31 Mayıs 2012 Perşembe

bilinçaltındaki "gerçek kimlik" arayışı

şimdi şöyle anlatayım. yıl 1999. 13 yaşındayım. kendime göre dünyanın en güzel kızıyım. model adayıyım. bir dergiden teklif geliyor. havalarda uçuyorum falan filan.

okul başlıyor, 7. sınıfım. bir iki ay böyle geçiyor.

sonra aralık ayı gelip çatıyor. ve ben hayatımda ilk defa aşık oluyorum!

12 yıl sürüyor...


birden atılıyor makyaj malzemeleri, o acaip manken kıyafetleri, etekler... aynalara küsülüyor. saçlar hep yukardan bağlı. ses kalınlaşıyor. hayata bakış açısı değişiyor.

siyah nokta bile olmayan yüzümde hayvan gibi sivilceler çıkmaya başlıyor. tamamen sinirsel.

inişli çıkışlı, sinir krizli, intihar girşimli, mutluluğun az olduğu günler...

bağımlılık genimi ilk kez burda farkediyorum. ilk "ben onsuz ne yaparım" dediğim insandır. sonrasında sadece iki kişi vardı zaten.

biri onunla birlikte, biri ondan bağımsız...

dile kolay on iki sene...


o hep bunun aşk olmadığına inandı. zaman zaman yalnız kaldığında beni kullandı. sıkıntımda zor günümde hiç yanımda olmadı. çıkış yollarımda yoktu, çıkış yollarında olduğum gibi. kaçıp gitmesini bilirdim. onun için nerelerden nerelere kaçtım. en olmadık zamanlarda sınav dönemlerimde bile onu yatıştırmak için uğraştım. fakat o hep beni kullandı.

insanlar onun menfaatçiliiğini gördüler. ben göremedim. o hep darbe yedi, o hep bana geldi.

o hep beni aradığında ağladı. yağmur altında kalmış kedi gibi, pencereme ellerini dayayıp içeri baktığında hiç bekletmedim onu orda! hiç kapımda yatırmadım. aldım içeri. korktum çünkü onu harcamalarından. hep de harcadılar. ancak o yine beni bırakıp kendini harcayanlara gitti.

seviyorum demedim hiç. öldüm sevgisinden. ama karşılık alamayacağımı bildiğim için hiç söylemedim.

onunla büyüdüm, o büyüttü beni. hayatıma giren her erkeği bildi. hiç karışmadı. ama hep bildi.


25tim ondan vazgeçtiğimde. yetmişti bu kadarı. gitmeliydi ki gitmişti de zaten. beni beklememişti.

haberlerini alırım ara ara. yediği bokları. mutsuz hayatını. facebook'taki zorlama samimi tavırlarını.

bir gün yine geleceğini biliyorum. başka enayi mi var benim dışımda?


bu aslında anlatmak istediğim olay değildi. ilk aşkımın boyutunu aktarmak istememiştim. aktarmak istediğim olay çok çok farklı.

onun bir kadın olması!


şimdi burada araya girip yok efendim "ben anlayan için aşık, anlamayan için biseksüelim" falan demeyeceğim. kim ne anlamak isterse onu anlasın. cinsel kimliğimi kimseye savunmak zorunda değilim.

varmak istediğim noktalar bazı anahatlar üzerinden ilerliyor.


  • bağımlılık
  • büyük bir aşk
  • "onsuz ne yaparım"
  • başarılı intihar girişimleri


tanıdık değil mi?

peki...

nereye varmaya çalıştığımı anlayabilen var mı?

eminim vardır. çünkü bu konuda çok şey duydum, insanlar gülüyor bana bunu söylerken. ama ben gülmüyorum. çünkü doğru değil. kızıyorum söylediklerinde.

hala düşünüyorsunuz biliyorum, ama düşünmeyin. yalan bu.

ancak doğru olması için illa ki normal olmak gerekmiyor. ben de normalim görünüşte? ve erkeklere daha fazla ilgi duyuyorum!

olay tamamen benim psikolojik açıdan kendimi yakın görüp aşık olabilmemle alakalı. yani benim kurbanımla alakalı... bu iki kutbun birbirini çekmesi ile alakalı!


misal bir erkek benden neden hoşlanabilir?

ben ondan neden hoşlanabilirim?

bunun cevabını ararken, fiziksel özellikleri ve karakter özelliklerini dışarda tutalım.


bir kimya uyumu olabilir mi?

bilinçaltındaki bazı bastırılmış gerçeklerin tetiklenmesi olabilir mi?

daha da kötüsü sebep hormonlar olabilir mi?


buraya kadar okumuşsanız neden bahsettiğimi anlamışsınızdır.

şimdi düşünebilirsiniz. bu olanlar neden oldu?


özel olarak yorum bekliyorum hepinizden.

çünkü gerçekten desteğe ihtiyacım var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat