Demir tellerin içinden geçmek... Kolay görünebilir ama imkansızdır 14-18 yaş arası değilsen. Yaşın fazla gelir çocukluğunda yüzleşeceğin o sahaya girmeye! Karnında ufak bir büyüyememe sancısı, kalbin kırılmaya alışkın, izlersin tellerin ardındakileri.
Erişilmez bir hayattır onlarınki. Eriştirmezler kendilerine! Ya kendileri koyar engelleri, ya da belediye koyar aradaki demir telleri... Sonuç aynıdır; kendine acırken yine kendine ağlarsın!
Demir tellerin arkasında muhafaza edilmek insana batarmış gibi yaka silkmek ergenlikten ya da bir gün olsun küfretmeden sabahın bir körü kalkıp okula gitmek, hayatı yaşamak arkadaşlarınla... Ne acıyorsun kendine ne de açlığınla baş edebiliyorsun! Sevgiye açlığınla!
Sen sevgiye açtın bir zamanlar... Öyle derdi demir tellerin ardında kalmış ayrıcalıklı 18 yaş üstü insanlar...
Bedduaların en büyüğünü yemişsin bir kere.
Ne açlık, ne sevgi, ne demir teller...
Ne uyanmak, ne uyumak, ne 6 yıl önce bir buluttan aşağı atılmış olmak...
Ne de kimsenin görmek istemediği içine akan gözyaşları...
Hiçbirşey ama hiçbirşey mantıklı değil artıık! Hiçkimse ama hiçkimse hiçbirşeyin değil artık!
Senin ruhun bile yok..Sen yoksun!
Bir ablan olsa ne yazar!!
Demir teller seni yeniden içine alsa ne yazar!!!
Sen yoksun ki!
YOK!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Anlat