21 Nisan 2011 Perşembe

arkadaşlar, dostlar, boy boy kazıklar ve insan davranışlarının acaipliği konusunda birşeyler....

şimdi ben hani beni seven arkadaşlarımı da sevsin yanımdakilerden de hoşlansın isterim ve bu konuda saçma sapan şeyler yapıp sonra satılırım ya. hah işte. bugün bu tür davranışlar gösteren insanları ekarte ettikten sonra elimde kalan o geniş ve gıptayla bakılan “ailemden” söz etmek istedim.

benim ailem çok geniş. genişti ya da. ailenin oluşma aşamasında çoğu çocuktu. kimini lise sıralarından tanıdım kimini son bir iki senede. ortak paydaları insanlık ve paylaşımcılıktı. zor günler atlattık, kötü şeyler yaşadık. genellikle birbirimizin yanında olduk. (bu konuda kırgınlıklarım yok değil. örneğin evladım öldüğünde yanımda kimse yoktu!)

çok kıskanıldık aramızı açmaya çalışanlar, başaranlar oldu. aramıza girmeye çalışanlar, bocalayanlar uyum sağlayamayanlar oldu… sonradan duydum ki bana, bize imrenenler, beni taklit edenler, benim o boktan yaşamıma özenenler, sırf sınıfını atlattığım için benimle arkadaş olmayı sürdürenler. neler neler. ama güldük ve geçtik. kulaklarımızı tıkadık. muhatap olmadık. kimisine de üzüldük.

sonra aramızdan…
  • beş para etmez bir erkek için bizi satanlar çıktı.
  • saçma salak bir konu yüzünden hayattaki en iyi arkadaşını anlamaya çaba sarfetmeyenler, sadece kendini düşünenler çıktı.
  • iki gram beynini geliştirme çabasına girip bize sırtını dönenler çıktı.
  • bir erkek için bizi bile değil bütün dünyasını siktir eden, utanmadan kendini savunmaya çalışan, hala yüzümüze bakan, hala haklı olduğunu düşünen geri zekalılar çıktı.
  • ne oldum pozlarına girip ukalaca davranışlar sergileyen, daha dünkü bok olduğunu unutan sonradan görmeler çıktı.
  • arkadaşlığı maddi manevi sömürü olarak anlayan, hayatını sınıf atlamaya adamış sınıfsız ve dengesiz ve sürekli hata yapıp bu hatalarla ilgili yalan söyleyerek beni bile kandırmaya çalışan mahlukatlar çıktı.
  • çok güç bir anda dostu değil yabancıları düşünen ŞEREFSİZLER çıktı.
  • aramayınca küsen ve kendisi hiç aramayan sözde meşgul çok sevgili kara gün dostları çıktı.
  • işi düştüğünde arayıp soran, bir “imdat” sözüne koşacağımı bildiğinden yanına çağıran, ancak benim en büyük sorunumda bile kıçını kaldırmayıp bana ne ki triplerine giren zavallılar çıktı.
  • iki adım ötesinde oturduğum halde bırak kapıdan geçerken uğramayı bir “nasılsın” mesajı bile atmayan, ben arayıp buluşmak istediğimde kendilerine zararı dokunacak insanlarla görüşmeyi benimle vakit geçirmeye tercih eden çocuklar çıktı.
  • yalan söyleyen, bana “kardeşim” dediği halde yalan söylemekten hiç gocunmayan, onu her yerde savunmama rağmen hala yanlışlar yapmaya devam eden, doğan çocuğunu bile gizleyen aptallar çıktı.
  • borçlarından dolayı intihar edeceğini söyleyen, dudak uçuklatan pek çok olay anlatan, dikkat çekmek için herşeyi yapan, sorunlarını çözdükten sonra aramayan, düşük yapmış olmama rağmen nasıl olduğumu laf arasında bile sormayan 195 liralık abla müsveddeleri çıktı!!!

çoğunu affettim, çoğunu yine de ailemden gördüm. hala da görüyorum. yamuk yapmamış insan çok az kaldı ailemde, hayatımda. seviyorum, sevmek istiyorum çoğunu. bir kaç kez daha şans vermek istiyorum onlara. ama bıktım, tükendim artık…

ve dün bir ip koptu ailenin farklı bir kanadından. biri, birine artık onu hayatında istemediğini, onu taşımaktan yorulduğunu söyledi. haklı olduğu yön çoktu. ama sonuçta ikisinin arasındaydı ve karışmak istemedim. yorumlamak istediğim sadece şu; o diğerine duygularını açıkça söyleyerek mertçe davrandı. ona göre sırtındaki o kocaman yükü azimle taşıdıktan sonra yere çaldı.

zamanında ben de silerdim yamuk yapanı. şimdi çok şey paylaştık özlerim diye mi korkuyorum bilmiyorum. ama çoğu zaman affettiklerimin üzerimde beni koruyan bir ışık olarak gezdiğini hissediyorum. çok mu safım? çok mu malım? bilemiyorum. emin olduğum tek birşey var o da bir iki kişi hariç herkesin son şansını kullandığı…

çünkü daha önce paylaştığım sözdeki gibi, kopan ve yeniden bağlanmamış bir ilişkim yok, bağlanma yeri, o düğüm çok canımı acıtıyor. artık kaldıramıyorum!

aliye, musa, ebru… bu üç kişinin bu yazı ile hiçbir alakası yoktur. onlar her zaman kişiliklerini, iyiliklerini, vefalarını koruyan insanlar oldular. hep öyle kalacaklar biliyorum….

aliye ben ölürken koşup gelen yegane insan.

musa ben ölürken hastanede yanıbaşımdaydı.

ebru sokakta kaldığımda beni evine alan, doyuran üç insandan biri… ebru sırf benim tanıdığım diye hayatında ilk defa gördüğü muğla’nın ocak soğuğunda arabada yatmak zorunda olan iki adamı evine alan ısıtan, doyuran, kahve yapan, saçmalıklarına göz yuman, kahvaltı etmediler, yeniköy’den gittiler diye telefon açıp çemkiren insan…

ebru ve ben 2008 muğla üniversitesi bahar şenliklerinde:)

aliye ve ben karaköy’de kahvaltı (!) yaparken :) mayıs 2009

bu alttaki de musa ve ben. muğla’dan datça’ya gidiyordum herkes beni uğurlamaya gelmişti:) hüzünlü bir vedaydı…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat