19 yaşındayken kurduğum evlilik nikah düğün hayalleri epey komikti sanırım. nikah şahidim mihriban olacaktı, kına datça'da, düğün ıstanbul ve malatya'da iki ayrı günde gerçekleşecekti. datça'da yaşayacaktık, kendi işimizi kuracaktık falan filan. epey komik geliyor şu an bana.
sonra çok şey oldu. hayatımda olanları geçtim, evliliğin gereksizliğine, nikahın bağlayıcı saçmalığına, düğünün yersiz masrafına takıldı kafam hep. çok derim bunu: "lan düğün yapıcaz, millet yiyecek içecek eğlenecek. sonra da arkamızdan bir araba laf edip gidecek öyle mi?"
cevabı 7 sene sonra geldi
"ama zümrüt kol gibi altın takılacak. bence iyi düşün"
e yuh.
kız tarafı olmayan bir düğünde takılan altınlar da ne hoş olur ama hahaha
üşenmeyip 7 yıl içindeki olumsuz düşüncelerimi bir bir değiştirip sonra da arkasına bakmadan giden vatandaşın amacı neydi merak etmiyor değilim.
çünkü ben belki düğün gelinlik vs değil ama kağıt üzerinde evli olmaya sıcak bakmaya başlamıştım.
ben zümrüt ve resmi nikah?
oha.
onu da geçtim. hayatım boyunca evlat edinmek istedim ben. yeteri kadar doğmuş çocuk var bu pis dünyada. yenisini doğurmaya ne gerek var? alır birini büyütürüm diye düşündüm hep. ki anatomik olarak (bakın jinekolojik demedim) çocuk sahibi olamayacağımı herkes biliyor sanırım.
ve ben 7 sene sonra gerçekten tedavi olup iyileşip, kendi çocuğumu doğurmayı düşündüm. düşünmekle kalmadım buna karar verdim. vatandaşın desteğini de aldım. kim tutar lan beni diye kendime gaz verdim gidiyordum.
peh
gelinlik bana yakışmaz ki ben kiloluyum
zaten topuklu ayakkabı giyemem ayaklarım ağrıyor
mihribandan değil nikah şahidi, araba tekeri bile olmaz amk
nikahmış, maskara mıyız çocuk muyuz amk otur evde ne işin var evlenme cüzdanıyla?
yüzük takıp ne yapayım
(ha burda bir gülme efekti... yüzük.... yeşil taşlı yüzük hem de! neden bana takılmadığı belli oldu)
yuhhh çocukmuş hahahah ben kendim çocuğum lannn ne çocuğu?
gelicek de dicek bana
"annneeeeeeee!!!!!!!!!! okulda bugün hocayı dövdüm hahaha"
"aferin evladım" mı diyeceğim? böyle evlat mı yetiştirilir? biziktirol 3x2
derken çocuğun babası geldi gözümün önüne, elindeki kek hamurunu çırparken
"umut, annen sana hamileyken fazla mı lise anısı anlattı? ama o hiçbir zaman öğretmenini dövmemişti. aksine zeki ve çalışkandı. bu nedenle haylazlıkları hep örtülürdü öğretmenleri tarafından. yukarda annenin okul fotoğrafları var, hem de öğretmenleriyle. onlara bak gel, yaptığının cezasını sonra konuşacağız" dedi bizim piçe.
sonra yeşil gözlerini kocaman açıp
"bi kek yapmasını bile öğrenemedik, bari çocuğumuzu düzgün yetiştirelim" dedi.
işte o an "bu adamla evlenmek hayatımın tek doğru kararıydı" dedim.
sonra silkindim.
vah vah, sen aşık olmuşsun zümrüt, dedim.
evlilik artık benim karşı olduğum bir olay değil.
çünkü pazartesilerimi seviyorum artık.
çünkü ben hep yedek insandım, asıl olamadım.
bir bekleyeni olanlara tezat niteliğinde.
bir yedim iki kustum
iki kustum üç vurdum kendime
mahvoldum öldüm
ama mutluyum.
çünkü kaçaklara inat dibine kadardı aşkım
dolduruşa getirip ayırıp mutlu olanlara inat
gene de güzeldi yaşadıklarım
o yüzden gülüyorum
bahçelerde maydanoz
bu ne acaip lacivert
ben siren'i özledim
yaşasın 23 nisan!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat