önümde bir deniz vardı bu sefer.
hayatımı bir bilgisayar oyunu olarak tasarlasak sanırım bir önceki level, denizli yolundaki tarlayı aşmaktı. onu aşmam iki yılı buldu. ve şimdi deniz vadır önümde.
bu denizi yüzerek geçmem gerekiyordu. vapurdu köprüydü kullanmak yok. sal bile yok.
aval aval bakıyorum denize. ben yüzme bilmem ki diyorum kafamı göğe kaldırıp. ve yine her zamanki gibi "çok komik dimi??" diyorum yukardakine. umarım günah yazmıyordur.
iki buçuk ay boyunca o iskelede oturup denizi nasıl geçebilirim diye düşündüm. çok ağladım. kabullenemedim. o güvenli iskeleden ayrılmak istemedim. ancak iskele çökmüştü. bana sadece bir iki tahta parçası kalmıştı ve ben onunla yaşamaya çalışıyordum.
çoğu anı silinmişti artık buraya dair. kalanları da kendim silecektim. kararlılıkla yoluma devam etmek zorundaydım.atladım. bata çıka ilerlemeye başladım.
rotam üzerinde lüks teknelerle ilerleyen "arkadaş"larımı gördüm. hepsine sırayla elimi uzattım. hiçbiri tutmadı. bir kaçı tutmuş da eli kaymış gibi yaptı. arkamdan konuşulanları duydum sonra. hiç üzülmedim.
artık üzülmüyorum...
aklımda iki kelime. "hiç biriniz!" ağlayarak yolumda yüzüyor taklidi yapıyorum. oysa sadece akıntı götürüyor beni. zaman zaman su yutuyorum. boğulmaktan korkuyorum.
gidiyorum işte. öyle ya da böyle. farklı bir hayata. terkedilmişliğe, belki de ölüme.
tam batıyorum... o an Ü geliyor.
ü'yü seviyorum. düşünceli, her derdime koşan, beni koruyan.
beni sırtına alıyor. denizi geçirecek. belki de bundan haberi bile yok...
kum.. her yer kum şimdi. yıldızlar nasıl da güzel görünüyor! kumlara uzanıp onları izliyoruz.
"doğru kişiyi dile" diyor.
sözde 368 gündür beni sevdiğini bilmeden her zamanki manevi dileğimi yineliyorum. öyle şeyler söylüyor ki inanamıyorum.
elektriği ben de kabul ediyorum ama sevgii yalan olmalı.
oysa ben seviyorum. çekiyor beni.
herkese söylüyorum. tuba mihriban nihan falan filan...
korkuyorum.
beni sırtına alıyor denizi geçmeye başlıyoruz. ancak daha yarı yola gelmemişken bir de bakıyorum omuzlarımda hem onu hem de kendimi taşıyorum. taşıyamam. bu saçma duygu ile yaşayamam. hele de taşımak zorunda olduğum insanlar olaylar sorumluluklar suçluluk duyguları arttıkça ölesim geliyor.
insanlar benim bir an önce iskeleyi çökerten gibi, denize atlayıp karşı yakaya çıkmamı beklediler. bunun ne kadar acı verici ve korkunç olduğunu anlamadılar. zayıflığım, zaaflarım, o çok büyük aşkım...
hani nerede o aşk? o taptığım çocuk nerede?
ve ü beni sırtına aldı. geçirdi karşıya.
çünkü zayıflığımı biliyordu. başka bir iskele!
iskelede bir gece. ve sonra o da pufff...
karaya çıktım. başka bir iskele daha olmayacaktı! buna karar verdikten sonra ona teşekkür edip yoluma devam etmem gerekiyordu. arkamı döndüm ve geldiğim yere baktım.
ne korkunç. ne acı tüm yaşananlar. çok büyük bir duygusal yıkım. ve ü beni çekip aldı ordan!
ancak ü benim limanım olamaz. ü benim sevgilim olamaz. ü benim eşim olamaz!
peki, bir soru o halde.
denizi ü ile aştım...
level bilmem kaç: kumda yürüme..
beni kumda kim sırtında taşır?
daha da önemlisi, birilerine hep muhtaç mıyım? tarlayı nasıl geçtim ben? yürüyerek! TEK BAŞIMA
yazmak ne kolay. gel de ü gülümsediğinde ya da sana dokunduğunda yaz bunları.
üzgünüm ü, bana göre değilsin.
çünkü ben orospu değiim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat