9 Ağustos 2015 Pazar

ay yine mi ya

Kaça bölünmüştüm. Hiçbirini sevmiyordum ya da hepsini çok seviyordum.
Kalbimdeki karanlıktan korkuyordum esasında. Ruhum sarışın hesabı. Kocaman bir yürek taşıyordum ben ve aynı hayatı uc ayrı kişiyle yaşıyordum. c m ve t. İşin kötüsü bu üç adam da bana aradığım mutluluğu veremiyordu.
c yaşını başını almış bir evlilik yapıp boşanmış hayatını geceleri sürdüren azıcık kaliteli ama geçmiş takıntılı. t daha hiçbirşey görmemiş hayatı annesinin dizinin dibi zanneden küçük bir çocuk m ise hala genç olduğunu zanneden ancak karta kaçmak üzere olan her gördüğü kızı yatağa atma peşinde zamparanın tekiydi. Gerçek anlamda beni tek mutlu eden de oydu belki. Aramızda onun istediği anlamda birşey geçmediği halde bana nasılsın diye soran hayatım diye hitap eden tuvalete gitse haber veren gercek biriydi o.
Ve esasında ucunu de istemediğime karar vermiştim.
Çünkü c o soğuk gün beni kadıköy de bırakıp gitmiş t en zor zamanımda elimden tutmamış ilgisizlik yapmış m ise macera peşinde kendi sıkıcı hayatından bıkmış yanlış hayatın adamıydı.
Benim içimde çok başka biri vardı. Ve esasında kimse yoktu. içtiğim zaman n olurdu ağlar dururdum. Durduk yere a gelirdi aklıma ve onun bana ne kadar iyi davrandığı. Artık a için aglamıyordum. Sonra tek gerçek ilişkim rahmetliymiş dedim. Ve de y aklıma geldi bu sefer onun bana kattıkları. ı nişanlanmıs k evlenmiş u ise hala kıroymuş. Ne kadar gereksiz insanlar dedim. bosluk doldurmaca. O ne olmuş hala kültürsuz bir ayı miymiş? Ya da z kendi seviyesindeki varoş karısı ile ne mi mutluymuş? Gülesim geliyor burada iste. Sonra d hala kokuyor muymuş ya da ü melek karısını bu sefer de oralarda mi aldatıyormuş diye soruyorum. Neden hep aynı cevaplar? Zira r gercek bir aptal l ise ben onu aldattım diye düşünürken kendisi güzel aldatmıstı hala öyle mi? bosverip önüme bakmaya çalışırken i ve ç geldi gözümün önüne. Bir de onlar vardı doğru ya. Biri işimi görüyordu diğeri egomu tatmin ediyordu. Sıkıldıkça basıyordum kalayı...
Önüme bakmam gerekirken sadece kendime baktım bu sefer. Alfabeyi görmeZden gelerek yeni insanları duymadan görmeden sadece kendime baktım. Gitmem gereken yol bu yoldu. Birinin yolu değil zumrut un yolu. Ve zna gercekten z n ve a dan oluşuyordu. En sevdiklerim ve en tüketildiklerim. Artık tamamlanmıştı. Ötesi yoktu. İsmimde bir tek h kalmıştı. Demek ki çilem dolmamış dedim bir an. Bir h gelecek eksik olan o. 29 harfin kralı belki de oydu.
Ve t de aradığım sevgi yoktu. Belki de en doğru oydu ama sevgi yoktu.
m ile zaten olmazdı macera değil huzur peşindeydim ve gözü sürekli dışarda biriyle huzurlu olamazdım.
c Ne yaparsa yapsın hep benim hayran olduğum biri olarak kaldı. 20 yaşında günlüğüme yazdığım adam. Yarım kalanları tamamladığım yeniden yaşamam gerektiğini yaşayabileceğimi bir anda hayatı sevip sonra yeniden ölmek isteyeceğimi ve bunun kaçınılmaz bir döngü olduğunu gördüğüm adam. Bir kutsal belki de. Yüz yıl sonra bile daimi sevgili olmayı hakedecek tek kişi... Y öyle derdi değil mi? Bir başkası ile evliyken biriyle çıkıyor aynı zamanda benimle olduğunu söylerken biz zumrut le daimi sevgiliyiz başkaları da olsa biz birbirimize aidiz şeklinde saçma bir cümle kurabiliyordu.
Sonra gördük o daimiyi.
Neyse. Konu bu değil. Konu bir türlü düzelmeyen hayat gidişatı. Saçma sapan insanlarla muhatap olmak. Buz gibi karlı hava. Beş kuruş parasız olmak. it gibi çalışmak. bıkmak bıkmak bıkmak yeter yeter yeter. Düzgün sorunsuz huzurlu bir hayat istiyorum. Problemli insan istemiyorum! Oysa ne güzel değil mi zumrut aral.
Oysa kimsesizlerin kimsesiyim. kimsesizim. Adım mesut göbek adım bahtiyar yıllarca hep böyle bildiniz mesut bahtiyar dan öğütler dinlediniz...
Ve bir gün benim yerim çok uzakta kınalarla yaşıyorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat