidiyorum. dağın başıymış. ne yapacağım orda ben allah aşkına? olay ne yani? ben datça'yı sevmiyorum. ama yaşamayı da sevmiyorum ki. yaşamayı bana sevdiren sendin. şimdi çameli'nde yanımda olman gerekmez mi? ya askere gittiğinde beni yanında istersen?
ben ne söylüyorum ki? ne söylediğimi kendim de anlamıyorum. karşımda bana selam bile vermek istemeyen eski eşim var. ve ben ona çameli'ni anlatıyorum. o da bana diyor ki kasımda ıstanbul'a gideceğiz vs...
benim ellerim titriyor. ona belli etmemek için ellerimi saklamaya çalışıyorum. sigara içiyorum. camel soft. masada duruyor. ne var yani aldım bi tane işte...
gözlerine baktığımda eskisi gibi ne düşündüğünü anlamak isterdim belki de neden karşımda olduğunu beni hayatında istemiyor olmana rağmen. ve ben gerçekten korkuyorum ordan kalkıp gitmenden. bunun acısı bir başka. sen bunu da bilmezsin.
ve işte veda zamanı. senin eski kocamla alakan yok. onun gibi kokmuyorsun bile. ama seni yine de çok özleyeceğim. öyle sıkı sarıldım ki sırf bir şeyleri hatırla diye. ama yok. sen bana sarılmadın. dokunmaya korktun. oysa ben yüzümü senin boynuna gömdüm. bir daha asla bu kadar yakın olamayacağım sana. ve bir daha asla en son ne zaman gerçek anlamda sarıldığımızı hatırlamayacağım. dört ay geçti ve benim içimdeki acının geçmesini bekledi herkes. bunun giderek artacağını kimse söylemedi ama bana.
ben mi anormalim?
ne var Ü bana aşıksa ben de ona aşıksam? ne ilişkimiz var ne de başka bir şey. yüzünü bile görmüyorum bir aydır sırf üzülen insanlar var diye. hiçbirşey istemedim ben ondan, hiçbirşey de beklemedim. ne var diskoda içip içip sapıttıysam R ile öpüştüysem ta o tepede? kime umut vermişim? ne var hala Ö ile görüşüyorsam? zararlı olan ne yapmışım?
seni unutmak için yaptım. yapmaya da devam ediyorum.
hepsine hissettiklerimi toplasan bir sen eder mi?
etmez.
benim harcanan dört koca ayım var. 120 gün. 120 günü yarım saatte silerdim. silmek isterdim.
yine de 4 ay sonra seninle konuşabilmek iyi gelebilirdi, mutlu olabilirdim. ağlamayabilirdim saatlerce senin motora binip gidişini izlememeyi seçip. koşturarak gidişim ondandı. bakamadım dönemedim arkamı. ağladığımı görmeni istemedim. çünkü bu gözyaşları eskisinden farklı.
bunların içinde ne çaresizlik var ne de korku...
sadece kimsesizlik.
sadece bana zamanında yazdığın bir cümle
"iyi ki senin gibi kocaman kalbi olan bir kadını bana hissettirdi yaradan. şükürler olsun"
gene de sağol.
iyi ki vardın. iyi ki sever gibi yaptın. iyi ki yanında uyumama izin verdin.
iyi ki geldin. iyi ki gittin.
iyi ki beni gökdelenden aşağı ittin.
yaşayan ölü olmak da güzel.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat