27 Temmuz 2010 Salı

buradan gitmek için daha büyük bir sebep aranıyor


Bilen bilir benim Minik diye adıyla tezat ayı yavrusu bir kedim var. Kendisi yedi yaşında. Beş aydır görmüyorum ama en son gördüğümde her zamanki gibi dana sağlığında, keçi inadında, insan aklında dağ gibi bir kediydi. Umarım hala öyledir.
Bahsimiz Ayı Minik değil. Minik küçükken çok badire atlattı. Nazar değmesini istemediğim için neler olduğunu yazmayacağım ama balkondan düşmek vb. küçük olaylar değildi.Hepsinden o eşsiz şansı ile kurtulmayı başardı. Kardeşleri onun kadar şanslı değildi. Kuzenleri de...
O güçlü bir kedi maşalllahı var.

Bundan yaklaşık dört beş gün önce bir bebek kedi miyavlaması ile uyandım. Aslında uyandım diyemem bütün gece kabusumda kedi sesleri vardı. Meğerse sabah 5'ten beri yavrucak salon camının önünde ağlıyormuş. Uyku sersemliğini atmaya çalışıp koşarak yukarı çıktım. Pek bir korkaktı. Önüne süt dolu tabağı iteklemeye çalıştıkça geri kaçıyordu. Tabi o sırada benim Kötekli'deki kadrolu kedim beşiz annesi Boncuk olay mahaline gelip küçüğe tekme tokat girmeye başladı:) Bıraksam zavallı kedi yaralanacak Boncuk'u dövsem küsüp gidecek. Artık Boncuk'a bir zamanlar Mc Donalds reklamından duyduğum "O daha çok küçük onu sakın kıskanma, tanımaya geldi dostluğu, sevin zaten bildiğine" gibimsi sözleri olan bir acaip şarkıyı söyleyerek zar zor durumu kurtardım.
Küçük kedi süte bayılıyor ancak peynir ve sütlü ekmeği her türlü şaklabanlığıma rağmen yemiyordu. Ufaklık hazretleri üst katlardan atılan bir parça eti afiyetle mideye indirdi sonra da benim şaşkınlığımdan yararlanıp Boncuk iiçin getirdiğim sosisi resmen yuttu!! Oha dedim! Az buçuk çirkeflik var.
Aradan geçen üç dört saat sonrasında kedicik bana bayağı bir alışmış arkamdan koşmaya başlamış hatta beni görünce yerde yuvarlanmayı bile denemişti!
Bu kadar küçük bir kedinin insan yalakalığını nerden öğrendiğini çok düşündüm. Uzun zamandır sokakta kaldığına ve karnını doyurmak için bu yolu benimsediğine karar verdim. Bilemiyorum. Sonuç olarak bu kedi bir önceki gece burda yoktu. Ama bir sabah aniden çıkıp geliyor ve pencerenin önünde ağlıyor. Nasıl ya?
İşte burada annem devreye girdi ve ilerde bizim Minik kadar güçlü olsun diye adını Minik koymam gerektiğini söyledi. Biraz şüpheliydi tabi ama koydum gitti. Zaten hem tipi benziyordu hem de çirkefliği ve kafasına koyduğunu yapması...

Tabi apart görevlileri bundan pek hoşnut değildi. Zamanında Boncuk tam da büyük patronun apartı ziyaret günlerinde havalandırma boşluğuna doğum yapmış benim ağlamalarıma dayanamayan Bülent Abi tarafından güç bela patrondan saklanmıştı. Boncuk Bülent Abi'hin küçük kızının kafasına attığı taşlar nedeniyle yavrularını çoktan emin bir yere götürdü. Ancak yemek yemek ve kucakta uyumak için yanıma geliyor elbet. Bir de şimdi Minik çıktı. Al başına belayı. Ya patron görürse? Aaaa siker belamızı... Tabi onların da suçu yok şerefsizlik patronda. Ancak bunu nasıl onlara anlatabilirsin ki? Anlatamazsın...
Patronun yine apartı ziyaret edeceği haberi kulaktan kulağa çalkalanmaya başlamıştı. Ufaklığı odama sokmak istedim ancak yakalandım. Dışarıyı boyladı. Ertesi sabah patron başta Minik olmak üzere ortalıkta dolaşan sahipsiz küçük tekirleri ve yemek yemek iiçin beni çağıran Boncuk'u görüp Bülent Abi'nin ağzına sıçmış. Sözde yarın uğrayacakmış burada kedi görürse köpek getirirmiş te bilmem ne....Şeref yoksunu köpek hayvan da kedi bakteri mi? Kedi senin zihniyetine göre bit pire yapıyorsa köpek te allahına kadar kene biriktiriyor yattığı yerde! Orospu çocuğu!!!
O gün sabaha kadar kömür taşıyan ve kapkara olan Bülent Abi'nin yorgunluğundan ve Şenay Abla'nın "patron görürse kavga eder. eh al bari odana" lafından yararlanıp bebeğimi bir geceliğine odama aldım.
Zavallı bebeğim zaten kucağa alındığında direkt uyuyan bir kedi. odada ne yaramazlık yaptı ne miyav dedi. Sadece tuvalet eğitimi olmadığı için iki battaniyemi de umumi tuvalet yapıp bir güzel üzerlerine işedi. İnanır mısınız kızamadım bile... nasıl kızayım o küçücük bir bebek. Çocuğum gibi. Neden kızayım niye üzeyim onu?
Sabaha kadar uyuyamadık sonra üstüste sızmışız. Uyandığımda gözümün içine bakıyordu göğsüme uzanmış.. "Bebeğim evladım.."dedim. "miyav" diye karşılık verdi ama ne dediğini hiçbir zaman öğrenemeyeceğim...
Şerefsiz ve orospu çocuğu patron o gün gelmedi. Akşamına bebeğimi dışarı çıkardım. Oynadık zıpladık kucağımda uyudu yine.. Bülent Abi onu bir yere götürmem için baskı yapmaya devam ediyordu ancak onu götürebileceğim bir yer olmadığı gibi kendi başımı sokacak başka bir ev de bulunmamaktaydı. Bülent abiyi biraz daha oyalamaya çalıştım. "Bulamazsan götürürüz beraber cns'nin çöplüğüne. Orada insanlar yemek verir yaşar üzülme" dedi.
"abi oraya bir sürü araba gelip gidiyor ya biri çarparsa ya birşey olursa" dedim. cevap veremedi...
Ve bu sabah bilal ben ve o kahvaltı yaptık bir ara onu kucağıma aldım
"Bak miniğim eğer ben yokken seni çöplüğe atarlarsa her insana böyle koşma olur mu. insanlar şerefsizdir sana zarar verirler" dedim. Öyle baktı bana. Tıpkı Boncuk'un "sakın buraya doğurma burdaki insanlar çok kötü" dediğimde bana baktığı gibi....
kahvaltıdan sonra üzerimi değiştirip bilal'İn yanına geldiğimde onun kucağında rüyalara dalmıştı çoktan. zar zor diğer sandalyeye yatırıp gitmek zorunda kaldık. Arkamı döndüğümde bana sitemle bakıyordu. Nerden bileyim bu onu son görüşümmüş.

Akşam geldiğimde yoktu. Aradım bulamadım.
"şenay abla ölümü gör doğru söyle. bülent abi götürdü mü" dedim
"ben götürdüm. köteklinin ilersinde bi çöpün yanına bıraktım" dedi!
tepki veremedim.
"patron geldi yine kavga etti. meğerse bu sandalyenin üzerinde yatıyormuş.gördü bağırdı çağırdı ben de götürmek zorunda kaldım. bıraktığımda meaalıyordu zavallım ama yemek bulur en azından" dedi.
minik'in bacaklarının henüz çöpe tırmanmak için yetersiz olduğunu bilemezdi tabi...

koştum...koştum...koştum... ilerlere gittim... bütün çöplere girdim. bağırdım çağırdım. kendimi ordan oraya attım... bulamadm..

şimdi ne bana ellerini uzatan ne benimle oynayan ne beni dinleyen ne de kucağımda uyuyan minicik bir dostum var. ister bir kedi ister bir insan. bütün dostlar benim için aynıdır ve minik şu üç dört günde en yakınım olarak gözüken çoğu insandan daha çok sevmişti beni. ben de onu!
ne istediniz o minicik hayvandan? ne zararı vardı?

battaniyelerimi yıkadım hepsi temiz. ama ne farkeder. bana pencereden "anneee" diye seslenen bebeğim yok artık.

Cano'nun yaşları kurumadı henüz... Cano insanların piçliğine kurban gitti. Hani Minik olursa adı güçlü olacaktı? Kimse zarar veremeyecekti ona? O piçlik ona dokunmayacaktı?

Bebeğim yaşıyor musun? Şimdilik burdayım. Yarın seni bulacağım olmadı öbür gün.. Ve sonra buradan gideceğiz..

Haa ne demiştik Boncuk'a??
"o daha çok küçük, onu sakın kıskanma.
tanımaya geldi "dostluğu"
sevin zaten bildiğine!!"

minik'in tanıyacağı ancak şerefsizlik olabilirdi. Boncuk ta bu şerefsizliği zaten bu yaşa kadar insanlardan pek çok kez görmüştü..

Öğünç apart artık komik anıların değil acının resmi olacak beynimde!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat