24 Eylül 2010 Cuma

merdivenlerden iniyorum. Üzerimde okul forması. Lisedeyiz. Yanıma Buse geliyor birden. Kolumu omzuna atıyorum. "Nasıl geçti" diyorum

"Kaç gece sokakta yattım o iş yüzünden ama karşılığını alamadım lanet olsun" diyor o tatlı ses tonuyla.

"Siktir et bırak yaa" diyorum. Merdivenlerden inmeye devam ediyoruz. Gülşah'ı görüyorum. Saçlarına düz fön çektirmiş. Ama çok hoş olmuş. "Ne güzel olmuş saçların. Artık hep böyle yap" diyorum.

"Yaa ne demezsin" deyip gülümsüyor.

Okulun kapısından çıkıp nedense Kazım Yılmaz'ın bahçesine ulaşıyoruz. Demir kapının arkasından Neşet Hoca bana gülümsüyor. Neden kapının arkasında olduğunu anlamıyorum ama ben de ona gülümsüyorum... Sağ tarafımızda pırıl pırıl parlayan deniz... Karşımızda bir film karesi. Ortalık ana baba günü. İlkokul formalı öğrenciler köşeleri kapmış. Ortaokullular koşturuyor sağda solda. Herkes gülümsüyor, herkes çok mutlu...

Kapıda o manzarayı izliyorum bir süre mutluluğun en ucundaymışçasına. Sonra sağ tarafa doğru yürümeye başlıyorum. İlerde beyaz kıyafetleriyle bando takımı duruyor. Başlarında Meral var ama ben kendisini görmüyorum. Anılar hatırlayıp gülmeye başlıyorum. Durduk yere onun taklidini yapmak için bütün gücümle çığırarak "oğğğğllluuuuuuummm!!!!!!!!!!!!!" diyorum. O da aynı anda oğlum diye çığırınca arkamı dönüp gülmeye başlıyorum. Karşımda ortaokul ceketleriyle Hakan ve Emre duruyor. Meral'in de çığırdığını duyunca kahkaha atmaktan yere seriliyor ikisi de. Gülüyoruz bir süre... Herkes gülümsüyor. Herkes çok mutluu çook!!

Sonra sınıfa çıkıyoruz. Yanımda omuz hizasında saçlarıyla Gizem oturuyor. Gözüme her zamankinden daha hoş görünüyor. "Ne kadar güzelsin bugün anlayalım:)" diyorum. "Bu okul ne kadar güzel değil mi" diyor. "Ama bir ekip başı yok. Ben bu okulun kraliçesi olurum biraz zorlarsam" diyor. Ben gayet rahat "Valla bu okulun kraliçesi benim. Ama güzellik bakımından kraliçe olmak istersen oyum senin" diyorum. "Aaa neden olmasın" diyor. Gene gülüyoruz, mutluyuz...

Derse giriyoruz. Yüzünü tam görmediğim, zannediyorum bilinçaltımda pek yeri olmayan bir öğretmenin dersi. Sıramın üzerindeki c-550 telefonumu görüyor."Bu ne kızım? Ayıp değil mi okula telefon getirmek" diyor. "Eee şey hocammm bu telefon oyuncak" diye saçmalıyorum. Çaprazımda oturan Barış arkasını dönüp bana pis pis sırıtıyor. Sıranın altından beni çaldırıyor. Hoca telefonumu elimden alıp "Bu ne barış arıyor. Kim bu barış" diyor. "Bir şerefsiz hocam" diyorum Barış'a sen görürsün anlamında kafamı sallarken. Ama hoca telefonumu almıyor. Espri yapmaya devam ediyor. Hep beraber gülüyoruz.

Zil çalıyor. Barış'ın yanına gidiyorum. Gülüyoruz birlikte. Ona sarılıyorum. "Senden çok hoşlanıyorum biliyor musun" diyorum. "Eveet ama olmayacağını biliyorsun" diyor. Yanağından öpüveriyorum. "Öyle mi? O zaman bir de dudak alayım?" diyorum. Gülerek sınıftan çıkıp gidiyor. Arkasından gülüyorum, sınıfın kapısından çıkıp onun giidişini izliyorum. Bir alt kata iniyorum. Mahmude ve Volkan geçiyor yanımdan. Mahmude ile el sallaşıyoruz. Sonra tanımadığım bir lise 1 öğrencisi bana çarpıyor. "Ne yapıyorsun arkadaşım" diyorum. Gelip kolumu büküyor. Ben de onu saçından tutup yere yapıştırıyorum. Özür dileyip gidiyor.

Neşet Hoca sınıfların birinden çıkıp gene gülümsüyor. "Merhaba Hocam" diyorum. Cevap vermiyor. Sadece gülüyor...

Herkes gülüyor.. Herkes mutlu. Ben mutluyum... Bu dünyadan hiç ama hiç çıkmak istemiyorum...

Ama gözlerimi açıp kendimi bodrum katındaki fare deliğimde ağrılar içinde kıvranırken bulmak zorunda kalıyorum. Üst kattaki kevaşeler kahkaha atıyor. Mihriban salonda şarkı söylerken kapıyı tıklatıyor "kalk hadi gezmeye gideceğiz" diye...

Ve ben yine cennetten zorla çıkartılıp küfürler ede ede cehennemime uyanıyorum...

masamdaki resimler, bir eski filme döndüler.

her gün aynı sahneler içinde kendimiz..

küçük mutluluklar çok eski hatıralar içindeyiz.

Not: İlk defa altı sene evvel dünyadaki cehenneme girdim. Neyin bedelini ödediğimi bilmiyordum ama Allah gene de bana rüyalarımda cenneti gösteriyordu. Uzun zamandır dün geceki gibi bir ziyaretim olmamıştı. Şükürler olsun. Unutulmadığımı biliyordum...

öğretmenler odasında kahve içen gençlik:D

1 yorum:

Anlat