12 Haziran 2010 Cumartesi

bir aq malına ithafen....

ana yazamazdım... yazamazdım hissettiklerimi. ayıp derlerdi, günah derlerdi, isim koyamadıklarından haram derlerdi. diyenlerin ismi neydi, sıfatı neydi anımsamıyorum. "onlar" hakkında anımsadığım tek şey yılanlaşmış insan olduklarıydı.

"ben"
küçük bir çocuk görünümünde, yaşlanmış bir kadın ruhunda, gece sokakta gezen sarhoş amca psikolojisinde, ölmeye cesareti olmayan bir saçmalık. ölüm belki kurtuluş, ama düşündüğüm tek bir insan var...
2 mart 2001... dünyam yeniden dönmeye başladı zor günlerden sonra...
3 mart 2001
dünyam yeniden yıkıldı senden sonra...
ve 2 mart 2009..
anneannem öldü!
yitirdiğim senelerime bile ağlayamamışken senin ne olduğunu daha iyi anladım!

"sen"
benim gerçek olan tek aşkım, her şeyim, umudum, dünyadaki tutunacak tek dalım, tek özlediğim insansın... insandın... insan zannettiğimdin...
hani bana bir şiir yazmıştın;
"sen, yorgun yıllarımın ardından elimde son kalanım.
bulutların arasında gördüğüm gerçek, sen vefa diye tanıdığım!"
o şiirin bir kopyası var mı sende? saklıyor musun? bakıp ben zümrüt'e böyle demiştim, iyi de kandırmışım diye gülüyor musun? yok gülmüyorsan, değerliysem..
ne zevk aldın üsküdar'da beni o evcil yılanın yanında aramaktan?
ne zevk aldın duygu'ya "sen gel yalnız, zümrüt gelmesin, onu evde istemiyorum" demekten?

"o"
kaç tane vardı hayatımızda? sayabildin mi? ben sayamadım "o" insan diye nitelendiremediğim varlıkları.
suçlayamadım ben gene de o eşsiz terliksi hayvanları! neden suçlayayım ki? karşılarında dünyanın en sevimli varlığı görünen biri çağırdığında kim olsa gitmez miydi? beni çiğnemek pahasına bile olsa gitmez miydi? giderdi güzelim giderdi! melek olmadığını biliyoruz da bari diğer insanlara bok atmaya çalışma!

önce "biz"
yıkılmazlar. eşsizler. başkalar. dünya bir araya gelse yenilmezler. ayrılmazlar.
işte buna gülünür.
o arkasından demediğin laf bırakmadığın uydu var ya, hani benim kardeşim...
bir gün bana "senden bir çıkarı var" dedi... "çıkarı olmasa yanına gelmez, özür dilemez, yaktığı gemileri kurtarmaya kalkmaz" dedi.. ona senin depresyonda olduğunu söyledim. bana ihtiyacın olduğunu, çıkarcı olmadığını, aksine "bu sefer" iyi niyetli olduğunu söyledim!
hani biz benzersizdik ya! ondan!!!
ama biz, biz değilmişiz ya. sizin evde gördük! yazıklar olsun!

sonra "onlar"
bir gün üsküdar'da
bir gün muğla otogarında
bir gün halkalı'da
sonra bir gün atılan bir intihar mesajında paniğe kapılan kırkına gelmiş ancak hala kendini çocuk zanneden bir kadında...
sonra facebookta havalara giren bir mal ötesi yaratıkta. tehditkar bir kasnakta.. neler nelerde yaa
ama en son bir yaz gecesi evime çok yakın bir yerden açılan telefonda... datça'da..
"ben nerdeyim biliyor musun?"
"datça?"
"eveeet bak yanımda bilmemkim var... peki biz nerdeyizzz??"
ananın amında demeyi çok isterdim. çünkü alacağım cevabı biliyordum be orospunun evladı!
insan olabilirsin
sevebilirsin
görmeye gidebiilirsin
peki bana neden nispet?
yok eğer ben fesatsam sırf haber vermek için aramışsan beni de çağırsaydın da hep beraber gitseydik?
"ben seni muğlada sanıyordum"
AYLARDAN AĞUSTOS BE ŞEREFSİZ!!!!!!!!ne muğlası göt!

zümrüt babasının müşterisinin arabasına atlar ve gider olay mahaline. elinde kopuk bir kolye vardır. aylardır tasma niyetine boynunda taşımıştır o kolyeyi. üstelik hiç kimse onu anlamazken, olayın farkında değilken, kendini sadece depresyonda bir insana yardım ediyor zannederken...
tek niyeti kolyeyi tasma niyetine kendi eliyle muğla otogarında boynuna takan kişinin suratına fırlatmak "kopmuştu, ama ben saklıyordum..." deyip dönüp gitmekti.
uzaktan seyreder balkonda oturan insanları... aşkını, yanındaki ayıyı, telefon açan göt suratlıyı, onun yanındaki hiçbir suçu olmayan kızı... ortada dolanan kedileri, oğlan çocuğunu... hem ayıdan tırsar, hem de kıyamaz muhabbetlerini bozmaya... basar gider aktur civarında biraz dolanır... bi mesaj atar. mesajla ayıyı delirtir sadece...sonra sadece içer.
sonra sen gece bana yine mesaj atarsın! kahpeliğinle, yüzsüzlüğün, şerefsizliğinle! kendini aklamaya çalışırsın, beceremezsin...
sonra o olayın farkında bile olmayan kız bana anlatır senin suçun olmadığını. suçun yok da sen salak mısın peki? o kızı da kandırdınız ikinizi de tebrik ediyorum.
sonra?

sonra "biz" "siz" olur!
"siz"
şeref yoksunları!
neyi kimden kıskandığını bilmeyen zavallı yaratık! bayramda bana mesaj atan bir şerefsiz...
babasının vefatını en son haber verdiği kişi olduğum adilik abidesi!
ve daha niceleri...
arada facebookuna bakıyorum. gülüyorum iğrençliğine, yapmacıklığına... yazık sana. yazık bir şey olduğunu zannediyorsun... iki lafa gaza gelip doğru yaptığını zannediyorsun... sana acıyamıyorum bile artık. duyduğum tek şey eski zümrüt'ün içindeki minicik bir umudu, ufacık bir insanlığı bile yok etmenin kazandırdığı nefret!
şimdi o yarım ağızla gülüşünü görür gibiyim. "nefret edebilmek te bişeydir hahah" dediğini duyar gibiyim. sana şu kadarını söylemek lazım sadece. sen insanlara ulaşmak için beni kullandın! benim üzerime bastın! benden kork artık sadece kork!


bu yazıyı şimdi okur musun bilmiyorum ama bir gün okuyacaksın çok iyi biliyorum! o yüzden senin de bildiğin bir gerçeğin burada bir kez daha altını çizeceğim. sen orospusun kızım! kocaman bir orospusun ve insanların gözünde hep o kadar kalacaksın!
orospulara hakaret oldu biliyorum! sen onlardan daha aşağısın! en azından onların bir mesleği var. sen ne işe yarıyorsun insanların hayatını mahvetmekten başka?


"sana diğerlerinin yanında ne diye hitap etmem lazım?"
"cevabı biliyorsun. her zamanki gibi. neden değiştiresin ki?"
"ne bileyim.... onlar da bundan cesaret alıp benim gibi konuşmaya çalışırlarsa?"
"izin vermem!"

sana çevrende benim gibi hitap etmeyen kaldı mı bu konuşmadan sonra?
ağzını açmadan bunun cevabını ver!
aferin... şimdi sus ve otur..
sus.. ve nüfus kayıt örneğine bak.. artık oradaki bir ölü de benim senin için...
artık bitti.

"sakın duymayayım o kelimeyi bir daha! zümrüt sizi gebertir!"

duymadım mı sanıyordun:)
tebrikler. bunu da yüzüne gözüne bulaştırdın...
zeynep'e selamlar;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Anlat