gidiyorum.
döndüğümde yazacağım.
çünkü biliyorum ki döndüğümde karar vermiş ve huzursuzluklarımı atmış olacağım. tıpkı 2011/ocak ayında olduğu gibi.
ve sonra kendime tanıdığım bir ay boyunca düşünerek doğru kararı verebilmenin etkilerini tartmıştım.
ve kurtuldum.
hala devam ediyor bazı olaylar, konuşulanları duymuyor değilim. ama umurumda değil. kurtulamayanlar düşünsün.
şu anki durumumu inceliyorum.
yine kurtulmaya ihtiyacım var mı? yanlış yönde miyim? yanlış kararlar mı alıyorum? ne yapıyorum?
bunu bana orası gösterecek.
orası özgürlüğümü,
orası fırtınaya karşı nasıl yürüdüğümü,
orası soğuk hayata soğuk insanlara tahammül edebildiğimi,
orası kimsesizliğimin aldığı güçlü hali, ayakta durabildiğim günlerin bana verdiği tek şeyi, yalnızlığı,
orası kararlılığımı, gösterecek. tıpkı bir film izler gibi.
sokakta gezinen 18 yaşındaki zümrüt, artık kendisine dar gelen okul formasının içinde ne de komik görünüyor.
19 yaşındaki aşık zümrüt, telefondaki sevgilisi onu haksız yere azarladığında, ağlıyor özür diliyor. ne de çaresiz görünüyor.
20 yaşındaki aç zümrüt, pastanenin önünden geçerken pastalara bakıp "bir gün ben de yiyeceğim" derken ne de zavallı görünüyor.
21 yaşındaki sanatçı zümrüt, elindeki kemanla ordan oraya koştururken ne de yalnız görünüyor.
22 yaşındaki artık kafayı tamamen kırmış olan zümrüt, stadda o kepi havaya fırlatırken ne kadar da mutlu... ne kadar da rahatlamış... görünmüyor. gösteriyor.
23'te işsiz
24'te aciz
25'te kişiliksiz
peki ya 26?
kavşakta tedirginlikle yürüyen çocuk. 26'nın mucizesini bekliyordu. şimdi yine o trafik lambasının altında durup sırıtarak bana bakacak.
yeniköy kötekli arası bir yerlerde. o dağın bayırın çimenin içinde koşturacak. çocukluğuna dair tüm hatıraların bir bir yıkıldığını görüp umursamayacak.
"bu şok nedir dia nedir. bu kafenin altı tezek kokardıı ama ruhumuz vardı" diyecek
eski muğla'da tinercilerden kaçacak.
bir barın tuvaletine yazdığı yazıyı görüp ağlayacak.
ben önünden geçerken o kivi çayı içerek bana yine sırıtacak.
gecenin üçünde uyanıp ona fısıldadığımda, "yeni nesilden şikayetçi değilim" diyecek. hala skv 12 numarada yaşıyor olacak esas sakinine rahatsızlık vermeden. öğünç'e hiç gitmeyecek.
denizli yoluna çıkacak. kendini tarlaya vuracak. sıkıntımı görmezden gelip o yılan yuvası tarlada zorlukla yürüyecek.
korkmayacak.
boncuk'u siren'i tekir'i üzüm'ü ve nicelerini kucağına alacak, siren'le uzun uzun hayvan hakları konusunu tartışacak.
ve yine gülecek. sırıtacak o rahatsızlık veren tavrıyla.
çünkü ben o zaman yine ağlıyor olacağım.
çünkü o bana yine haziran diyecek, temmuz diyecek...
ve bana sadece tek bir cevap öğretildi.
"kısmet..."
5.4.12
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat